İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan ve yıllık olarak yayımlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması” ülke ekonomisinin üretim gücünü, sanayi şirketlerinin performansını ve reel sektörün yıllar içindeki dönüşümünü ortaya koyan önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

Araştırma sonuçları ile birlikte 500 sanayi kuruluşunun sıralandığı liste de İSO 500 olarak adlandırılmakta ve her yıl yayımlanması heyecanla beklenmektedir. İSO 500, aralarında basın mensupları, ekonomistler, akademisyenler, araştırmacılar, iş insanları ve kamu yöneticilerine kadar çok geniş bir kesim için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

Başlangıcı 1968 yılında yayımlanan “100 Büyük Firma” çalışma­sına dayanan araştırma; her yıl bir önceki yıl verilerinin açıklanması ve kamuoyu ile paylaşılmasıyla gelişmiştir. Böylece çalışmanın kapsamı 1978 yılında 300 kuruluşa, 1981 yılında ise 500 kuruluşa çıkarılmıştır. 1991 yılında “Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasına ek olarak “İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nu izleyen 325 Sanayi Kuruluşu” çalışması da hazırlanıp kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. 1992-1997 yılları arasında “İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nu izleyen 250 Sanayi Kuruluşu” olarak sürdürülen bu ek çalışmanın kapsamı 1998 yılında genişletilerek 500'e çıkarılmıştır. Böylece 1998 yılından bu yana Türkiye’nin 1000 Büyük Sanayi Kuruluşu’na ait veriler her yıl kamuoyuna açıklanır hale gelmiştir.

İSO tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırması sonuçlarına göre 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışları, 2025 yılında 2024 yılı verilerine kıyasla yüzde 28 artış göstererek 11 trilyon 118 milyar TL’ye çıkmıştır. Yıllık ortalama Yurt İçi-ÜFE baz alındığında, satışlarda reel olarak yüzde 2,1’lik sınırlı bir artış gerçekleşmiştir. Böylece 2022’de yüzde 4,2, 2023’te yüzde 5,2 ve 2024’te yüzde 3,4 olan reel düşüşün, 2025 yılında ılımlı bir pozitif büyümeye döndüğü açıklandı. Ancak bu sınırlı reel artış, satışlardaki zayıf performansın devam ettiğine işaret etmektedir.

Kârlılık durumu bakımından İSO 500’ün 2025 yılı araştırması, şirketlerin faaliyet kârının yüzde 57,1 artışla 641 milyar TL’den 1 trilyon TL’ye yükseldiğini göstermektedir. Bu paralelde faaliyet kârlılığı oranı da yüzde 6,2’den yüzde 7,7’ye çıkmıştır. Ancak faaliyet kârı oranı, 2015-2024 arasını kapsayan son 10 yılın ortalaması olan yüzde 10,4’ün altında kalarak en kötü ikinci oran şeklinde kaydedilmiştir.

Finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 96,6’dan yüzde 84,9’a gerilemiş olsa da yüksek finansman maliyetleri 2025 yılında kârlılık üzerinde baskı kurmaya devam etmiştir. Söz konusu oran 2015-2024 dönemi ortalaması yüzde 64,5 ile oldukça yüksek bir seviyedeyken, 2025 yılında karşılaşılan bu oran sanayicinin kârlılığını etkileyen başlıca unsur olarak değerlendirilmiştir.

İSO tarafından yapılan değerlendirmede son iki yılda sanayi firmalarının faaliyetten elde ettikleri kârın önce neredeyse tamamını, ardından da yüzde 85’ini finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığı bir tabloyla karşı karşıya kalındığı vurgulanmıştır. Bu oranın, İSO 500’ün uzun yıllardır düzelmeyen en kritik göstergelerinden biri olmayı sürdürdüğüne dikkat çekilmiştir.

İSO 500 şirketleri 79,7 milyar lirayı Ar-Ge’ye harcadı. Şirketlerin durumunu da yansıtan araştırmaya göre 2025 yılında kâr açıklayan firma sayısı 348, zarar açıklayan firma sayısı ise 152 olmuştur. Net kambiyo zararı ise belirgin bir artışla 172 milyar TL’ye yaklaşmıştır. İSO 500 şirketlerinin 2025 yılı ihracatı araştırmaya göre 104,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Araştırma kapsamındaki dönemde Türkiye’nin genel mal ihracatı yüzde 4,4 artarken, İSO 500 şirketlerinin ihracatındaki artış yüzde 8,4 olmuştur. Ayrıca İSO 500 şirketlerinin GSYH içindeki payı yüzde 5,8 olarak gerçekleşirken, şirketlerin ödediği toplam maaş ve ücret tutarı 1,1 trilyon lira olmuştur. Ar-Ge harcamaları ise 79,7 milyar lira seviyesinde kaydedilmiştir. Ayrıca halka açık şirket sayısı 91’e ulaşarak 2025 yılında rekor kırmıştır.

Araştırma sonuçları ile ilgili değerlendirmesini paylaşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan; 2025 yılının enflasyonla mücadelenin belirleyici olduğunu ve sıkı para politikasının sürdürüldüğü bir yıl şeklinde geride kaldığını anımsatmıştır. Bahçıvan, "Sanayicimiz; artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştı" demiştir.

Teknoloji yoğunluklarına göre katma değer dağılımının, sanayinin nitelikli ve teknoloji odaklı dönüşüm ihtiyacını bir kez daha net biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Bahçıvan, "Yaratılan katma değer içinde en yüksek payın yüzde 33 ile düşük ve orta-düşük teknoloji yoğunluklu sektörlere ait olması, sanayimizin üretim gücünü korumakla birlikte katma değeri daha yüksek alanlara taşımada çok da başarılı olamadığını göstermektedir" demiştir. Savunma sanayiinin sağladığı katkı ve yüksek teknoloji payındaki artışı desteğini vurgulayan Erdal Bahçıvan, "Ancak bu ivmenin sanayinin geneline yayılması, yalnızca birkaç sektörün katkısıyla sınırlı kalmaması ve çok daha güçlü bir teknoloji atağına dönüşmesi gerekmektedir" ifadesini kullanmıştır.