Türkiye'nin genç nüfusu evlerinin salonlarında turluyor, NEET oranı yüzde 22,9'a yükselerek alarm veriyor. Genç kadınlar en çok etkilenenler arasında gelirken, istihdam ve eğitim politikalarında kapsamlı reformunun şart olduğu görülüyor.

Türkiye’nin sokaklarında sessiz bir hareket var. Bir nevi görünmeyen bir yürüyüş... Gençler, ağır adımlarla evlerinin salonlarında turluyor. Kiminin elinde telefon, kiminin yüzünde boş bir ifade. Ne okuldalar, ne işteler... Ne de hayallerinin peşinden gidiyorlar. Sanki ülke bir jenerasyonu “bekleme odasına” almış gibi. Son yıllarda bu gençlere bir isim kondu: NEET gençler — ne eğitimde, ne istihdamda olanlar. Ben daha çok “kayıp potansiyel” diyorum. Çünkü mesele sadece işsizlik değil. Sadece eğitim değil. Bir ülkenin geleceğini taşıyan omurganın yavaşça inceldiğini gösteren bir işaret bu.

Rakamlar buz gibi; duygu tarafı çok daha sıcak, hatta yakıcı. TÜİK’in son verilerine göre ise gençlerin yüzde 22.9’u ne okula gidiyor ne bir işte çalışıyor. Neredeyse bir büyükşehir dolusu genç evde; sessiz, üretmeden, umutsuz bekliyor. Ve bu gençlerin çoğu kadın. Genç kadınların neredeyse yarısı, güneydoğuda yüzde 40’ı, yani her iki genç kadından biri NEET.

Dünya genelinde NEET oranları farklılık gösteriyor. Küresel ortalama yüzde 20 civarında. Ancak Hollanda’da yüzde 4.5, Norveç’te 5.

Türkiye’nin Nabzı araştırmasına göre, katılımcılar gençlerin en büyük problemini ezici bir oranla ‘iş bulamama/işsizlik’ olarak tespit etti. Kamuoyunun yüzde 81’i bu durumu önemli veya çok önemli bir sorun olarak tanımlıyor. Gençlerin kendi tercihlerini birincil sorumlu görenler ise yalnızca yüzde 22’de kalıyor.

Eğitim sisteminin iş hayatına hazırlamaması, kamuoyunun yüzde 68’i tarafından etkili bir faktör olarak görülüyor. Düşük ücretlerin benzer oranda etkili bulunması, asgari ücret politikalarının ve çalışma koşullarının sorgulanması gerekliliğini ortaya koyuyor.

Rakamların ötesinde bir umutsuzluk var. İş aramaktan vazgeçenler, yılgınlar, “zaten işe almıyorlar” diyenler, yani sessiz sedasız sistem dışına çıkanlar. Sorunun en acı tarafı genç kızlar ve kadınlarda saklı. Genç kadınların neredeyse yarısı ne eğitimde ne işte. Kimi erken evlendiriliyor, kimi bakım yükü altında eziliyor, kimi ailesi izin vermediği için okuyamıyor.

Bu sorunu çözmek tek bir bakanlığın, tek bir kurumun görevi olamaz. Eğitim, çalışma, aile, yerel yönetimler, özel sektör… Hepsi aynı masada olmak zorunda. Meslek liseleri güçlendirilmeli, gençlerin yeteneğine göre yönlendirilmesi sağlanmalı, kadınlara özel destek programları artırılmalı. Türkiye, gençlerini yitirme lüksüne sahip değil. Bugün adım atmazsak, yarın çok geç olabilir.