Ünlülere yönelik "uyuşturucu" soruşturması kapsamında test için jandarmaya götürülen sanatçı Hadise, yaşadığı şaşkınlığı bu sözlerle anlattı. 8 Ekim gecesi Ankara'da sahneye çıkan müzisyen, "Hemen güvenliği aradım 'ne oldu?' diye. 'Jandarma geldi' dediler, 'sizi almaya'... Bu cümle korkunç bir cümle" dedi. "Şunu söylemek istiyorum, ben sigara bile içmiyorum. Bugünkü operasyonu biliyorsunuz. Bu konuda tertemiz olduğumu bildiğim için zoruma, ağırıma gitti" ifadelerini kullandı.
Hadise ile gözaltına alınan İrem Derici de düzenlediği basın toplantısında "Sabah 07.00'de o şekilde evden alınmak çok üzdü beni. Çünkü, bir telefonda gidip hemen ifademi verip, kan örneğimi, saç örneğimi verecek kadar açık bir kadınım" dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Narkotik Suçlar Bürosu'nun yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Ekim'de aralarında sanatçıların da olduğu birçok ünlü ismin saç ve kan örnekleri alındı. Birçok sanatçı suçlamaları reddeden açıklamalar yaptı.
Savcılık, ünlü isimlerin sabah erken saatlerde jandarma eşliğinde evlerinden alınarak kan ve saç örnekleri vermeye götürülmesinin ardından yaptığı açıklamalarda gözaltı olmadığını vurguladı. Ancak ünlülerin evden alınış biçiminin gözaltı sayılıp sayılmayacağı ile ilgili tartışmalar var. Hak ihlalleri davalarını yakından takip eden avukat Bedia Büyükgebiz, "Soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilmeden de şüpheli kişiler ifadeye çağrılabilir ve isnat edilen suçla ilgili delil elde etmek amacıyla başvurulan yasal bir tedbir olarak vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerin alınması talep edilebilir" diyor.
Ceza hukuku avukatı Enes Ermaner, ünlülerin evlerinden doğrudan polis eşliğinde götürülmesini "fiili gözaltı" olarak nitelendiriyor: "Resmi olarak 'gözaltı yapılmadı' dense bile bu tür uygulamalar fiili gözaltı niteliğindedir. Gözaltı kararı, talimatı veya hukuki dayanak olmadan yapılan bu işlemler kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması suçunu oluşturabilir."
Avukat Enes Duran, devam eden soruşturma dosyası kapsamında savcının gecikmesinde sakıncalı bir hal olduğunu düşünerek, kolluk kuvvetlerini yönlendirebileceğini söylüyor. Ancak bu, kişileri evinden şafak vakti alınmasını meşrulaştırmıyor.
Hukukçu Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu, uyuşturucu kullanımı gibi bir suç yöneltilen kişilerin davet yoluyla ifadeye çağrılmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Hacıbektaşoğlu, uyuşturucunun Türkiye'de büyük bir sorun olduğunu ve uyuşturucu kullanmaya özendirme suçu yöneltilen kişilerin serbest bırakılmasını doğru bulmadığını söylüyor.
Hukukçular uygulamanın suçlamaya göre de değişebileceğini ifade ediyor. "Savcılığın açıklamasında 'uyuşturucu kullanımını özendirme' suçundan işlem yapıldığı belirtiliyor" diyen Ermaner, "Yani savcılık yalnızca özendirme dediği halde aynı zamanda kullanım suçuna ilişkin bir isnat yoksa kan testi yapılamaz; burada çelişki var" diyor.





