Ülkemizde ulus devleti demokrasi ilkeleri bağlamında ortak değerler üzerine daha çok güçlendirerek inşasını sağlama bağlamında ve bölgemize yönelik yeni tehdit algıları karşısında eğitim dilini emperyalist güçlerin “böl-parçala-yönet” stratejisine alet etmemek, kültürel ayrışmayı getirecek tehlikelerden korumak gerekir. Prof. Dr. Feyzi Uluğ ile üniter devlet ve anadil eğitimi konusunu konuştuk. Son aylarda çözüm süreci meselesi ülke gündeminde önemli konular arasında yer almakta. Anadilde eğitimin de çözüm süreci içindeki konulardan birisi olduğu anlaşılmaktadır. Devlet sistemlerinde üniter devlet, federal devlet gibi kavramlar var. Üniter devlet, merkezi yönetim esaslarına göre yönetilen “tekçi” devlet yapılanmasıdır. Bu yapı, yasama, yürütme ve yargı organlarıyla birlikte bir bütün olarak teklik özelliğine sahiptir. Türkiye, Fransa, İngiltere gibi pek çok ülke üniter devlet örnekleridir. Ülkemizin Anayasa'sında belirtilen "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür" ifadesi, devletin üniter yapısına işaret eder. Türkiye'deki anadilde eğitim konusuna gelince, Anayasa’nın 3. maddesi resmi dilin Türkçe olduğunu belirtiyor. Eğitimde ise, Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim kurumlarında okutulması mümkün değildir. Bu durum, anadilde eğitim konusunu tartışmalı hale getiriyor. Ülkemizde çok sayıda etnik grup ve anadil bulunmasına rağmen, resmi dilin Türkçe olarak belirlenmesi, ulusal birliği ve kültürel bütünlüğü koruma amacı taşımaktadır. Bununla birlikte, yerel toplulukların dillerini geliştirme ve destekleme gereği de göz ardı edilmemelidir. Türkiye’nin siyasal coğrafyası ve tarihsel bağlamı, tek resmi dilin önemini ortaya koymaktadır. Eğitim dili olarak tek resmi dilin korunması, kültürel ayrışmayı önlemek açısından kritik bir öneme sahiptir.