Umut… Ne çok anlam yüklediğimiz bir kavram. Yerine göre bir varoluşsal enerji kaynağı, manevi bir cesaret, güçlü bir niyetlenme, insan cabasının ayrılmaz teşvikçisi, aktif bir adanmışlık, hayata bağlanma sebebi, çaresizin oksijeni, müm­küne duyulan tutku, ulaşma düşüncesinin eşlik ettiği bir iştah ve daha fazlası… Öte yandan en büyük hayal kırıklıklarının da nedeni, yerine göre mutluluğu geleceğe saklama sebebi, acıyı uzatan işkenceci, fakirin ekmeği, karanlık ve sonu bilinmeyen bir tünelde yürümeye devam etme nedeni, daha fazla eziyet çeksin diye kurbanının başının üstünden bir kova su döken işkenceci… Kısacası, varlığı bir dert yokluğu yara diyebileceğimiz bir kavram.

Son yıllarda umut konusu, özellikle pozitif psikoloji yaklaşımının sahneye çıkmasıyla birlikte, her zamankinden daha fazla bir şekilde bilimsel araştırmaların temel materyali haline gelmiştir. Bugün umutla ilgili binlerce araştırma yapılmakta ve kavram her yönüyle incelenmektedir. Söz konusu bu araştırmalar umudun neden önemli ve sahip olmaya değer olduğunu göstermektedir. Kısacası ifade etmek gerekirse, umut hem mutluluğu hem de psikolojik sağlamlığı artıran güçlü bir belirleyicidir.

Umutlu olmak; neşe, sevinç, cesaret ve özgüven gibi diğer olumlu duyguları beraberinde getirirken, olumsuz duyguların da etkisini azaltmaktadır. Yine umudun öğrencilerde akademik başarıyı desteklerken, iş yaşamında üretkenliği ve yaratıcılığı artırdığı da bilinmektedir. Ruh sağlığı açısından ise depresyon ve kaygı düzeylerini azaltarak kişiyi daha dirençli kılar; intihara karşı ise koruyucu bir etki sunar.

Üstelik umudun yararları sadece ruh sağlığıyla sınırlı değildir. Fiziksel sağlığa da olumlu katkılar sunar. Bilimsel çalışmalar, umutlu bireylerin ortalama yaşam sürelerinin daha uzun olduğunu, bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğunu ve kronik hastalık görülme oranlarının daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu durum, umutlu kişilerin sağlıklı yaşam tarzını sürdürmedeki istikrarlı tutumlarıyla açıklanabilir.

Umut, yalnızca bir duygu değil aynı zamanda bir düşünce biçimi, karakter özelliği, inanç ve bir mental beceridir. Bir beceri olması hasebiyle de umut, öğrenilebilen, öğretilebilen ve geliştirilebilen bir özelliktir. Umut konusundaki öncü çalışmalarıyla bilinen Rick Snyder’a göre umut, arzu ettiklerimize ulaşabilmek için yollar arama ve bu yolları bulduktan sonra sonuna kadar yürüyebilecek motivasyonu gösterebilmektir.

Umutlu insanlar, geleceklerinin daha iyi olacağına inanmakta, bunu gerçekleştirebilecek güce sahip olduklarını düşünmekte, amaçlarına ulaşabilmek için pek çok yol olduğunu bilmekte ve bu yollarda da engellerle karşılaşacaklarını öngörmektedirler. Umut, içinde bulunulan koşullardan ve imkanlardan çok bir zihniyet meselesidir ve bir tutumdur.

Umudun karanlık bir tarafı da var mıdır? Eğer umut, bugünü yaşamamızın önüne geçiyor ve mutluluğu geleceğe erteleme neden oluyorsa, bu zararlı bir umut olabilir. Kısacası umut etmeliyiz ancak akıllıca ve titizlikle umut etmeliyiz. Umut konusu çok derin ve geniş kapsamlı bir konudur. Bu konuda yazmaya devam edeceğim. Ancak şimdilik İlhan Berk’in dizeleriyle bitirelim: “Umut varsa dünyayı vur sırtıma.”