Ekonomist Erkan Öz, Trump-Musk ilişkisindeki gerilimlerin ekonomik boyutunu AA Analiz için kaleme aldı.
Birden bire başladı ve "daha genç" olan tarafın yine aniden özür dilemesi ile sona erdi. Trump-Musk kavgası bir yaz fırtınası gibi geldi geçti. Ancak olayın derinlerinde tüm dünyayı etkileyen büyük bir çatışma var.
Sanayi ekonomisi bilgi ekonomisine dönüşüyor
ABD Başkanı Donald Trump, 2024 seçimlerini kazanırken koalisyonunu genişletti. 2016 seçimlerinde Trump'ın arkasında küreselleşmeden olumsuz etkilenen Amerika’nın "daha yerli" sermayesi ve işçi sınıfı vardı. 2024’te ise bu iki gücün yanında, yükselen teknoloji patronları da yerlerini aldı. Teknoloji kesimini ise çok bariz bir şekilde Elon Musk temsil ediyordu.
Teknoloji patronları da sonuçta bir sermaye kesimi değil mi? Üstelik uluslararası çalışmıyorlar mı? Neden teknoloji patronlarını küreselci sermayeden ayrı düşünüyoruz? Teknoloji patronları sadece ayrı bir sermaye sınıfını değil aynı zamanda ayrı ve yeni bir üretim modelini temsil ediyor. Tüm dünya fabrika ve sanayi temelli bir üretim modelinden, bilgi ile üretime dayalı yeni bir modele geçiyor. Sanayi ekonomisi bilgi ekonomisine dönüşüyor.
Küreselci sermaye ve bilgi ekonomisi
Küreselci sermaye hala eski modeli yani fabrikalarda işçilerin çalışmasına ve kitlesel tüketime dayalı modeli uyguluyor. Sadece özellikle işçilerin eski milli sınırlar içerisinde değil nerede ucuzsa orada kullanılmasını öngörüyor. Öte yandan yeni bilgi ekonomisi ise kitlesel kol emeğine ve el becerilerine dayalı işçi sınıfı ile çalışmıyor, zihinsel becerileri ile üretim yapan çok daha karmaşık insan gruplarına dayanıyor.
Sanayi üretimine dayalı eski model artık yaşlandığı ve eskisi kadar yüksek karlı çalışamadığı için önce kendi milli sınırlarını terk edip, emeğin çok daha ucuz olduğu başka ülkelere üretimi taşımış ve küreselci ideolojiyi başlatmıştı. Son dönemde ise bu kaçış da yeterli olmuyor. Nüfus o kadar yaşlı ve kol gücüne dayalı verimli fabrika üretiminden uzak ki onu ayakta tutmak için aşırı devlet harcaması yapmak ve bunu gerçekleştirebilmek için de sınırsız borçlanmak ve sınırsız para üretmek gerekiyor. Bunun da yeterli olmadığı yerde ülkeye vasıfsız ucuza çalışan yeni yabancı işçilerle doldurmak şart haline geliyor.
Trump’ın ideolojisi ve Musk ile çatışma
Trumpçı ideoloji, zamanda geriye gitme arzusu taşıyor. Yani sanayi ekonomisinin hala genç olduğu, aile kurumunun sağlam kaldığı, doğum oranlarının yüksek olduğu, nüfusun genç olduğu eski günlere dönülmesini istiyor. Aynı şekilde, el emeğine dayalı üretimin yeniden yaygınlaşmasını, bu üretimin Amerika’da yapılmasını ve para sisteminin de tıpkı eskiden olduğu gibi altın gibi sınırlı bir kaynağa dayanmasını savunuyor. Bu nedenlerle, Trump küreselciliğe, "woke" ideolojisine ve borçlara karşı çıkıyor, altın ya da bitcoin gibi sınırlı paraları övüyor.
Devlet-şirket ilişkisindeki çatışma
Gelin görün ki fizikte zamanda geriye gitmek mümkün olmadığı gibi sosyal bilimlerde üretim biçimlerinde de geriye gidiş yoktur. Eski tip sanayi ekonomisi kaçınılmaz bir biçimde bilgi ekonomisine dönüşüyor. Üretim zamanla fabrikalarda kitlesel kol gücüne dayalı olarak değil, yapay zeka, robotlar ve 3 boyutlu yazıcılar ile gittikçe daha kendine has küçük gruplara yönelik olarak ve daha yerel biçimlerde gerçekleştirilecek.
Peki "gelecekte dünyayı devletler değil şirketler yönetecek" söylemi palavra mıydı? Evet, bu bir palavra ancak Musk, Trump karşısında geri adım attığı için değil. "Şirket" dediğimiz kurum da sermaye, fabrika ve sanayi ekonomisinin bir ürünüdür. Şirketler ve para sahibi insanlar dünyaya sanayi ekonomisi ile son 300 yılda ve özellikle son yüzyılda hakim oldu. Para ve sanayi ekonomisi yaşlanıp tamamen çöktüğünde şirketler de eski yapıyla birlikte çökecek.
Sonuç
Devlet muhtemelen büyük değişikliklerle yeni dönemde de varlığını sürdürecektir. Ancak şirketlerin yaşaması o kadar kolay görünmüyor. Peki şirketlerin yerini hangi yeni yapılanmalar alabilir? Decentralized Autonomus Organizations (Merkeziyetsiz Özerk Organizasyonlar) ya da kısa adıyla DAO’ları bir incelemenizi öneririm.




