Yapay zeka (YZ), son on yılda insanlığın karşılaştığı en dönüştürücü teknolojilerden biri haline gelmiştir. Arama motorlarından tıbbi görüntüleme sistemlerine, savunma sanayisinden üniversitelere kadar milyarlarca insan her gün yapay zeka tabanlı sistemlerle etkileşime girmektedir. Ancak bu dijital devrimin arka planında çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek bulunmaktadır: Yapay zeka, sanılandan çok daha büyük miktarda doğal kaynak tüketmektedir ve bu kaynakların başında da su gelmektedir.
İklim değişikliği, kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle dünya zaten derin bir su krizi içindeyken, veri merkezlerinin artan su ihtiyacı yeni bir çevresel baskı alanı yaratmaktadır. Küresel su krizi ve dijitalleşme ile ilgili veriler, dünya genelinde yaklaşık 2,2 milyar insanın hala güvenli içme suyuna erişim sağlayamadığını göstermektedir. Yapay zeka doğrudan "su içmez" ancak çalıştığı altyapı son derece su kullanır. Yüksek yoğunlukta gerçekleşmesi ve çoğu zaman su stresi yaşayan bölgelerde yoğunlaşması nedeniyle kritik bir risk oluşturmaktadır.
Massachusetts Amherst Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalara göre, tek bir büyük ölçekli yapay zeka modelinin eğitimi sırasında 200 bin ila 700 bin litre arasında temiz su tüketilebilmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve sektör analizleri, yapay zeka ve veri merkezlerine bağlı su tüketiminin ilerleyen yıllarda patlayıcı biçimde artacağını öngörmektedir. Morgan Stanley’in 2024 analizine göre ise yapay zeka odaklı veri merkezlerinin su tüketiminin 2028'e kadar yaklaşık 11 kat artarak yaklaşık 1 trilyon litreye ulaşabileceği öngörülmektedir.
Dünyadaki su stresi ve veri merkezleri arasındaki çakışma, teknoloji şirketlerini tarım ve şehirlerle aynı sınırlı su kaynağı için rekabete sokmakta ve toplumsal gerilimleri artırmaktadır. Türkiye, kişi başına yaklaşık 1300 metreküp kullanılabilir suyla "su stresi yaşayan ülkeler" grubundadır. Eğer dijital dönüşüm su güvenliği açısından ciddi bir risk haline gelmezse çözüm yolları mevcuttur. İleri soğutma teknolojileri, alternatif su kaynakları ve veri merkezlerinin coğrafi yer seçimi gibi stratejiler ile su tüketiminin azaltılması hedeflenmektedir.
Sonuç olarak, yapay zeka giderek artan ölçekte su, enerji ve doğal kaynak tüketen fiziksel bir altyapı sektörüne dönüşmüştür. Doğru politikalar, ileri soğutma teknolojileri ve su-pozitif taahhütlerle yapay zeka, krizi büyüten değil, yöneten bir araç haline getirilebilir.





