Trump, başkanlık yetkilerini artırmak için mahkemeleri nasıl kullanıyor?
Kaynak, SAUL LOEB/AFP/Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, Donald Trump 9 Nisan 2025'te Oval Ofis'te.
Haber bilgisi
Yazan, Gary O'Donoghue
Unvan, Kıdemli Kuzey Amerika Muhabiri

Geçen yıl Manhattan'da Mayıs ayının sonlarında sıcak bir öğleden sonraydı. Donald Trump'ın, eski avukatı tarafından yetişkin film yıldızı Stormy Daniels'a ödenen sus payı nedeniyle yargılandığı davada jürisi, duruşmanın ikinci gününde tartışmaya devam ediyordu.

Sonra kıyamet koptu. Jüri dönüyordu.
BBC yayınına girmeden saniyeler önce, nefes nefese adliye binasının dışındaki canlı yayın noktasına ulaştım ve acele hareket ettiğimden telefonumun ekranını kaldırıma çarptım.

Jürinin kararları birer birer gelmeye başladı: "Suçlu... suçlu... suçlu..."
Trump, 34 ithamın tamamından suçlu bulundu ve o geceki ana haber bültenini, eski bir başkanın artık hüküm giymiş bir suçlu olduğu fikrinin muazzamlığını açıklayarak geçirdim - ABD tarihinde bir ilkti.

BBC'nin kıdemli Kuzey Amerika muhabiri olarak, Trump'ın Doğu Yakası'ndaki mahkemelerde yaşadığı çok sayıda hukuki sorunu aylarca takip ettim. Dört ayrı ceza davası; çok sayıda hukuk davası; her yönden üzerine geliyor ve sadece özgürlüğünü değil, tüm siyasi ve ticari varlığını tehdit ediyordu.
Fakat aradan geçen bir yılda işler tersine döndü. Yüksek Mahkeme bu süreçte üç önemli karar verdi:

  1. Biri başkanlara ve eski başkanlara geniş bir yargı dokunulmazlığı tanıyor;
  2. İkincisi Trump'ın 2020 seçim sonuçlarını yok sayma girişimlerinin, kendisinin bir daha başkan adayı olamayacağı anlamına geldiğine yönelik bir kararı reddediyor;
  3. Geçen ayki üçüncüsü de bölge yargıçlarının, başkanın bazı icraatlarını durdurma yeteneklerini kısıtlıyor.

Bu kararlar Yüksek Mahkeme'yi sağlam bir muhafazakar çoğunlukla yeniden şekillendiren Trump'ı cesaretlendirdi: Şimdi gözünde alt mahkemeler var.
Asıl soru şu: Otoritelerini yeniden tesis etmek için savaşmalılar mı, savaşırlarsa nasıl savaşabilirler? Ve tüm bunlar Donald Trump'ın görev süresi sona erdikten sonra bile ABD'deki güçler dengesini kalıcı olarak yeniden şekillendirecek mi?

'Demokrasiye en ağır saldırı'

Hem aktif hem de emekli birçok yargıç bana "saldırının" boyutunun daha önce görülmemiş bir şey olduğunu söyledi. Pensilvanya'dan eski yargıç ve Dickinson College'ın başkanı John E. Jones III, "Özellikle ABD bölge mahkemelerinin... daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde yönetimin saldırısı altında olduğunu söylemenin doğru olacağını düşünüyorum" diyor.

ABD Başkanı Trump son röportajımız sırasında bana telefonda söylediği renkli sözlerin yanı sıra, yargıçlar için defalarca "sahtekar", "canavar", "dengesiz", "deli", "ABD'den nefret eden" ve "radikal sol" gibi ifadeler kullandı.
Trump aynı fikirde olmadığı kişilerin görevden alınması çağrısında bulundu, yargıçları dava etmekle tehdit etti.
Politikadan sorumlu özel kalem vekili Stephen Miller daha da açık sözlü davranarak ülkenin bir yargı tiranlığı altında yaşadığını ilan etti.
Miller, Mart ayında sosyal medya hesabında "Her gün yönetimin dış politika, ekonomi, personel ve ulusal güvenlik politikalarını değiştiriyorlar" diye yazdı: "Bu çılgınlıktır, saf kanunsuzluktur. Bu demokrasiye yönelik en ağır saldırıdır. Sona ermelidir ve erecektir."

Yargıçlar artan bir düşmanlıkla ve bazı durumlarda halktan gelen şiddet tehditleriyle karşı karşıya kalıyor.

Bu yıl içinde Başkan'ın bazı icra emirlerini engellemeleri ya da geciktirmelerinden kaynaklandığı anlaşılan ölüm tehditleri alan yargıçlar tanıdığını söylüyor. Trump'ın tehditlerden haberdar olduğuna dair herhangi bir iddia bulunmuyor.

