Bir akşam önce Trabzon'da aslan bulonu yarattığı "umut" ile "baskı" arasında sıkışan Fenerbahçe gergin, Beşiktaş ise sakin, temkinli ve daha planlı göründü ilk devre. Daha çok şut atan da, şutlarda daha fazla isabet sağlayan da, kalecisi daha az kurtarış yapan da onlardı. Marco Asensio'nun erken sakatlığının düzenini iyice bozduğu Fenerbahçe ise ağırlıklı olarak Anthony Musaba'nın taşıdığı toplarla hissettirmeye gayret etti varlığını. Lakin ilk dakika dışında etkili oldukları söylenemezdi. Aslına bakarsanız ilk devre eskilerin deyimiyle, "Bir orta saha mücadelesi halinde" geçti. Bu nedenle en çok duyulan futbolcu adları; Guendouzi, Kante, Orkun, Ndidi ve Asllani oldu.
İkinci devreye de sükûnetini koruyarak giren Beşiktaş 52. dakikada Vaclav Cerny ile gole yaklaşsa da savunma duvarını aşamadı. Ve akabindeki kornerde düşünen hücumda Beşiktaş "ön direğe adam yapıştırmamış" olmasının mükâfatı olarak gol yemiş olmaktan kurtuldu. Ancak istatistikler bu devrede dakika dakika Fenerbahçe lehine dönmeye başladı. Yine de bu aralarda taraftarların uzun zaman gerek tribün gerekse sosyal medyada yapmadığı Ersin Destanoğlu'nun müdahaleleri tuttu Beşiktaş'ı maçta. Başlarda büyük sükse yapan yeni oyuncular haftadan haftaya durağana dönerken yine de bu maçın ardından Beşiktaş'ın çok ciddi hasar aldığı söylenemez. Ya Fenerbahçe? Devre arası transfer politikaları başta olmak üzere kulübün birçok alanda yaşadığı gariplikler onları ikincilikte pamuk ipliği ile tutuyor sanki.
Tedesco'nun Fenerbahçe'si için bu sezonun ayrı fazda değerlendiriyorum ben. 14 Şubat'ta Trabzon derbisinde kadar yükselen çıkış çizgisi vardı Tedesco'nun. Özellikle kara orta sahayı oynadı, İsmail-Kante-Guendouzi üçlüsünü bir arada kullanıp Asensio'yu özgürleştirdiği Trabzon galibiyetinden sonra şampiyonluk hesaplarının içine dahil etmişti takımını. 19 Şubat'taki Nottingham maçıyla ikinci faz başladı Tedesco için. Trabzon'da başarılı olmuş modelini anlamsızca bozdu. İsmail'i yanında oturttu, Cherif'i 11'e koyup, Asensio'yu saha hapsetti. Daha sonra da bir ay boyunca hem formasyon değişiklikleri, hem de sakatlıklarla yalpalayan inişli-çıkışlı bir görüntü çizdi sarı lacivertliler. Kasımpaşa, Antalya ve Karagümrük'e karşı maç içinde üçlü-dörtlü defans değişiklikleri yaptı. Avrupa hedefi gitti, ligde de 7 puan kaybedildi o süreçte. Ancak 17 Mart'taki Gaziantep maçıyla üçüncü faz başlamış gibi. Alışılmış 4-2-3-1 formasyonuna geri döndü. Marco Asensio tekrardan numarada. Santrfor krizi sürüyor, dün Cherif'in iki, Kerem'in bir net pozisyonları vardı kaçan. Ancak 90+11'de zor da olsa kazanarak yarışa geri döndü sarı lacivertliler.
