İran'da petrol ihracatının yüzde 90'ının gerçekleştirildiği Hark Adası, ülkenin atar damarı olarak görülmektedir. Adaya ait bir bölge, petrol terminalleri, boru hatları ve dev depolama tanklarından oluşmaktadır. Ülkede çıkarılan petrolün büyük bir kısmı burada işlenerek Asya pazarlarına sevk edilmektedir. Adada depolama kapasitesi 28 milyon, yükleme kapasitesi ise günlük 7 milyon varile kadar çıksa da yaptırımlar nedeniyle fiili ihracat kapasitesinin ancak yüzde 60-65'i pazarlanabilmektedir. İran petrolünün en büyük alıcısı ise Çin'dir.
Hark Adası'nı İran'ın atar damarı yapan bir diğer kritik nokta, adanın doğal bir derin su limanına sahip olmasıdır. Bu derin sular, büyük tankerlerin adaya güvenli bir şekilde yanaşmasına imkân sağlarken, adayı da İran'ın petrolünü küresel piyasalara ulaştıran en önemli lojistik merkez haline getirmektedir. Hark Adası, tüm bu özellikleri ve stratejik konumu nedeniyle "Yasak Ada" olarak da bilinmektedir; buraya girişler resmi izin gerektirmektedir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın gözünü adaya diktiği ve adayı ele geçirmeyi planladığı iddia edilmektedir. Washington yönetimi, adanın kontrol altına alınmasının İran'ın petrol gelirlerini kesebileceğini ve Tahran yönetimi üzerinde büyük ekonomik baskı oluşturacağını düşünmektedir. Trump, 1988'de İran-Irak savaşına ilişkin bir röportajında da Hark Adası'ndan bahsetmiştir.
Adaya olası bir saldırının küresel petrol piyasalarını sarsabileceği ve bölgesel savaşı daha da genişletebileceği ifade edilmektedir. Üstelik İran'ın da böyle bir saldırıya daha ağır bir yanıt vereceği öngörülmektedir. Diğer yandan, İran'ın saldırılarına karşı Hürmüz Boğazı'na yaklaşamayan ABD güçlerinin Hark Adası'nı ele geçirme planlarının mümkün görünmediği belirtilmektedir. Ancak Trump, son açıklamasında İran'ın enerji altyapısını yok edebileceklerini ve İran'ın bunu yeniden inşa etmesinin 25 yıl süreceğini iddia etmiştir.