Yargıyı korumakla görevli ABD Marshals Service tarafından derlenen rakamlar, bu yıl Haziran ortasına kadar yaklaşık 300 yargıca yönelik 400'den fazla tehdit olduğunu gösteriyor ki bu rakam 2022 yılının tamamındaki sayıyı aşıyor.

Tehditlerden bazıları yargıçlar veya aileleri hakkında kişisel bilgilerin ifşasını içeriyor.

New Jersey'de görev yapan bölge hakimi Esther Salas'a göre, 100'den fazla hakim sahte pizza siparişlerine maruz kaldı.

Tehditlerdeki artış mevcut yönetimden önce başlamıştı ancak Yargıç Salas şu anda yeni bir aşamaya geçildiğini söylüyor: "Kışkırtıcı söylemler kullanıldığında bireyler bize zarar vermeye davet ediliyor."

Mevcut yönetimin pek çok destekçisiyse, tansiyonun yükselmesinde Başkan Trump'ın söyleminin etkili olduğu fikrini reddediyor.

Trump'ın ikinci defa seçilmesinin yolunu döşediğine inanılan Project 2025 programının mimarlarından Jeff Anderson, yargıçlara yönelik düşmanlıktan daha çok solun sorumlu olduğunu savunuyor: "Federal mahkemelerdeki herhangi birine yönelik en yüksek profilli tehdit, [muhafazakar] Yüksek Mahkeme Yargıcı Brett Kavanaugh'a suikast girişiminde bulunulmasıydı."

Trump yönetimini bunu kolaylaştıran şey olarak nitelendirmeye çalışma eğilimi var.

Kararname yağmuru

Diğer başkanlar da mahkemelerle ters düşmüştü fakat Trump'ın yargıyla çatışması, ölçeği ve öfkesi bakımından tartışmasız bir şekilde benzersiz.

Trump'ın Beyaz Saray'a istediğini hızlı bir şekilde elde etmeyi amaçlayan bir kararname sağanağıyla geldiği göz önüne alındığında belki de kaçınılmazdı.

Sadece ilk gün 26 kararname imzaladı. Temmuz ayının başından bu yana 140 adet daha imzaladı Trump.

Bu, Başkan Joe Biden'ın dört yıllık görev süresi boyunca imzaladığından daha fazla.

Başkan Barack Obama ise sekiz yılda 276 kararname imzalamıştı.

Elbette, icra emirleri tamamen ABD BaşkanI'nın yetkisi dahilinde.
Yürütme emirleri çıkarma yetkisi doğrudan ABD Anayasası'nın 2. maddesine dayanıyor, dolayısıyla Trump anayasaya meydan okumuyor ya da anayasayı by-pass etmiyor - emirlerin yasama yetkisine atıfta bulunması koşuluyla, hükümetin kollarını yapmasına izin verilen bir şekilde çekiyor ve bu emirler kanun hükmünde.

Başkanın kalemini oynatarak yapamayacağı şey, yeni yasalar çıkarmak ya da Anayasa'ya aykırı şeyler yapmak.

Kongre devreye girmezse, emirlere itiraz etmek isteyenler için tek seçenek mahkemeye gitmek.

ABD'de doğan herkesin vatandaşlık hakkı gibi anayasal konulara değinen kararnamelerin kapsamlı niteliği, bireysel davaların esastan sonuçlanmasını beklerken ülke çapında düzinelerce ihtiyati tedbir kararı alınmasına yol açtı.

Bu nedenle Trump'ın Haziran sonunda Yüksek Mahkeme'de kazandığı ve ülke çapında bu tür tedbir kararlarını engelleyen zaferi çok önemliydi.

Yargı seçmenin iradesini mi kısıtlıyor?

İdarenin çeşitli argümanları var. Yargıyı "aşırıya kaçmakla" ve yargıçları da "aktivist" olmakla suçluyorlar.

Ancak belki de en temel - ve en felsefi - eleştiri, halkın iradesinin önünde durdukları.

Birleşik Devletler Başkanı'na verilen bir yetki, yasaları hiçe sayma yetkisi anlamına gelmez.

Aksini iddia etmesine rağmen, yönetimdeki bazı kişilerin mahkemelerin yetkilerini çiğnemeyi düşündüklerine dair işaretler var.

Ancak mahkemelere meydan okumak ya da onları etkisiz hale getirmek için gerçekten bir plan varsa, yargı mücadele etmeden teslim olmayacak.

Bu savaş başladı ama henüz bitmedi ve bu başkan için de, gelecekteki başkanlar için de sonuçları tahmin edilemez.

İlgili Konular
Amerika Birleşik Devletleri
Donald Trump

İlgili haberler
Epstein belgeleri: Trump isminin olduğunu reddediyor, gözler Ghislaine Maxwell'in ifadesinde
Trump, hakkındaki Epstein iddiaları nedeniyle Murdoch ve Wall Street Journal'a 10 milyar dolarlık dava açtı
Donald Trump'tan MAGA baskısı sonrası 'Epstein belgeleri' kararı