ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanmasının ardından ülkede jeopolitik tansiyon yükselirken, ABD’nin köklü enerji şirketlerinden Chevron Venezuela’daki 100’üncü yılını kutluyor. Şirket, bugün itibarıyla ülkede faaliyet gösteren tek büyük ABD’li petrol şirketi olma özelliğini taşıyor.
Uzmanlara göre Chevron, Venezuela’nın olası ekonomik ve enerji politikası dönüşümünde belirleyici bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü Latin Amerika enerji politikaları uzmanı Francisco J. Monaldi, Chevron’un Venezuela petrol piyasasının yeniden açılması halinde bundan en hızlı fayda sağlayacak şirket olduğunu belirtiyor.
Venezuela, yaklaşık 300 milyar varillik rezerviyle dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi konumunda bulunuyor. Bu miktar, küresel petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 17’sine karşılık geliyor. OPEC verilerine göre ülkenin günlük petrol üretimi yaklaşık 1 milyon varil seviyesinde. Bunun yaklaşık dörtte biri Chevron’un ortak olduğu projelerden sağlanıyor. Ham petrol ihracatı ise 2015’te günlük 2 milyon varil düzeyindeyken, yaptırımların ardından sert düşüş yaşamıştı. 2024 itibarıyla ihracat yeniden 655 bin varile yükselirken, Kasım ayında 921 bin varil seviyesine ulaştı.
Uzmanlar, Venezuela’daki sınırlı üretim artışlarının büyük ölçüde Chevron’un faaliyetlerinden kaynaklandığını vurguluyor. ABD’nin Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Venezuela’ya yönelik yaptırımları kademeli olarak gevşetmesi, bu sürecin önünü açtı.
ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC, Kasım 2022’de Chevron’a Venezuela’daki ortak girişimlerinden ham petrol ihraç etme izni verdi. Ekim 2025’te ise şirketin ülkede yeniden üretim yapmasına onay çıktı. Bu gelişmeler, Maduro yönetimi tarafından da olumlu karşılandı.
ABD, 2019’da PDVSA’ya yaptırım uygulamadan önce Venezuela petrolünün en büyük alıcısıydı. Günümüzde ise Çin, Venezuela petrolünün en büyük ithalatçısı konumunda bulunuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre 2023’te ihracatın yaklaşık üçte ikisi Çin’e, yüzde 23’ü ise ABD’ye yapıldı. Analistlere göre ABD’nin petrol ambargosunu sürdürmesindeki temel nedenlerden biri de Çin’in Venezuela petrolüne erişimini sınırlamak.
Deutsche Welle'ye konuşan uzmanlara göre Çin’in Venezuela’dan çekilmesinin arkasında yaptırımlardan çok, yolsuzluk ve kaynak yönetimi sorunları bulunuyor. Çinli finans kuruluşları 2016’dan bu yana Caracas’a yeni kredi sağlamıyor.
Venezuela’daki kamulaştırma politikaları geçmişte ABD’li enerji devlerini ülkeden uzaklaştırmıştı. ExxonMobil ve ConocoPhillips, Hugo Chávez dönemindeki ağır petrol projelerine yönelik kamulaştırma kararlarının ardından Venezuela’dan çekilmiş ve tahkim süreçleri başlatmıştı.
Donald Trump, Maduro’nun devrilmesinin ardından Venezuela’da yeni bir petrol hamlesi planladığını açıkça dile getirdi. Trump, ABD’li enerji şirketlerinin Venezuela’ya büyük yatırımlar yaparak altyapıyı yeniden ayağa kaldıracağını ve üretimi artıracağını söyledi. Chevron CEO’su Mike Wirth, son dönemde kamuoyuna doğrudan bir açıklama yapmasa da, daha önce Venezuela ekonomisinin yeniden inşasına katkı sunmaya hazır olduklarını ifade etmişti.
Chevron için Venezuela’da yeni bir yüzyılın kapısı aralanırken, ülkenin enerji geleceği küresel piyasalarda yakından izleniyor.