Beşiktaş derbinin ilk yarısında oyuna ortaktı. Ohu'nun kafası, Cerny'nin şutu, Dosteroğlu'nun müthiş müdahalesi, Orkun'un şutu vardı etkili. Ancak ikinci yarıda oyunun kontrolünü büyük ölçüde ev sahibine kaptırdılar. Dün ikinci devrede Fenerbahçe gol beklentisinde 2,30'a 0,24, büyük şansta 4-0 üstünlük kurdu. İkinci yarıda Ederson'un kurtarışı yok, Ersin ise dört net pozisyon çıkardı. Beşiktaş'ın uzatmaların 11'inci dakikasında kaybettiği derbinin en çok üzüleni Ersin oldu şüphesiz. Cherif'in iki, Kerem'in bir karşı karşıya pozisyonunu çıkardı Ersin Destanoğlu. Belki kalesinde devleşti bu maç takımına puan getiremedi ama onu Dünya Kupası uçağı için aday haline getirmiş olabilir pekala.
Neresinden anlatmaya başlayacağını bilemediğimiz bir maç. Herkes uzatmalarda gelen penaltı kararını konuşacaktır. Biz de oradan başlayalım; Agbadou topa müdahale etmeden önce Nene'ye değiyor. Dolayısı ile VAR devreye girmemeli. Aksi yorum varsa penaltı değil. Seyredin; karar verin. Sonrasında sahaya çıkan Fenerbahçe takımı. 11 yabancı var sahada, hem de bir derbide. Bir de kırılma maçı. Aynısını geçen sene Mourinho Galatasaray maçında yapmıştı. Türk oyuncuların bu maçları algılaması, sorumluluk alma istekleri, sahaya getirdikleri enerji hep farklı olmuştur. Böyle bir artı değerden vazgeçti Tedesco. Genç bir takım var sahada. Onları Skriniar, Talisca ve Asensio yönetiyor. Takımın beyni sakatlandı, çıktı. Kontrol yine sende. Ama uzatmalarla son 30'u Talisca'sız oynamaya karar vermek, sahadaki gençlerin acemiliğinin de üstüne ikinci bir karar. İlk hamlede yanlış yaptı aslında. Asensio çıkarken girmeliydi Cherif. Çünkü Talisca'nın en verimli olduğu pozisyon forvet arkası. Madem "verileri" değerlendirip, karar veriyorsun, bu ayrıntı neden sürekli ıskalanıyor. Tedesco'ya yükleniyoruz ama dört karşı karşıya pozisyonunda Ersin'i geçemedi, üç oyuncu. İlk 28 saniyede. Şimdi "Hoca ne yapsın?" dersek, haksız mıyız? Galatasaray ile puan farkı bire indi, Trabzonspor ile soluk soluğa devam ediyorlar. Lig yeniden başladı. Üç takım da hakemlerden şikayet ediyor. Bizi zor haftalar bekliyor.
F.Bahçe dün gece uzatma bölümünün son dakikasında attığı penaltı golü ile lige tutundu. Maçın geneline baktığımız zaman, futbol kalitesi vasat ama mücadeleli zaman zaman da tempolu bir maç izledik. Genel olarak pozisyon üstünlüğü F.Bahçe'deydi. Üstelik 20. saniyede Nene'nin kaçırdığı gol, penaltıdan çok daha kolaydı. Beşiktaş daha çok kontrollü bir anlayışa önem verdi. İki teknik adamın da önemli hatalarına şahit olduk. Murillo'nun devrede sakatlanıp çıkmasından sonra bu bölgeye maç eksiği olan Gökhan'ın gelmesi, sonrasında da Sergen Yalçın'ın büyük hatası gündeme geldi. Cerny arada kendine bakmamış, güçsüzdü. Sergen Yalçın'ın da Gökhan'ın önüne Cengiz'i alması F.Bahçe'ye çok elverişli bir ortam hazırladı. Sağ kulvarı hiç işletemeyen F.Bahçe ikinci yarıda solu etkili kullandı. Cengiz'in iki defa üst üste yaptığı top kaybı yanlışları ile Kerem'e istediği genişlik iki önemli pozisyon çıktı. Birinde Ersin'i geçemedi, ikincide de çok iyi pas verdi ama Cherif, Ersin'i geçemedi. Tabii bu iki kurtarışta da Ersin'in başarısı büyüktü. Sonunda da maçı bırakmayan F.Bahçe bir penaltı golü ile kazandı.







