Eğitim temel bir insan hakkıdır ve diğer insan haklarının kullanımı anlamında da vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Eğitimci Abdullah Damar ile Türkiye’de eğitim hakkını engelleyen unsurları konuştuk.

Eğitimin temel işlevleri nelerdir? Eğitim, insanoğlunun birlikte yaşamaya başlamasından bu yana devam eden bir süreçtir. Bir başka yönüyle eğitim, insanda değişim, dönüşüm, gelişim ve yenileşme sağladığı gibi aynı değişim, dönüşüm, gelişme ve yenileşmeyi toplumda da tetikler. Bütün bu nedenlerle eğitimin, hem bireysel, hem de toplumsal işlevleri vardır.

Eğitimin bireysel ve toplumsal işlevleri, onun temel bir hak olarak tanınmasının da önünü açmıştır. Bu anlamda eğitim temel bir insan hakkıdır ve diğer insan haklarının kullanımı anlamında da vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Eğitimin temel bir hak olarak kabul edilmesi nasıl bir tarihsel süreç izler? Eğitimin bir hak olarak kabul edilmesi uzun bir tarihsel sürece dayanır. 1789 Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirgesi’nde dolaylı bir şekilde eğitim hakkına değinilmektedir. Ancak eğitimin temel bir hak olarak belgelendirilmesi 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile mümkün olmuştur. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler tarafından 1966 yılında Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletlerin 1989 tarihinde Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabulü ile çocukların diğer hakları yanında eğitim hakkı da tekrar gündeme gelmiş ve taraf ülkeleri bağlayan bir yapı kazanmıştır. Birleşmiş Milletler tarafından 1979 yılında kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ise içerdiği ifadelerle kadınların eğitim haklarını da gündeme getirmiş, taraf devletlerde ve dünyada farkındalık yaratmaya çalışmıştır. Birleşmiş Milletler yanında 1949 yılında Avrupa’nın ilk siyasi kuruluşu olarak kurulan Avrupa Konseyi de uluslararası alanda eğitim hakkının hukuki temellerinin atılmasına katkıda bulunmuştur. Avrupa Konseyi tarafından 1950 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kabul edilmiştir. AİHS’nin önemli özelliği, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bulunmayan bir denetim mekanizması getirerek kapsadığı hak ve özgürlükleri korumaya almasıdır.

Bütün bu düzenlemelere dayanılarak Türkiye’de anayasal ve yasal düzenlemeler yapılarak eğitim hakkının kullanımı konusunda önemli adımlar atılmıştır. Ancak bu düzenlemelere rağmen eğitim hakkının kullanımı konusunda çeşitli engellerin olduğunu ifade edebiliriz.

Türkiye’de eğitim hakkının önündeki engeller
A) Temel eğitim hakkı;

  • Öğrenci devamsızlıklarının nedenleri takip edilmemekte,
  • Kız öğrencilerin eğitimine devam etmesi için gerekli çalışmalar yapılmamakta,
  • Engelli öğrencilerin ihtiyaçları dikkate alınmamaktadır.
  • Birleştirilmiş sınıf uygulaması temel eğitim hakkını engellemektedir.
  • Özel öğretim kurumları ile resmi liseler arasında eğitimin niteliği, mekânsal farklılıklar, ders araç gereci ve sosyal etkinlikler konularında farklar bulunmaktadır.

B) Engelli çocukların eğitim hakkı;

  • Engelli eğitiminde öğretmen, uzman, kurum ve alt yapı eksiklikleri yaşanmaktadır.
  • Kaynaştırma eğitimi veren kurumlarda engelliler dışlanmakta.

C) Çalışan çocukların eğitim hakkı;

  • Mevsimlik tarım işçisi çocukların eğitim hakkı ihlal edilmektedir.

D) Cezaevindeki çocukların eğitim hakkı;

  • Anneleriyle cezaevinde kalan çocuklar okul öncesi eğitime erişememektedir.

E) Mülteci çocukların eğitim hakkı;

  • Suriyeli mültecilerin eğitim hakkı algıları düşük.

F) Anadilde eğitim hakkı;

  • Bazı azınlık gruplar anadilde eğitim hakkından yararlanamamaktadır.

G) Çocuk Hakları Sözleşmesinde eğitim hakkı;

  • Veliler çocuk hakları konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaktadır.

Eğitim hakkının olumsuz boyutlarını ortadan kaldırmak için neler yapılabilir?

  • Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelere yardım etme,
  • Okul devamsızlıklarının nedenlerini araştırma,
  • Okulda ayrımcılığa karşı önlemler alma,
  • Engelli bireylerin kurum ve öğretmen ihtiyaçlarını dikkate alma,
  • Temel eğitimdeki farklılıkları ortadan kaldırma,
  • Çocuk işçiliğini önleme gibi politikalar hayata geçirilebilir.

Bütün bu çalışmaların hayata geçirilmesi sadece Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılabilecek icraatlar değildir. Başta sosyoekonomik düzeyi düşük ailelere yardım yapma ve temel eğitimdeki farklılıkları ortadan kaldırma gibi politikaların hayata geçirilmesi hükümet düzeyinde ele alınmalıdır.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...