GZT
Haber akışına dön

Türkiye’yi Ayağa Kaldıran Kuvözdeki Bebek Şiddeti Olayında Adli Kurum Raporu Tamamlandı: Aile Tepki Gösterdi

Türkiye’yi Ayağa Kaldıran Kuvözdeki Bebek Şiddeti Olayında Adli Kurum Raporu Tamamlandı: Aile Tepki Gösterdi

2021 yılında hemşire şiddeti sonucu engelli kaldığı ileri sürülen bebekle ilgili yeni rapor düzenlendi. Adli Tıp Üst Kurulu, bebeğin engeliyle hemşire şiddeti arasında illiyet bağı olmadığı yönünde karar verdi. Baba Abdullah Bozok, “Senin çocuğun erken doğmuş, bu hastalıklar zaten olacaktı.’ Bugüne kadar doğan prematüre çocukların hepsi mi bu şekildeydi” dedi.

Sema ve Abdullah Bozoklar çiftinin 21 Mayıs 2021’de Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde kızları Deniz Esin dünyaya geldi. Bebek düşük kiloda doğduğu için yenidoğan yoğun bakım servisinde kuvöze alındı. İddialara göre, 26 Mayıs 2021’de hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık, kan almak isterken bebek Deniz Esin’e şiddet uyguladı. Hemşire Bağrıyanık’ın 14 dakika boyunca kan alma işlemi sırasında Deniz Esin Bozoklar’ın başına defalarca vurup bacağını sıktıktan sonra bebeğin durağanlaştığı yönünde hastanenin güvenlik kamerasında görüntüleri kaydedildi. Hazel Dırık Bağrıyanık, şiddet görüntülerin ortaya çıkmasından sonra tutuklandı, 'Kasten yaralama' suçundan üç yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada dosya Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Rapor oy birliği ile düzenlendi

Gelen raporlar arasında çelişki olmasından dolayı dosya, mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna iletildi. 45 kişilik üst kurul, raporları inceledikten sonra hazırladığı dosyayı mahkemeye sundu. Kurulun oy birliğiyle hazırladığı raporda, hemşirenin bakımını yaparken bebeği sarstığı, kafa ve yüz bölgesine tekrarlayan künt travmatik eylemlerde bulunduğu ancak ultrason incelemelerinde kafa içinde patoloji saptanmadığı, olay tarihli bir kranial MR (beyin emarı) bulunmadığı ve kafatası kırığı, kafa içi kanama veya yaygın aksonal hasarı gösteren bir bulgu olmadığı saptandı. Bebeğin yatış sonrası takiplerinde kaydedilen nörolojik tablonun ilgili hemşire tarafından gerçekleştirilen künt travmatik eylemler sonucu oluştuğunun tıbbi delilleri tespit edilen raporda şu ifadelere yer verildi “Bebekte taburculuk sonrası takiplerinde tespit edilen nörolojik tablonun derin gelişim geriliği olan prematüre bebeklerde beklenir bir durum olduğu, tüm adli ve tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde kendisinde mevcut bünyesel duruma bağlı (prematürite, intrauterin gelişim geriliği) olduğunun değerlendirildiği, ilgili hemşire tarafından uygulanan eylemler ile bebekte saptanan nörolojik tablo arasında illiyet bağı kurulamadı. Olay tarihli radyolojik görüntüler, tıbbi evrak, kamera kayıtları ve bilirkişi raporlarının incelenmesi sonrası bebeğin yoğun bakım takiplerinde 26 Mayıs 2021 tarihli bakımı sırasında ilgili hemşire tarafından sol uyluk bölgesine uygulanan travmatik eylemin sol femurda şaft kırığına sebep olduğunun değerlendirildiği cihetle, yaralanmasının, küçüğün yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, küçük üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kırığın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.”

Baba raporu kabul etmedi

Baba Abdullah Bozoklar düzenlenen rapora karşı çıktı. Kızının şiddet eylemi gerçekleşmeden önce herhangi bir hastalık durumunun olmadığının altını çizen Bozoklar: “Beyin sarsıntısını yazıyor, kafa sarsıntısını yazıyor, 14 dakika boyunca şiddeti yazıyor ve geriye dönüp baktığın zaman bacağının kırılmasını yazıyor ve hayat fonksiyonlarını etkilediğini yazıyor, ‘ama illiyet bağı kuramadık.’ Yani bu saçma bir rapor, bizimle dalga geçer gibi bir rapor. 45 kişinin oy birliğiyle imzaladığı bir rapor ama yukarıdaki maddelerin hepsinde olayın hepsi söyleniyor, hastanın prematüre olmasına bağlandı. Doğumdan şiddet uygulanana kadar hiçbir nörolojik takibi yok, hiçbir epilepsi ilacı kullanımı yok, Serebral palsi ile ilgili bir ön tanısı yok, hiçbir şeyi yok. Dönüyorsun, geliyorsun diyorsun ki, 'Senin çocuğun erken doğmuş, bu hastalıklar zaten olacaktı.' Bu hastalıklar yüzde bir ihtimaldi, yüzde iki ihtimaldi. Yani bugüne kadar doğan prematüre çocukların hepsi mi bu şekildeydi?”

"Bu çocuk mu demeliydi, 'Bana MR çekin’ diye"

Anne Sema Bozoklar ise rapor hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Gelen raporda çocuğun bacağının kırığının ağırlığını, çocuğa yapılan darbın, şiddetin ağırlığını her şeyi yazıyorsunuz. Sonuç olarak ‘MR çekilmedi’ diye bunun sorumluluğunu da benim çocuğuma yüklüyorsunuz. Bu çocuk mu demeliydi, 'Bana MR çekin’ diye? Asıl soruşturmanız gereken oradaki sorumlulardır, benim çocuğum değildir. Oradaki sorumluları soruşturun bakalım, benim çocuğuma neden MR çekmemişler, neden ayrıntılı bir şekilde araştırmamışlar? Bunları soruşturun bence benim çocuğumdan önce.”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com