Yaşadığımız her gün karşı karşıya kaldığımız hile ve suiistimaller artıyor ve giderek daha çok sosyal ve ekonomik zarara sebebiyet veriyor. Toplumun bağlı olduğu etik değerlerin erimesi, insanlar arasındaki güvene dayalı ilişkileri tehdit ediyor. Bu tehdit kurumlar için de geçerli. Sosyal denetimin ve kontrolün azalmasıyla birlikte insanlar özellikle çalıştıkları kurumlara karşı suiistimali önce kafalarında meşrulaştırıyor. Bu tutum, suiistimali yaygınlaştırdığı kadar kurumsallaştırıyor. Öyle ki günümüzde işletmelerin hile ve suiistimal yoluyla kaybettiği gelir, küresel çapta yıllık 5 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu demek oluyor ki üretilen toplam gelirin yüzde 5’i kötü niyetli kişilerin ve yapıların elinde sistem dışına çıkarılıyor. Kamu kurumları kadar özel işletmeler de bundan büyük zarar görüyor. Bu trendin tersine çevrilmesi için gerçekten de farkındalığa ihtiyacımız var. Toplumsal mutabakatın dibine dinamit koyan bu anlayışın kendisine meşru bir zemin bulması, insanların hile ve suiistimali kendilerine hak görmeye başlamaları önü alınamayacak bir çözülmeye sebebiyet verebilir. O sebeple kamuoyu yeterli bilgilendirilmese de Uluslararası Suistimal Farkındalık ayı çok önemli bir fırsat.
FARKINDALIK ŞART
Konuyla ilgili Haber Global'e açıklamalarda bulunan Mali Müşavir, Suistimal ve Hile Denetimi Uzmanı Fikriye Aslan şunları söyledi:
"Sivil toplumun ve bizim gibi bu alanı meslek edinmiş profesyonellerin tehlikenin boyutunu anlatması lazım. Hile suiistimal denetimi konusuna yıllarını vermiş biri olarak söyleyebilirim ki tehlikenin boyutu sanılandan çok daha büyük. Bunun bir numaralı sebebi daha önce de belirttiğimiz gibi insanların şu ya da bu sebeple kurumlara karşı işledikleri suçları kafalarında meşrulaştırmaları. Bal tutanın parmağını yalayacağı anlayışı ile bir an önce kurumsal olarak hesaplaşmamız lazım. Hiçbir gerekçe hile ve suiistimali haklı ve meşru gösteremez. Öncelikle bunun üzerinde anlaşmamız gerekiyor. Bu farkındalığın başlangıç noktasıdır. Yasal ve teknik düzenlemeler ancak bu farkındalığın üzerine inşa edilebilir."
TEDBİR ALINMALI
Aslan, şöyle devam etti:
"Günümüzde hile ve suiistimalin önü teknik olarak da eskiye kıyasla çok açılmıştır. Teknolojinin gelişimi, kurumların ölçeklerinin büyüklüğü ve iş yapış biçimlerinin değişimi kurumları hile ve suistimale daha açık hale getirmektedir. Kaldı ki insan faktörü tehdidin boyutunu ve içeriğini sınırsızlaştırmaktadır. Yine de biz biliyoruz ki hile ve suiistimalin önüne geçecek tedbirler de gelişmektedir. Hile ve suiistimal denetçiliğinin kurumsallaşması, bu alanda farkındalığın artması için yıllardır bireysel olarak mücadele eden bir profesyonel olarak tam da bu sebeple Uluslararası Suistimal Farkındalık ayını çok önemsiyorum. Farklı kademelerdeki yöneticileri ve işletme sahiplerini bilgilendirmek için çok sayıda eğitim etkinliği organize ettik ya da bu tip etkinliklerde deneyimlerimizi paylaştık. Sivil toplumun ve meslek örgütlerinin bu sürece daha çok eğilmeleri için de çalışmaya devam ediyoruz.
TÜRKİYE İÇİN YENİ
Hile denetimi ve adli muhasebe Türkiye için hala yeni sayılabilecek kavramlar. Bu yola önce çıkanlar olarak bu alandaki birikimimizi saklamaya değil paylaşmaya çalışıyoruz. Hizmet verdiğimiz alanın kurumsallaşması ve böylelikle standartların oluşmasını istiyoruz. Yasal düzenlemelerin fiili durumlara yetişmesi için önerilerde bulunuyor, karar vericilere ve yasa yapıcılara görüş bildiriyoruz. İhtisaslaşmanın hizmet kalitesini artıracağına inanıyor ve bu sebeple mesleki ve teknik standartlarımızı oluşturmaya çalışıyoruz. Bütün bu çabalar hile denetimi ve adli muhasebenin bir uzmanlık alanı olarak kabul ve talep görmesi için. Çünkü bizim hizmet verdiğimiz alan görülmeyeni görmeyi, saklanan veriyi bulmayı ve bir fikirden delilli sonuca ulaşmayı gerektiriyor. Bu yüzden her denetmen bir yönüyle psikolog, bir yönüyle veri analizcisi, bir yönüyle de hukukçu olmalı. Bu da eğitim, deneyim ve iş birliği gerektiren bir süreç. Bu mesleğe yıllarını vermiş biri olarak bu noktada da farkındalığın oluşmasını diliyor ve bunun için çalışıyorum.




