ABD'nin askeri teçhizat ihracatına yönelik hamleleri, nükleer silah testlerine yeniden başlaması ve Savunma Bakanlığının (Pentagon) ismini "Savaş Bakanlığı" olarak değiştirmesi Başkan Donald Trump'ın uygulamalarının "barışı sağlama" ve "çatışmaları sona erdirme" söylemiyle çeliştiği yönünde eleştirilere neden oluyor.

Trump, 20 Ocak 2025'teki Başkanlık yemin töreninde ABD ordusunu daha da güçlendireceklerini belirterek bunu gerçekleştirirken "barış yapıcı ve birleştirici" olarak bir miras inşa etmek istediğini söyledi. Beyaz Saray'ın internet sitesinde, 5 Aralık 2025'te Trump'ın imzasıyla yayımlanan 29 sayfalık Ulusal Güvenlik Strateji belgesinde ise "güç yoluyla barış" politikası vurgulanarak Trump, "Barış Başkanı" olarak nitelendirildi.

Trump, 20 Ocak 2025'te yemin ederek göreve başlamasından bu yana Kanada'dan Venezuela'ya, Grönland'dan İran'a, Nijerya'dan Yemen'e pek çok ülkeyi askeri ve diplomatik baskı araçlarını kullanarak hedef aldı. Pentagon binasındaki tabelalar, Bakanlığın adının değiştirilmesine yönelik Eylül 2025'te imzalanan başkanlık kararnamesinin ardından 14 Kasım 2025'te "Savaş Bakanlığı" yazılı bronz levhalarla değiştirildi.

Trump yönetimi 16 Eylül 2025'te, insansız hava aracı (İHA) ihracatındaki kısıtlamaları hafifletmekle kalmadı, 29 Ekim 2025'te de Pentagon'a "derhal" nükleer silah testlerine başlaması talimatı verdi. Ayrıca, ABD, son 1 yılda Orta Doğu'dan Asya-Pasifik'e, Avrupa'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada müttefik ve ortak ülkelere milyarlarca dolarlık silah ve askeri teknoloji satışını onayladı.

Söz konusu gelişmeler, Trump'ın küresel krizlere ilişkin barış ve çatışmaları sona erdirme söylemi ile sahadaki fiili uygulamalarının arasında çelişki olduğu yönünde eleştirilere sebep oldu. Trump, askeri ve diplomatik baskı araçlarını yoğun biçimde kullanarak Venezuela, Kanada, Grönland, Panama, Nijerya, Meksika, Kolombiya, Brezilya, Yemen, İran, Güney Afrika gibi pek çok ülkeyi hedef aldı. Venezuela'da ABD müdahalesi ile yönetim değişti.

Trump, Grönland'ı almaya kararlı olduğunu belirterek, "Grönland'ı almazsak, Rusya veya Çin alacak. Ben başkan olduğum sürece bu olmayacak." ifadelerini kullandı. Ayrıca, Trump NATO ülkelerinden savunma harcamalarını artırmalarını istemekte ve bu talepler yerine getirilmediği takdirde ülkelerin İttifaktan atılmasını savunmaktadır.

Trump yönetiminin "saldırganlığını" artırma ve Çin ile karşı karşıya gelme ihtimaline değinen uzmanlar, bu durumun ABD'nin uluslararası itibarını zedelediğini belirtmektedir. Trump'ın askeri gücü kullanarak elde etmeye çalıştığı başarıların uzun vadede ülkenin gerçek çıkarlarına uygun olmayabileceği de ifade edilmektedir.