Türk-Alman Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Nuroğlu, ABD için taktiksel bir pazarlık aracına dönüşen gümrük tarifelerindeki son durumu AA Analiz için kaleme aldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte, küresel ticaret sisteminde sert dalgalanmalar gözlemleniyor. Trump’ın neredeyse tüm dünyaya karşı başlattığı gümrük savaşları, ABD ve pek çok ülkenin borsa endekslerinde baskı yaratıyor. 9 Temmuz’da yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük tarifeleri, son anda Beyaz Saray tarafından 1 Ağustos’a ertelendi. Ancak bu kez önceki ertelemelerden farklı olarak daha kararlı bir tutum sergilendi. Beyaz Saray’ın 24 ülkeye gönderdiği mektuplarda tarife oranları ve kapsama dair detaylar paylaşıldı.
Trump, çelik ve alüminyum ithalatına yüzde 50, otomotiv ürünlerine yüzde 25 ve diğer ürün gruplarına yüzde 10 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Avrupa Birliği'ne (AB) gönderilen mektupta ise, 1 Ağustos itibarıyla tüm ürünlerde sektörel tarifelere ek olarak yüzde 30 gümrük vergisi uygulanacağı bildirildi. AB Komisyonu buna karşılık olarak, 21 milyar avroluk misilleme paketini hazırlarken, 72 milyar avro değerindeki ikinci bir liste üzerinde çalışıyor. AB, müzakerelerin başarısız olması durumunda ABD'ye güçlü ve orantılı bir karşılık vermeye hazırlanıyor.
Trump ayrıca, Kanada ürünlerine sektörel vergiler dışında yüzde 35, Brezilya’ya yüzde 50 oranında ek tarife getireceklerini duyurdu. Türkiye dahil bazı ülkelere uygulanan yüzde 10’luk tarifelerin ise yüzde 15-20 seviyesine çıkarılması planlanıyor.
ABD’nin gümrük tarifeleri mevzusu o kadar geniş bir ölçeğe yayıldı ki başlangıçta ABD-Çin arasında olan gerilim gölgede kaldı.
Resmi açıklamalar ve gönderilen mektuplar, 1 Ağustos’un nihai tarih olduğunu gösterse de Trump’ın geçmişteki tavrı dikkate alındığında vergilerle ilgili yeni bir erteleme sürpriz olmaz. Buna rağmen, ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), artık daha fazla gecikme olmayacağını belirtiyor. İş dünyası ve hükümetler, tarifelerin 1 Ağustos’ta yürürlüğe gireceği varsayımıyla son hazırlıklarını tamamlama gayretinde.
ABD ekonomisinin son zamanlarda güçlü seyretmesi, Trump’ın ticaret politikalarında agresif adımlar atmasına elverişli bir zemin hazırlıyor. Ancak tarifelerin yürürlüğe girmesi, küresel ticaret dengeleri açısından ciddi riskler barındırıyor ve hem ABD hem de diğer ülkelerde fiyatların yükselmesi bekleniyor.
Yeni ve yüksek tarifelerinin uygulanması, ABD’de fiyatları ve enflasyonu artıracaktır. Misilleme durumunda ise diğer ülkelerde de benzer fiyat artışları beklenebilir. Bu da üretici ve tüketici fiyatlarını küresel ölçekte yukarı çekecek bir zincirleme etki yaratabilir.
Tarifelerin gündeme geldiği günlerde Avrupa borsalarında da kayıplar yaşandı. Yüksek vergilerin küresel büyümeyi ve şirket karlılıklarını baskılayabileceği yönünde güçlü beklentiler var. Ancak net bir öngörüde bulunmak için hala erken.
Trump yönetiminin önce tarifeleri duyurup ardından ertelemesi, daha sonra da sert mektuplarla geri adım atmayan bir duruş sergilemesi, bu süreci yalnızca bir ticaret politikası değil, aynı zamanda bir müzakere stratejisi haline getiriyor. Bu yaklaşım, pazarlık masasında “belirsizliği ve ABD’nin büyüklüğünü silah olarak kullanma” yöntemi olarak görülebilir.
Küresel ticaret, adeta ABD ve diğer ülkeler arasında bir kedi-fare oyununa dönüşmüş durumda. Bu denklemde ülkelerin kırılganlığı azaltmak için kendi stratejik duruşlarını güçlendirmeleri, tek ve büyük ABD pazarına bağımlılığı azaltacak adımlar atmaları ve belirsizliklere karşı direnç geliştirmeleri giderek önem kazanıyor.




