AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Bangladeş, Brunei, Çin, Doğu Timor, Endonezya, Filipinler, Güney Kore, Japonya, Kamboçya, Kuzey Kore, Laos, Malezya, Moğolistan, Myanmar, Pakistan, Singapur, Sri Lanka, Tayland, Tayvan ve Vietnam olmak üzere Uzak Doğu ülkelerine 2025'te 7 milyar 986,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Yılın tamamında Uzak Doğu ülkelerine dış satım yıllık bazda yüzde 2,7 artarken, söz konusu ülkeler arasında en fazla ihracat geçen yıl 3 milyar 12,5 milyon dolarla Çin'e yapıldı.

Çin'i, 798,3 milyon dolarla Pakistan, 686,4 milyon dolarla Güney Kore, 649,8 milyon dolarla Japonya ve 538,9 milyon dolarla Malezya izledi. Söz konusu dönemde Vietnam'a 424,7 milyon dolarlık, Endonezya'ya 421,9 milyon dolarlık, Bangladeş'e 409,6 milyon dolarlık, Tayland'a 257,1 milyon dolarlık, Singapur'a 250,8 milyon dolarlık, Tayvan'a 179 milyon dolarlık, Filipinler'e 150,2 milyon dolarlık, Moğolistan'a 95,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Sri Lanka 71,5 milyon dolar, Kamboçya 25,8 milyon dolar, Myanmar 7,5 milyon dolarlık, Laos 5,6 milyon dolarlık, Brunei 2 milyon dolarlık ve Doğu Timor ise 97,9 bin dolarlık ihracatla söz konusu dönemde ihracat yapılan bölge ülkeleri arasında yer aldı. Kuzey Kore'ye ise dış satım gerçekleşmedi.

Söz konusu dönemde, Çin'e en yüksek ihracatı 1 milyar 642 milyon dolarla madencilik sektörü gerçekleştirdi. Pakistan'a 164,4 milyon dolarla tekstil ve ham maddeleri dış satımı yapılırken, Güney Kore'ye 143,2 milyon dolarlık madencilik, Malezya'ya 131,4 milyon dolarlık mücevher ve Japonya'ya 115,9 milyon dolarlık su ürünleri ve hayvansal mamuller ihraç edildi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Reha Denemeç, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, bölgenin son yıllarda küresel üretim ve tüketimin ana merkezi olarak ön plana çıktığını söyledi. Bununla birlikte son 10 yılda küresel ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 60’ının Asya-Pasifik bölgesinden geldiğini ifade eden Denemeç, dünya nüfusunun yüzde 40’ının bu coğrafyada yaşadığını kaydetti.

Denemeç, "Ticaret, küresel sermaye, üretim ve yüksek teknolojinin ağırlık merkezinin doğuya kaydığı günümüzde, Türkiye'nin bu dönüşüm içinde yer alması bir tercih değil, bir gereklilik haline gelmiştir." dedi. Söz konusu artışın Türkiye'nin bölgeye dair var olan kapsamlı vizyonunun neticesi olarak kabul edildiğini bildiren Denemeç, bu artışın küresel ticarette belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde son derece kıymetli olduğunu belirtti.

Denemeç, Türk firmalarının bölge pazarlarında daha kalıcı, uzun dönemli ve stratejik bir bakış açısıyla konumlanmaya başladığını ifade ederek, "Bölgeye ihracatımızın yıllık artışı toplam ihracatımızın artış hızı olan yüzde 4,5’in bir hayli üzerindedir. Tabii bu yeterli bir artış değildir. Bölge ülkeleriyle sahip olduğumuz potansiyele ve işbirliği fırsatlarına baktığımızda bu rakamların çok üstünde ticaret rakamlarına ulaşabiliriz." diye konuştu.

Denemeç, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesiyle birlikte Türkiye'nin güçlü olduğu sektörlerde bu tedarik zincirleri içerisinde yer almasının önemine dikkat çekti. DEİK olarak bölge ülkeleriyle var olan dış ticaret açığının dengelenmesi hususundaki çalışmalara devam ettiklerini belirten Denemeç, bölge ülkeleriyle ikili ticaret hacminin sürdürülebilir ve dengeli olması amacıyla bu ülkelerden Türkiye'ye nitelikli yatırım çekme, turist sayısını artırma, 3. ülkelerde işbirliği yapılabilecek projeleri hayata geçirme gibi başlıklarda çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti.

Denemeç, enerji, ulaştırma ve lojistik, teknoloji, turizm, altyapı ve kalkınma projeleri gibi alanlarda önemli fırsatların olduğunu söyleyerek, "Bölgeye verilen öneme dair diğer gösterge Ticaret Bakanlığımızın 2026 Hedef Ülkeler listesinde 60 ülkeden 13’ünün Asya-Pasifik bölgesinde yer almasıdır." dedi. Ayrıca, Dışişleri Bakanlığının Yeniden Asya Girişimi vizyonunun da bölge ülkeleriyle çok boyutlu ilişkilerin geliştirilmesini hedeflediğini ekledi.

Denemeç, Türk firmalarının bu ülkelerde ortak üretim, depo, dağıtım ve bölgesel merkezler kurmasının hem yerel pazara erişimi kolaylaştırmakta hem de çevre ülkelere açılım sağladığını ifade etti. Ayrıca, bölge ülkeleriyle olan ticaret hacminin artırılması için serbest ticaret anlaşmalarının önemli bir rol oynaması gerektiğini belirtti.

Reha Denemeç, Türk sanayisinin ve marka algısının bölgede güçlendirilmesi gerektiğini, bu sayede Türkiye'nin bölgede daha fazla pay alacağını vurguladı. Son olarak, bölge ülkelerinin genç nüfusları, hızlı büyüyen ekonomileri ve artan tüketim kapasiteleri ile Türkiye açısından büyük fırsatlar barındırdığını ifade etti.