DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının taleplerinin bulunduğu mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi. Mektuba ve sürece ilişkin İstanbul'da "Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması" başlıklı toplantı düzenlendi.
Toplantıda konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, tüm DEİK ailesi olarak bu çalışmanın arkasında olduklarını belirtti. AB'ye üyelik ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi noktasındaki gecikmelerden bahseden Olpak, Türkiye'nin AB ile yakın ilişki içerisinde olduğunu dile getirdi. Gündemin sadece Gümrük Birliği'nin güncellenmesi olmadığını, Avrupa ekosisteminde yer almak istediklerini vurguladı.
Olpak, küresel anlamda yaşanan öngörülemezlikler ve Avrupa özelindeki gelişmelere dikkat çekerek, Gümrük Birliği'nde dijitalleşme ve kamu alımlarından tarıma kadar birçok sürecin güncellenmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi yeni düzenlemelerin Türkiye'yi etkilediğini belirtti.
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye-Avrupa İş Konseylerinin 26 AB ülkesi dahil 37 ülkeden oluştuğunu, iş dünyasının Türkiye'nin tam üyeliğine verdiği desteği açıkça ortaya koyacaklarını ifade etti. Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa'nın karşılaştığı küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olduğunu belirtti.
Yalçındağ, Türkiye'nin dinamik ekonomisi, genç nüfusu, güçlü sanayi altyapısı ve enerji koridorları ile Avrupa'nın yeşil dönüşümüne ve stratejik dayanıklılığına somut katkılar sunabileceğini vurguladı. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliği açısından önemine dikkat çekerek, ilişkilerin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bu yıl sonuç almak istediklerini ifade eden Yalçındağ, Brüksel'de yapılacak toplantıda önemli ilerlemeler kaydetmeyi umduklarını söyledi. Türkiye'nin AB üyeliği noktasında Avrupa'nın artık bir lüksü kalmadığını ve Türkiye'nin Avrupa'ya olan gereksiniminin arttığını vurguladı. Yalçındağ, Avrupa'nın Türkiye'yi dışlayarak ekonomik ve stratejik özerklik kurabileceğine inanmadıklarını belirtti.




