Üretken yapay zeka alanında yaşanan gelişmeler ve kullanım yaygınlığının artmasıyla beraber yapay zekanın iş dünyasına etkileri de tüm dünyada en fazla tartışılan konuların başında geliyor. Yapay zekanın özellikle rutin ve tekrar eden işlerdeki başarılı performansının iş dünyasında çalışanların iş yüklerini daha hafiflettiği yönündeki kanaat, son dönemde yapılan bazı araştırmalarla tam tersi yöne doğru evriliyor.
Harvard Business Review'de yayımlanan "Yapay zeka iş yükünü azaltmıyor, aksine yoğunlaştırıyor" araştırmasına göre, yapay zeka araçları, iş yükünü azaltma vaadiyle sunulsa da işleri seyreltmek yerine daha da yoğunlaştırıyor. Makaleye göre, çalışanlar yapay zeka sayesinde normalde uzmanlıkları dışındaki görevleri (kod yazma, tasarım vb.) üstlenerek iş kapsamlarını kontrolsüzce genişletiyor. Bu durum, bir yandan "başarma" hissiyle ödüllendirici gelse de diğer yandan çalışanların üzerinde sessiz bir baskı oluşturuyor.
Makalede yer alan bilgilere göre, yapay zeka kullanımı üç temel sorunu beraberinde getiriyor:
- Çalışanların başkalarının sorumluluklarını devralmasıyla artan bilişsel yük,
- Mola ve yemek saatlerinde yapay zeka kullanımı ile mesai ve serbest zaman arasındaki farkların belirsizleşmesi,
- Yapay zekayı bir "ortak" gibi kullanarak aynı anda çok fazla iş parçacığını yönetmeye çalışmanın yarattığı dikkat dağınıklığı.
Boğaziçi Üniversitesi Veri Bilimi ve Yapay Zeka Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şefik Şuayb Arslan, yapay zeka mühendisliğinden ziyade yapay zeka yönetişimi alanına ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Yapay zekanın yoğunlaştırıcı etkisini daha sağlıklı yönetebilmek için yapay zeka destekli çalışma pratiklerinin, kurumsal olarak tanımlanması ve sınırlarının çizilmesi gerektiğine işaret eden Arslan, mevcut uygulamalarda yapay zekanın çoğu zaman hız ve çıktı artışı üzerinden değerlendirildiğini belirtti. Bu bağlamda, hangi görevlerin yapay zeka ile otomatikleştirileceği ve insan kararının nerede yavaşlatılması gerektiği gibi karar kapıları ve yönetişim çerçevelerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Arslan, üretkenlik ölçütlerinin yalnızca çıktı miktarına değil, görev karmaşıklığına, kaliteye ve insan üzerindeki zihinsel yüke duyarlı olacak şekilde yeniden tasarlanmasının kritik önemde olduğunu belirtti. Ayrıca, yapay zekanın uzun vadeli etkilerini ele alan disiplinlerarası ve bağlamsal akademik araştırmaların eksik olduğunu vurguladı. Son dönemlerde üretken yapay zeka kullanımının çocuklar üzerindeki etkileri üzerine bazı çalışmalar olduğunu ancak bu çalışmaların daha başlangıç seviyesinde olduğunu ifade etti. Yapay zekanın, insan dikkatini, uzmanlık gelişimini ve tükenmişlik riskini nasıl etkilediğinin daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini belirtti. Farklı sektörlerde ve kültürel bağlamlarda yapay zekanın iş yoğunluğunu nasıl dönüştürdüğüne dair karşılaştırmalı ve uzunlamasına çalışmalar yapılabileceğini söyledi.





