Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, "25 milyon müşterimizle, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüzle, 2,8 trilyon liralık nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzle Türkiye’nin en büyük özel banka konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık." dedi. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, kuruluş yıl dönümü vesilesiyle AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisi ve küresel ekonominin yanı sıra bankacılık sektörü ve İş Bankası’na ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Aran, "2025, ikinci yüzyılımızın ilk senesi… 25 milyon müşterimizle, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüzle, 2,8 trilyon liralık nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzle Türkiye’nin en büyük özel banka konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık. Bilançomuzun, öz kaynak gücümüzün, kredi ve aktif büyüklüklerimizin, pazar paylarımızın, iştiraklerimizin, dijital yetkinliklerimizin, kurumuna bağlı ve moralli insan kaynağımızın ikinci yüzyıl için çok temel avantaj teşkil ettiğini düşünüyorum." diye konuştu.
İlk yüzyılın özellikle son 10 senesinde dijitalleşme, teknoloji, yapay zeka, ödeme sistemleri ve girişimcilik alanlarında yatırımlara hız verdiklerini vurgulayan Aran, "Bir fintek çevikliğinde hareket edebilen uygulama portföyü ve bilgi işlem altyapısıyla ikinci yüzyılımıza son derece dinamik ve güçlü bir şekilde girdik. Türkiye'deki organizasyon yapımızın yanında Silikon Vadisi’nden Çin Temsilciliğimize, girişimleri yakından takip edebilmek ve girişimlerle temas edebilmek adına Amsterdam'da kurduğumuz TİBAŞ Ventures şirketimizden Londra'ya uzanan varlığımız, oralara yatırım yapmamız ve çözüm sağlayıcılarla anında çalışmamız, bir iş ortağı ve yatırımcı olarak hareket edebilme çevikliğine sahip olmamız çok kıymetli. Küresel anlamda beslenen bir organizasyon olmamız tabii ki küresel oyuncularla rekabette bize çok önemli avantaj sağlıyor, bu sayede Türkiye'de küresel büyük oyunculara karşı rekabet edebiliyoruz."
Aran, "İhtisas şubeleriyle şube bankacılığına yeni bir açılım getirdik" diyerek, bu yaklaşımla bazı geleneksel şubeleri tarım ihtisas şubesine dönüştürdüklerini ve şimdiye kadar 56 tarım ihtisas şubesi açtıklarını söyledi. Son iki yıl içerisinde tarım kredilerinde sektör toplamında ikinci, özel bankalar arasında lider konuma geldiklerinin altını çizen Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz ihtisas şubelerimizle ‘şubeler ne olacak’ denilen bir süreçte aslında banka şubelerinin varlığını etkin olarak devam ettirebileceğini gösterdik. Para alışverişi, havale ve EFT gibi geleneksel bankacılık işlemleri doğal olarak İşCep’ten yapılır hale geldi."
Aran, bankanın Tarım İhtisas Şubeleri'nin yanında İstanbul, Ankara ve İzmir'de 3 Girişimcilik İhtisas Şubesi bulunduğunu, girişimcilik şubelerinde nakdi ve gayrinakdi olmak üzere toplam 880 milyon lira kredi büyüklüğüne ulaştıklarını ve 3,75 milyar lirayı aşan bir varlığın bu şubelerde değerlendirildiğini söyledi. Aran, tarım ve girişimciliğin yanı sıra turizm alanında Antalya’da, KOBİ ve işletme bankacılığı alanlarında Ankara İvedik OSB’de açtıkları şubelerle ihtisaslaşmaya gittiklerini aktardı.
"Girişim sermayesi yatırım fonlarıyla şu anda yönettiğimiz yatırım havuzu büyüklüğü 900 milyon doların üzerinde" diyen Aran, iştirakleri üzerinden farklı temalarda ve büyüklüklerde yurt içi ve yurt dışında girişim yatırımlarına devam ettiklerini, şu anda girişim sermayesi yatırım fonlarıyla yönettikleri yatırım havuzu büyüklüğünün 900 milyon doların üzerinde olduğunu vurguladı. Haziran ayında bilim ve teknoloji alanında imza attıkları küresel çapta değer yaratacak bir işbirliğinin bunun son örneklerinden biri olduğunu belirten Aran, "İştirakimiz İş Girişim ile birlikte Harvard Üniversitesi bünyesindeki Gökhan Hotamışlıgil Laboratuvarı ile Enlila adlı bir biyoteknoloji girişimini hayata geçirdik. 10 yıl süresince fonlayacağımız laboratuvarda, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıkların tedavisine yönelik çalışmaların bir ilaca dönüşmesine destek olmayı kıymetli buluyorum. Bu, aynı zamanda bilimsel bir çalışmayı destekleme konusunda ilham verecek bir model." diye konuştu.
