Antrenmandan, takım bütünlüğünden ziyade transferden medet uman, umduran dilin acınacak haline şahit oldu ilk devre boyunca Beşiktaşlılar. Dağınıktı Beşiktaş. Yerini bulamıyordu oyuncular ve bu daha ilk dakika Vaclav Cerny'nin sarı kartından kendini belli etti. Derken, milyonlarca euro verip takıma katılan Emmanuel Agbadou'nun durumu! Sahada bir stoperin olmaması gerektiği her yerdeydi Agbadou ama olması gereken ilk yerde değildi iki golde de. Hâl böyle olunca Beşiktaşlılar'ın bir zamanlar takımlarına layık görmedikleri Güven Yalçın kopya goller attı.
İlginç olanı, gerek tribün gerek sosyal medya düşünürleri gerekse kimi yorumcular golleri kaleci Ersin Destanoğlu'nun yediğinde hem fikirdiler. Peki neden? Nedeni açık, onca euro saçılan transferlere ve onları tercih edenlere halel gelmesin? Devre ortasına doğru Agbadou dahil biraz Beşiktaş toparladı biraz Alanya denge oyununa geçti. Önce Oh'un kazandırdığı penaltı ikinci devre yine Oh'un golü derken Beşiktaş iyice sinen Alanya'ya karşı baskı vitesini iyice yükseltti.
Gol beklentisi yükseldi ancak bu kez kaleci Paulo Victor'u geçemediler. Bu arada baskı anlarında savunma arkasında geniş boşluklar oluşmadı değil ama bu duruma bizim buralarda risk almak deniyor. Normaldi yani! Şimdi denecek ki, 'Elimizden geleni yaptık. Oyunun oturması için zaman ve sabır istiyoruz.' elbette zaman önemli ama içinin nasıl doldurulacağı da bir o kadar önemli. Yani bunca para saçılmadan da aynı zamanın içi doldurulamaz mıydı?
Beşiktaş adına hem moral hem de lig yarışı için kritik önem taşıyan bu akşamda, tribün doluluğu ve yeni transferlerin heyecanı sahadaki sonuçla tam olarak örtüşmedi. Göztepe'nin puan kaybettiği, Başakşehir'in ise Nuri Şahin yönetiminde yükselişini sürdürdüğü haftada siyah-beyazlılar, galibiyete hasret Alanyaspor karşısında maça oldukça düşük bir savunma direnciyle başladı. Eski Beşiktaşlı Güven Yalçın'ın 10. dakikada gelen golü sonrası beklenen reaksiyonun verilememesi ve oyuncuların markajdan kolayca sıyrılması, savunmadaki kronik problemleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Özellikle Ersin'in yediği gol sonrası düşen mental direnç ve savunma hattındaki boşluklar, Alanyaspor'un oyun kurmasını kolaylaştırarak Beşiktaş'ı uzun süre silik bir görüntüye mahkum etti.
Ancak maçın son bölümlerinde ve 2-0'dan sonra sahada bambaşka bir Beşiktaş kimliği belirdi. Özellikle yeni transferler Hyeon-gyu Oh, Olaitan ve Murillo'nun oyuna kattığı enerji ile dinamizm, gelecek adına olumlu sinyaller verdi; Oh'un penaltı alıp golü atması takımın üzerindeki ölü toprağını bir nebze olsun attı. Duran top organizasyonları ve Orkun'un kilit pasları etkileyici olsa da, Cerny gibi isimlerin erken kart görmesi ve rakibin oyun planına önlem alınamaması puan kaybını beraberinde getirdi. Sonuç olarak Beşiktaş, yeni transferlerinin ışığında ikinci yarıda daha umut verici bir performans sergilese de, kendi sahasında bu denli kritik bir virajda puan bırakmamalıydı.
İlk 15 dakikada sahada ne yaptığını bilen bir tek Beşiktaşlı yoktu. Önde top tutamayan, orta sahada rakibi bozamayan Beşiktaş savunma arkasına atılan iki topta, iki gol yedi. Bu manzarada Beşiktaş'ın oyunu açısından şaşılacak bir şey yoktu? Manzarada şaşırtıcı olan tek şey normalde dört pozisyonda bir gol atma becerisi olan Güven'in ikide iki yapmasıydı. Aynı oyuncular, aynı rakibe karşı 2-0'dan sonra başkalaştılar. Önde bastılar, bloklar arası mesafeyi kısalttılar, ikili mücadelelerde ayakta kalırken rakiplere kademeli olarak müdahale ettiler. Ve bilin bakalım ne oldu; oyun değişti! Aynı oyuncular, aynı rakibe karşı, aynı maçta bu kadar farklı bir görüntü veriyorsa o takım sahaya bir sisteme dayalı çıkmamış demektir. Dahası sistemin adı şu dur; saldım çayıra, mevlam kayıra? Olaitan, Agbadou ve Oh yani üç yeni transfer aynı anda sahadaydı. Takımın kötü olduğu bölümde, Oh'a top gelmedi, Agbadou hatalar yaptı, Olaitan da çok top ezdi. Şimdi dikkat buyurun, takımın geri kalanı toparlanıp kendine gelince Agbadou cesaretle öne çıktı, harika oynadı, asist yaptı Olaitan daha bir özgüvenle top kullandı, Koreli Oh da canla, başla çalışıp muhteşem bir gol attı? Yani bütün hikaye, bir felsefeyle hareket edip takım halinde mücadele etmektir. Yedi yeni oyuncu geldi ve bir takım ara transferde ancak bu kadar takviye yapar.
İyi takviyelere rağmen, Kartal, kendi sahasında 2-0 öne geçip berabere kalsaydı taraftar isyan ederdi? Şimdi durum tam tersi? Alanyaspor karşısında iki farklı yenilgiden beraberliğe dönüldü? Üzülmek mi, sevinmek mi gerekir bilemedim!





