Bu hedef doğrultusunda ABD’nin öncelikli amaçları; Küba rejimini ekonomik olarak boğmak, Batı yarımkürenin bu bölgesini kontrol altına almak ve ardından ABD, Meksika ve Venezuela’nın ortak petrol üretimiyle kendi etki alanını Orta Doğu’dan bağımsız hale getirmek.
Küba Faktörü: "Bir Taşla İki Kuş"
Venezuela operasyonunun nihai hedefinin; hayatta kalmak için ucuz hatta bedava Venezuela petrolüne muhtaç olan Küba’yı ekonomik olarak çökertmekti. Bu, sadece petrolü ele geçirmek değil, aynı zamanda bölgedeki en büyük ideolojik düşmanı yok etmek anlamına geliyor.
Trump ve Marco Rubio da kısa süre sonra bu hedefi açık ettiler. Trump, Venezuela operasyonunun Küba rejimini devirmekle bağlantılı olduğunu şu sözlerle kabul etti: "Sanırım Küba düşecek ve boks maçındaki on saniyelik sayımdan önce ayağa kalkamayacak."
Yeni Monroe Doktrini ve Vahşi Orman Yasası
Yazar, bu durumu "Monroe Doktrini"nin modern ve daha sert bir geri dönüşü olarak nitelendiriyor.
Bu yeni düzende ABD, Grönland'ı ilhak etme niyetinden, Kanada'yı 51. eyalet yapma fikrine; Panama Kanalı kontrolünü geri almaktan Kolombiya ve Brezilya'ya müdahaleye kadar kendi etki alanında tek güç olmayı hedefliyor.
ABD kendi etki alanında özgürce hareket ederken; Rusya’nın eski Sovyet ülkeleri üzerinde, Çin’in ise Tayvan üzerinde kontrol kurmasının da yolunu açıyor. Bu, uluslararası hukukun yerini "güçlünün yasasının" aldığı bir "orman kanunu" dünyasıdır.
Petrol Sektörü: "Truva Atı" mı?
Venezuela'nın petrol endüstrisini canlandırmak sanıldığı kadar kolay değil. Üretimi sadece günlük 2 milyon varile çıkarmak için bile 100 milyar dolardan fazla yatırım gerekiyor. Ayrıca PDVSA'nın 35 milyar dolarlık borcu var.
Venezuela petrolü çok ağır ve ağdalıdır; işlenmesi için özel rafineriler ve inceltici hafif petrol ithalatı gerekir.
Silahlı milislerin ve kaosun olduğu bir ülkede, ABD askerleri sahaya inip güvenliği sağlamadan hiçbir petrol devinin buraya yatırım yapması mantıklı görünmüyor.
Demokrasi mi, Güç Gösterisi mi?
Trump’ın amacının "demokrasi getirmek" olmadığı, muhalefet lideri María Corina Machado’yu "saygı görmeyen biri" olarak nitelendirmesinden ve seçim yerine doğrudan Maduro'nun başkan yardımcısı Delcy Rodríguez ile "rekonstrüksiyon" planı için temas kurmasından anlaşılıyor. Trump, "Görev tamamlandı" diyene kadar seçim yapılmasına niyetli görünmüyor.
İhtiyatsızlığın Bedeli
ABD, arkasında bir 'ertesi gün planı' olmadan tiranları devirmenin tehlikelerini son on yıllarda acı yollarla öğrendi. Şimdi aynısını tekrar yapıyor gibi görünüyor. Dünya, Trump’ın bu son ihtisatsızlık gösterisinden dolayı pişmanlık duyacaktır.