Aran, Silikon Vadisi'nde düşük enerjiyle yapay zeka çipi geliştirmek amacıyla kurulan bir şirkete de ortak olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: "Eğer düşük enerjili yapay zeka çipini üretmeyi başarabilirsek çok büyük ses getirecek, ülkemize de büyük itibar ve zenginlik kazandıracak bir işe imza atmış olacağız. Amsterdam'da TİBAŞ Ventures üzerinden yaptığımız birkaç yatırım unicorn seviyesine ulaştı. Girişimcilik dünyasındaki bu yatırımlarımızın, faizlerin indiği dönemde iştirak portföyümüz kanalıyla bilançomuza olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz."
Hakan Aran, bankanın yapay zeka alanındaki çalışmalara da değinerek, bu konudaki yolculuğa 2018 yılında başladıklarını, banka içerisinde bir Yapay Zeka Bölümü kurduklarını, Koç Üniversitesi ile beraber Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi açtıklarını, yurt içi ve yurt dışında yapay zeka girişimlerine yatırım yaptıklarını belirtti. Aran, "Biz bu alanda öngördüğümüz senaryoyu hayata geçirecek olan teknolojileri keşfediyor ve onu hem çalışanlarımıza hem de müşterilerimize sunuyoruz. Son derece sistematik bir yaklaşımla işin en başından başlayıp içini dolduracak adımlarla beraber bir yapay zeka stratejisi ve yol haritası izliyoruz." dedi.
Aran, "Dijital dönüşüm tamamlandı" diyorsanız bir şeyler o sırada eskide kalmış demektir diyerek, bankacılığın geleceğine dair görüşlerini paylaştı. Aran, "Bizim her zaman değişmemiz, dönüşmemiz gerektiğini hatırlatan ‘geleceğin bankası olma’ vizyonumuz var ve her gün yenilenmeye devam edebildiğiniz sürece ‘geleceğin bankası’ olabilirsiniz." dedi.
Hakan Aran, yeşil dönüşümü, dijital ve toplumsal dönüşümü birlikte ele aldıklarının altını çizerek, bu çerçevede faaliyetlerini döngüsel ekonomiye uygun bir şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılmasına, toplumda gelir dağılımı adaletsizliğinden, cinsiyet ve fırsat eşitsizliğine kadar uzanan geniş yelpazedeki sorunların giderilmesine katkı sunacak çalışmalarla bir bütün olarak yürüttüklerini söyledi.
Aran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 3. Enflasyon Raporuna değinerek, "Reel sektör, bankalar, finans kesimi dahil herkesin takdir ettiği ara hedefler ortaya kondu. Bu yaklaşımı, beklentilerin doğru şekillenmesine yardımcı olacak, para politikasının etkinliğini artıracak, dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasını sağlayacak çok önemli bir unsur olarak görüyorum." dedi. Küresel çaptaki tahminlere bakıldığında 2024’te yüzde 5,6 olan küresel enflasyonun 2025’te yüzde 4,2’ye, 2026’da yüzde 3,6’ya düşmesinin beklendiğini belirten Aran, tarife savaşlarının dünyada faiz indirim baskısıyla birleşmesinin küresel enflasyonun yatay seyretmesine neden olabileceğine işaret etti.
Aran, "Küresel anlamda önümüzdeki iki yıl kritik" diyerek, bu dönemde Türkiye’nin verimlilik konusuna daha çok eğilmesi gerektiğini vurguladı.
Aran, "Bankacılıkta hiçbir zaman sürprize yer yok" diyerek, bankacılık sektörünün risk yönetimini iyi yaptığını belirtti. Sektörün, olumsuz koşullara karşı dirençli bir görünüm sergilediğini söyleyerek, "Sektör, büyümesini, küçülmesini kredi portföyünü ayarlayabilen güçlü ve dinamik bir sektör. Dolayısıyla bankacılık sektörünün verimliliği diğer sektörlere göre çok daha yüksek." dedi.




