Suriye'de Esad yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin ardından başlayan süreçte en çok kaygı uyandıran unsurlardan biri potansiyel bir Türkiye-İsrail çatışması oldu. Yeni Suriye yönetimi ile çok iyi ilişkileri bulunan Türkiye'nin bu ülkedeki askeri varlığını daha da genişletme ve daha kapsamlı askeri üsler elde etme ihtimali uluslararası toplumda sık sık gündeme geldi.

İsrail de aynı süreçte Golan Tepeleri'ndeki hakimiyetini Suriye toprakları içinde yeni tampon bölgeler oluşturmak üzere genişletti. İsrail ayrıca Suriye'nin mevcut askeri kapasitesini zayıflatmak için askeri harekatlarını yoğunlaştırdı. 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşı nedeniyle zaten ilişkileri son derece gergin olan Türkiye ve İsrail'in Suriye'de karşı karşıya gelme ihtimali bölgesel ve küresel barış ve istikrar kaygılarını derinleştiren bir gelişme oldu.

Gerilimi somutlaştıran gelişme ise geçen hafta İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri saldırılar oldu. İsrail ordusu, 2 Nisan gecesi Şam, Hama ve Humus şehirlerinde askeri ve bazı altyapı tesislerini vurduğunu açıkladı. Bu tesisler arasında T4 askeri üssünün de yer aldığı aynı açıklamada yer aldı. Suriye'nin Palmira kenti yakınlarındaki T4 askeri tesisinin Türkiye tarafından üs haline dönüştürülmesi, bu üsse hava savunma sistemlerinin de yerleştirilmesi son dönemde basında yer alan iddialar arasındaydı. İsrailli kaynaklar, diğer vurulan üsler ve altyapı tesislerin de Türkiye'nin ilgisi dahilinde olduğunu iddia ettiler.

Türk Savunma Bakanlığı kaynakları, Şam ile askeri işbirliği konusunda görüşmelerin yapıldığını doğrularken, askeri üs kurulmasına ilişkin iddialarla ilgili resmi açıklama yapmadılar ve basında çıkan bu tür iddialara itibar edilmemesi çağrısında bulundular. Türkiye ve Suriye'nin savunma ve güvenlik konularında bir anlaşma yapma konusunda mutabık kaldıkları, fakat bunun ayrıntılarının belirlenmediği taraflarca yapılan açıklamalara yansıdı.

İsrail basınına konuşan ancak ismi açıklanmaya yetkililer, İsrail Ordusu'nun T4 askeri tesisine saldırılarının Türkiye'ye bir "mesaj" olduğunu söyledi. Bu mesaj, İsrail'in Türkiye'nin bu bölgede askeri üs kurmasına "izin vermeyeceği" şeklinde yorumlandı. Aynı günlerde İsrailli üst düzey yetkililerin başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye'ye dönük eleştirel açıklamaları da gerilimin dozunu artırdı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "diktatör ve anti-semitik" tanımını kullandığı Erdoğan'ın "hem bölge hem de kendi halkı için tehlikeli" olduğu iddiasını dile getirdi ve NATO'nun da artık bunu görmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye'ye dönük yoğun bir askeri gündemi bulunuyor. 2016'dan bu yana Suriye'nin kuzeydoğusunda askeri varlık bulunduran Türkiye, sınırlarını "terör örgütlerine" karşı korumak amacında olduğunu vurguluyor. IŞİD ile mücadele koalisyonunda yer alan Türkiye, "terör örgütü" olarak tanımladığı Halkın Savunma Birlikleri (YPG) ile de aktif mücadele ediyor. YPG, ABD'nin IŞİD'e karşı işbirliği yaptığı Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) omurgasını oluşturuyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, açıklamalarında Türkiye'nin askeri gündeminin tek amacının IŞİD ile mücadele olduğunu, dolayısıyla Türkiye'nin İsrail'e karşı bir askeri yapı oluşturmak niyetinde olmadığını kaydetti. Fidan, Türkiye'nin bölge ülkeleri Suriye, Ürdün, Irak ve Lübnan'la birlikte IŞİD'e karşı bir platform oluşturmak istediğini, bunun Suriye'nin ve bölgenin güvenliği için gerekli olduğunu vurguladı.