Nisan ve Mayıs aylarında silahlanma ve askeri girişimler nedeniyle gerilen Türk-Yunan ilişkileri, şimdi de tarafların Ege Denizi'nde ekoloji ve enerji alanlarında yeni mekânsal alanlar ilan etmesi nedeniyle tırmanma işareti veriyor.

Türkiye'nin Yunanistan'a tepki olarak Ege'nin güney ve kuzeyinde iki deniz milli parkı ilan etmesinin ardından Atina da bu sefer yenilenebilir enerji kaynakları için yeni bir adım attı. Türk-Yunan ilişkilerinde bahar aylarında yaşanılan ve daha çok askeri konuşlanma ve silahlanma üzerine odaklanan gerilim, Temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde daha da tırmanmadan sönümlenmişti. Ancak son bir hafta yaşanan gelişmeler, Ankara-Atina hattında yeni bir gerilim döngüsünün ortaya çıkmasına neden oldu.

Türkiye, 16 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile Ege Denizi'nde iki deniz milli parkı ilan etti. Karara göre, Kuzey Ege Deniz Milli Parkı, Çanakkale ve Gökçeada açıklarında yaklaşık 1.740 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ise Ege Denizi'nin Akdeniz ile kesiştiği güney bölgelerinde yaklaşık 21.700 kilometrekarelik alanda yaşama geçiriliyor. Türkiye'nin ilk kez ilan ettiği deniz milli parkları, Yunanistan'ın 2025 senesinde aynı kapsamda Ege ve İyon denizinde attığı adımlara yanıt olarak değerlendiriliyor.

Yunanistan'ın Temmuz 2025'te deniz parkı ilan etmesine tepki gösteren Türkiye, iyi komşuluk ilişkilerine zarar veren bu adıma aynı şekilde yanıt vereceğini açıklamıştı. Yunanistan'ın çevre ve diğer sivil amaçlarla attığı bu adımlarla Ege Denizi'nde geri döndürülemez stratejik kazanımlar elde etme amacında olduğu Ankara'nın yaptığı değerlendirmeler arasında.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin ilan ettiği alanların uluslararası karasuları ve Yunanistan kıta sahanlığını ihlal ettiği iddia edildi. Açıklamada, Türkiye'nin attığı adımın hukuki bir karşılığı olmadığı da kaydedildi. Yunan diplomat ve yetkililer, Ankara'nın amacının Ege Denizi'ni fiilen ikiye bölmek olduğunu, kuzey Ege'de Semadirek ve Limni ile güneyde Meis adalarını izole etmeyi hedeflediklerini kaydettiler.

Yunanistan, 19 Ağustos'ta hazırlıkları son birkaç yıldır süren Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekânsal Çerçevesi'ni Çevre ve Enerji Bakanlığı'nın kararı üzerine resmen hayata geçirdiğini ilan etti. Bu plan, Yunanistan'ın 2050 yılına kadar rüzgar, güneş, enerji depolama ve jeotermal gibi temiz enerji projelerini hangi bölgelere, hangi kurallarla ve sınırlandırmalarla kurabileceğini belirleyen bir harita ve yasal düzenleme yol haritasını içeriyor. Haritanın Ege Denizi'nde bazı ada ve coğrafi formasyonları da içine alacak şekilde çizilmesi Ankara'nın tepki gösterdiği unsurlar arasında yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın ilan ettiği mekânsal çerçeveye ilişkin adımın Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını söyledi. Keçeli, açıklamasında, Ege ve Akdeniz gibi kapalı ya da yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin Ege Denizi'nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan'la iş birliğine her zaman hazır olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Türkiye, Ege Denizi'nde uluslararası anlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş onlarca ada ve coğrafi formasyon olduğunu kaydediyor ve "gri bölgeler" olarak tanımladığı bu sorunun kapsamlı bir çözüm kapsamında ele alınması gerektiğini kaydediyor. Yunanistan ise böyle bir sorun olmadığını, Ankara ile sadece deniz sınırlarının çizilmesi konusunu ele alacağını ifade ediyor.

Ankara'nın deniz milli parkları adımıyla Ege Denizi'nden kaynaklanan haklarını korumaya ve bu kapsamda Mavi Vatan Yasası'nı da gündeme alacağı mesajını verdiği değerlendiriliyor. Türk uzmanlar, bu yasa taslağının Yunanistan ile sorun yaratmayı amaçlamadığını ve yeni bir egemenlik iddiasında bulunmadığını vurguluyorlar. Yunanistan ise Mavi Vatan Yasası'nın kendi egemenlik alanlarını ihlal edeceği kaygısını dillendiriyor ve hangi karşı adımları atabileceğini tartışıyor.