Küresel ekonomi son yarım yüzyılda farklı “uzlaşı” modelleriyle yönünü bulmaya çalışırken, 1989’da önce Washington Uzlaşısı, ardından buna karşılık Çin’in kendi kalkınma yolunu temsil eden Beijing Uzlaşısı bugün ise Londra Uzlaşısı gelişmekte olan ülkelere reçete olarak sunuldu.
Kendi blog sayfasında bu üç uzlaşıyı değerlendiren iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, küresel ekonominin aradığı yeni dengeyi anlattı.
Yazısında bugünün dünya ekonomik düzenine biçim veren neoliberal yaklaşımların 1970’lerde ortaya çıktığını ve iktisatçı John Williamson tarafından 1989 yılında "Washington Uzlaşısı" adı verilen 10 ilkede toplandığını ifade eden Eğilmez, IMF ve Dünya Bankası'nın da gelişmekte olan ülkelere bu ilkelere uygun programları dayattığını savundu.
Washington Uzlaşısının on temel ilkesi
Eğilmez, Washington Uzlaşısının on temel ilkesini şöyle sıraladı:
GSYH’ye oranla büyük sayılacak mali açıkları önleyecek bir maliye politikası izlenmeli.
Kamu harcamaları, sübvansiyonlardan, ilköğretimin, temel sağlık sisteminin ve altyapı yatırımlarının desteklenmesi gibi büyüme odaklı ve fakirleri koruma amaçlı alanlara kaydırılmalı.
Vergi tabanının yaygınlaştırılmasını ve ılımlı marjinal vergi oranlarını sağlayacak bir vergi reformu yapılmalı.
Faiz oranları piyasada belirlenmeli ve reel faiz çok yüksek olmasa da pozitif bir değer taşımalı.
Döviz kurları rekabetçi olmalı.
Kota gibi niceliksel kısıtlamaların kaldırılmasını öngörecek biçimde ithalat serbestleştirilmeli, ticareti korumaya dönük kararlar düşük ve tekdüze tarifelere dayandırılmalı.
Ülkeye yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımları serbestleştirilmeli.
Kamu iktisadi teşebbüsleri özelleştirilmeli.
Güvenlik, çevre koruma, tüketiciyi koruma ve finansal kuruluşların ihtiyat amacıyla gözetimini hedefleyen kurallar dışında kalan ve piyasaya girişi ve rekabeti engelleyen kurallar kaldırılmalı.
Mülkiyet hakları için yasal güvenlik sağlanmalı.
Yazısında zaman içinde ABD yönetimlerinin bu ilkelerden uzaklaştığını ifade eden Dr. Eğilmez, Trump yönetiminin ithalatın serbestleştirilmesine, ticaretin korunmasına ilişkin kurala yaklaşımına işaret etti.
"Beijing Uzlaşısı"
Washington Uzlaşısının karşısına Çin'in "Beijing Uzlaşısını" koyduğunu belirten Dr. Eğilmez, Çin'i bugün büyük ekonomilerden biri haline getiren modelin temel taşlarını ise şöyle özetledi:
- Bir ekonominin kalkınması inovasyon ve teknolojik gelişmeye bağlıdır. Bu ikisinin birlikte var olduğu bir kalkınma modelinde verimlilik artışı ortaya çıkacak ve emek ve sermaye tasarruf edilecektir.
- Odaklanılması gereken konu insanların refahının artırılmasını sağlamaya yönelik dengeli ve sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması olmalıdır.
- Özelleştirme, küresel ticaret gibi konularda sabit bir takım kurallara bağlı kalınmamalı, esnek davranılmalıdır. Çerçeve, ülkenin kendi ekonomik gücüne dayalı, kendi bağımsız yaklaşımına dayalı kurallarla çizilmelidir.
- Zaman içinde ekonomik yapı, finansal ve parasal sistem küresel rekabetteki yeri kaybetmemek için reforma tabi tutularak revize edilmelidir.
- Yeni teknolojileri kabul edip sisteme entegre etmek gereklidir. Aksi takdirde rekabette geriye düşülebilir.
- İhracata dönük sanayileşmeye devam edilmeli ve uluslararası rekabetteki yer bu yolla korunmalı ve geliştirilmelidir.
- Hükümet, istikrarı sağlamalı, politikalarda sert değişiklikleri önlemelidir.
Beijing Uzlaşısı son on beş yıla damgasını vurdu
Dr. Eğilmez, Beijing Uzlaşısının son on beş yıla damgasını vuracak kadar başarılı olduğunu, buna karşılık gelişmekte olan ülkelere standart elbise olarak önerilen Washington Uzlaşısının ise sınırlı sayıda ülke dışında bir başarı sağlayamadığına dikkat çekti.
"Londra Uzlaşısı"
Dr. Eğilmez'e göre Beijing Uzlaşısının yükselişiyle birlikte Washington Uzlaşısı ilkeleri sorgulanmaya başlanırken, iki ilkedeki açıklar "Londra Uzlaşısını" gündeme getirdi. Washington Uzlaşısı klasik, neoklasik, parasalcı ekonomi çizgisini temsil ederken, Londra Uzlaşısı Keynesyen karma ekonomi görüşüne yakındı. Eğilmez'e göre, Londra Uzlaşısı, bir anlamda Washington Uzlaşısı ile Beijing Uzlaşısının uzlaştırılmış bir modeliydi.
Ancak Dr. Mahfi Eğilmez, Londra Uzlaşısının kabul görmesinin ABD güdümünde bulunan IMF, Dünya Bankası gibi kurumların modeli benimsemesine bağlı olduğunu, aksi takdirde iyi niyetli akademik önerilerden öteye gidemeyeceğini belirtiyor.
Dünya yeni model arayışında
"Washington Uzlaşısı kapitalist sitemin, Beijing Uzlaşısı ise Çin tarzı sosyalist sistemin modelini ortaya koyarken Londra Uzlaşısı bu ikisini bir şekilde dengelemeyi amaçlamış bir model olarak karşımıza çıkıyor" diyen Dr. Eğilmez, son olarak dünyanın sermaye hareketlerinin serbest kalmasıyla başlayan ve küreselleşme olarak anılan yeni paradigmaya yeni model arayışına devam edeceğini ifade etti.




