Veri depolama dünyası her geçen gün daha karmaşık hale geliyor. Sabit diskler, manyetik bantlar ve bulut sistemleri arşiv yükünü taşımakta zorlanıyor. ABD’de Microsoft Research ekibi ise sıradan camı kalıcı hafızaya dönüştürmeyi başardı. Silica adı verilen sistem, avuç içi büyüklüğünde ince cam kareye 2 milyon kitaplık veri sığdırabiliyor. Üstelik yapılan testlere göre yazılan bilgiler 10 bin yıldan uzun süre okunabilir kalabiliyor.

Silica sistemi, ultra kısa lazer darbeleri kullanıyor. Femtosaniye olarak adlandırılan ışık atımları saniyenin katrilyonda biri kadar sürüyor. Normal şartlarda camdan etkileşmeden geçen dalga boyları, aşırı kısa ve yoğun atım hâlinde odaklandığında camın moleküler yapısını değiştiriyor. Böylece camın içinde mikroskobik ölçekte üç boyutlu noktalar oluşturuluyor. Literatürde 'voxel' olarak anılan hacimsel pikseller, hassas koordinatlarda konumlandırılıyor ve veri blokları haline getiriliyor.

Microsoft Research ekibinin Nature dergisinde yayımladığı çalışmaya göre, sistem yalnızca yazma işlemiyle sınırlı kalmıyor. Kodlama, yazma, okuma, çözümleme ve hata düzeltme süreçleri tek platformda birleştirilmiş durumda. Yani laboratuvar deneyi olmaktan çıkıp gerçek arşiv teknolojisine dönüşmüş halde.

Lazerle cam içine veri yazma fikri 1990’lara uzanıyor. Harvard Üniversitesi’nden Eric Mazur ve ekibi hacimsel optik depolama üzerine öncü çalışmalar yürütmüştü. 2014’te Southampton Üniversitesi’nden Peter Kazansky ise kuvars cam içinde 'neredeyse sınırsız ömürlü' veri depolama gösterimi yaptı. 2024’te kurduğu SPhotonix şirketi ise 5D cam nanoyapılandırma teknolojisini ticarileştirme hedefini açıkladı.

Silica projesi devrimsel fizik keşfi iddiası taşımıyor. Asıl iddia, yıllardır ayrı ayrı geliştirilen parçaları tek, çalışır sistemde birleştirmiş olması. Ekip iki farklı voxel türü üzerinde çalıştı. İlki lazer kaynaklı mikro patlamalarla oluşturulan, yoğun veri sığdırabilen boşluk benzeri yapılar. Depolama yoğunluğu milimetreküp başına 1,59 gigabit seviyesine ulaşabiliyor. İkinci yöntem camın kırılma indisinde ince değişiklikler oluşturuyor. Enerji tüketimi daha düşük, yazma hızı daha yüksek. Saniyede yaklaşık 65,9 megabit yazılabiliyor ve paralel lazer ışınlarıyla hız artışı mümkün görünüyor.

En çarpıcı nokta hız ya da yoğunluk değil, dayanıklılık. Hızlandırılmış yaşlandırma testleri, yazılan verinin 10 bin yıldan uzun süre stabil kalabileceğini gösteriyor. Manyetik bantlar, sabit diskler hatta SSD’ler düşünüldüğünde, arşiv tarafında dramatik fark söz konusu. Ultrafast lazer teknolojisi 1990’larda yalnızca birkaç laboratuvarda üretilebiliyordu. Günümüzde endüstriyel güvenilirlikte sistemler raf ürünü olarak temin edilebiliyor. Fotoniğin olgunlaşması, arşiv depolamada yeni dönem başlatabilir. Devlet arşivleri, kültürel miras veritabanları, bilimsel kayıtlar ve hatta uzay görevleri için uzun ömürlü hafıza alternatifi ortaya çıkmış durumda.