Uzun Vadecilik (İng: "long-termism"), insanlığın uzak geleceğini olumlu etkilemenin, günümüzde yaşayan insanların ahlaki açıdan önceliği olduğunu savunan bir düşünce biçimidir. Geleceğin, sadece birkaç yıl sonraki değil, binlerce yıl sonraki nesillerin de sorumluluğunu taşıyan bir miras olduğu fikri, çoğu zaman göz ardı edilir. Bu noktada Stephen Hawking'in 2016 yılında The Guardian'da yazdığı gibi, “insanlığın gelişiminde en tehlikeli anda olduğumuz" fikri önemlidir. Örneğin Lord Martin Rees, medeniyetin 2100 yılına kadar var olma şansının %50 olduğunu tahmin etmektedir. Noam Chomsky ise yok olma riskinin şu anda “Homo sapiens tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir düzeyde olduğunu" savunmaktadır. Oysa bugün aldığımız kararlar, teknolojiyi nasıl geliştirdiğimiz, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele ettiğimiz ve hatta ne tür riskleri göze aldığımız gibi hususları ön planda tutarak henüz var olmamış trilyonlarca potansiyel yaşamın kaderini belirleyebiliriz. İşte Uzun Vadecilik tam da bu noktada devreye giriyor: Modern çağın filozoflarından William MacAskill ve Toby Ord tarafından yakın bir zamanda ortaya çıkmış bu yeni düşünce, insanlığın uzun vadeli geleceğinin potansiyelini koruma ve maksimize etme çabası olarak tanımlanan felsefi bir duruş olarak da değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, sadece birkaç on yıllık planlar yapmak yerine, varoluşsal riskleri (tüm insanlığın yok olmasına veya kalıcı olarak çöküşüne yol açabilecek olayları) önlemeyi birincil ahlaki görev olarak görüyor ve en ufak eylemlerimizi bile önemsememiz gerektiğini vurguluyor.
Long-Termism Tam Olarak Nedir, Neyi Amaçlar, Ne Zaman Ortaya Atıldı?
Long-termism 2017 yılında Oxfordlu filozoflar William MacAskill ve Toby Ord tarafından ortaya atıldı. Kavramın sistematik savunucusunun Hilary Greaves ve William MacAskill olduğunu belirtmek mümkündür. Tarihsel olarak bu düşünce 2000'li yılların başına uzansa da özellikle Oxford Üniversitesindeki Etkin Fedakârlık (İng: "effective altruism") hareketi 2009-2011 yılları arasında kavramı şekillendirmiştir. Akım, Nick Bostrom ve Toby Ord gibi isimlerin çalışmalarıyla bu akım popülerleşmiştir.
Düşüncenin temelinde gelecek nesillerin hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlamanın şu anda yaşayanların sorumluluğu olduğu fikri yatmaktadır. Bu düşünceye göre gelecekteki tüm nesillerin refahını artırmak, ahlaki açıdan en önemli şeylerden biridir. Burada 3 önemli nokta ön plana çıkıyor:
- Yapılan Eylemler: İnsanlığın önündeki potansiyel geleceğin muazzam büyüklüğünü ve bu geleceği etkileyebilecek kararların yüksek risklerini anlamak, yani yapılacak olan en ufak bir işin bile sonunda milyonlarca, milyarlarca kişiyi etkileyebileceğinin önemini vurgulamak.
- Yarının Büyüklüğü: İnsanlık tarihi henüz çok kısa olmasına rağmen türümüz potansiyel olarak milyonlarca hatta milyarlarca yıl daha hayatta kalabilir. Dünya'nın tüm geleceğine bakabiliriz. Gezegenimiz muhtemelen birkaç yüz milyon yıl (Güneş tarafından sterilize edilene kadar) yaşanabilir kalacak.
- Yarının Ahlaksal Yapıtı: Ahlaki olarak zamanlar arasında ayrım yapmanın meşru bir temeli yoktur. Bugün yaşayan biriyle bin yıl sonra yaşayacak biri eşit derecede değerlidir.
Gelecek büyüktür, önemlidir ve şekillendirilebilir. Uzun vadeciliğin temel dogması budur. Etik açıdan bakıldığında, hiçbir şey "Dünya kökenli akıllı yaşam" türü olarak potansiyelimizi gerçekleştirmekten daha önemli değildir.
Bu düşünürler için yalnızca kendimiz, çocuklarımız ve torunlarımızın refahını önemsemek, yalnızca kendi ulusumuzun, ırkımızın, cinsiyetimizin veya türümüzün refahını önemsemek kadar sakıncalı olurdu. Bu mantıkla milliyetçiliğe, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve türcülüğe aynı derecede ciddi bir başka kusur daha ekleyebiliriz. Long-termistler, özellikle yapay zeka ve yapay pandemilerden kaynaklanan varoluşsal riskler gibi, gelecek nesiller üzerinde büyük etkisi olabilecek konulara odaklanırlar. Ayrıca, olumlu değerlerin yayılması ve kurumsal karar alma süreçlerinin iyileştirilmesi gibi kültürel konular da onlar için oldukça önemlidir.
Varoluşsal Tehditler ve Endişeler
MacAskill, önümüzdeki 10 yıl içinde en çok yapay zeka konusunda endişe duyduğunu belirtmiştir. Önümüzdeki 50 yıl içinde ise hem yapay zeka hem de savaşla ilgili gelişmelerinden endişe duymaktadır.
- Yapay Zeka (AI): Yapay zeka sistemlerinin insan sistemlerinden çok daha güçlü hale gelmesi ve insan hedefleriyle uyumsuz hedeflere sahip olması durumunda kontrolü ele geçirme riski bulunmaktadır.
- Savaş: MacAskill, özellikle iki ülkenin askeri gücünün çok benzer olduğu durumlarda savaşların daha olası olduğunu belirtmiştir.
- Pandemiler: COVID-19'dan çok daha kötü olabilecek felaket pandemileri riski de ufukta görünmektedir.
Uzun Vadeli Projeler ve Çözümler
Long-termism insanlığın geleceğini güvence altına almak ve büyük ölçekli, kalıcı felaket risklerini azaltmak amacıyla somut projeler ve stratejiler önermektedir. Bunlardan bazıları aşağıdadır:
- Biyoteknoloji Alanında: Uzak UVC aydınlatma teknolojisine yatırım yapılmasından heyecan duymaktadır.
- Teknik Yapay Zeka Güvenliği ve Yönetişim: Yapay zeka sistemlerinin insan hedeflerine uygun davranmasını sağlamak için yeni yöntemler kullanılabilir.
- İklim Değişikliği: İklim değişikliği, nükleer atık ve kaynak tükenmesi ile ilgilenilmektedir.
Long-termism felsefesini savunan kişiler, bin yıl içinde bir soykırımı önlemenin, mağdurların gelecekte var olup olmamasına bakılmaksızın haklı bir çaba olacağının altını çizmektedir.
Long-Termism Hakkında Yaygın Yanlış Anlamalar
Long-Termism'in Utilitarizm ile ilişkisi, iki düşüncenin de niceliğe önem veren biçimleriyle benzerlikler taşır. Örneğin gelecekteki potansiyel yaşamların sayısının, eylemlerin ahlaki önemini artırdığı fikri, utilitarist bir yaklaşıma benzerdir.
Long-termism'in mevcut nesillerin acılarını veya mutluluğunu önemsemediği düşüncesi bir yanlış anlamadır. MacAskill bu konuda şöyle söylüyor: "Eğer insanlığın uzun vadede gelişmesini istiyorsak bugünkü kurumları güçlendirmeli, yoksulluğu azaltmalı ve daha adil bir dünya inşa etmeliyiz."
Long-Termism'e Karşı Eleştiriler
Long-termism düşüncesi popüler çevreler tarafından desteklenmesine karşın hem teorik hem de pratik düzeyde ciddi eleştirilerle karşı karşıyadır. Bunlar genel olarak aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Uygulanabilirlik İtirazı: Bu düşünce gelecekteki nesillere öngörülebilir bir şekilde yardım etmenin sürekli mümkün olduğunu dile getirmesine karşın yaşadığımız dünyada bu düşüncenin mümkün olmama ihtimali çok daha yüksektir.
- Öncelik İtirazı: Gelecek nesillere yardım etmenin, mevcut nesillerin ihtiyaçları ve acılarından daha önemli olmadığı düşüncesini ifade eder.
- Gereğinden Fazla Etik Yükümlülükler: Long-termism, bireyler ve toplumlar üzerinde neredeyse sınırsız bir etik yükümlülüğün ortaya çıkmasına neden olur.
Sonuç
Uzun vadeli düşünme (long-termism), gelecekte var olacak trilyonlarca potansiyel yaşamın refahını ve devamlılığını, mevcut nesillerin refahıyla eşit derecede önemseyen bir ahlaki duruştur. Bu düşünce, sadece kısa vadeli sorunlara odaklanmak yerine, insanlığın varlığını tehdit eden ve gezegenimizin geleceğini şekillendirecek büyük risklere karşı önlem almayı savunur. Bu yaklaşım, bizleri yalnızca bugünün değil, aynı zamanda gelecek binlerce yılın da koruyucusu olmaya davet eder. Ancak Long-termism de beraberinde çokça eleştirileri getirir. Bazılarının ise oldukça tutarlı olduğunu kabul etmek gerekir.





