Cem Dizdar - Fanatik

Kerem Aktürkoğlu ile Anthony Musaba'ya karşı Barış Alper, Yunus Akgün ve Leroy Sane ya görünmeme ya da ''top ezme'' konusunda adeta yarışa tutuştu! Haliyle gittikçe sertleşen rüzgar da hesaba katılınca iş şuta kalmıştı ki o da Matteo Guendouzi'den geldi. O pozisyonda Galatasaray'ın orta sahadaki jeneratörü Lucas Torreira ilk topa gidince Guendozi'ye yetişmekte bir ayak boyu geç kaldı ve takımı aleyhine olanlar oldu! Maç başında "takımı yadırgadığı" belli olan Guendouzi ilerleyen dakikalarda atak başlangıçları konusundaki marifetlerini hissettirmeye başlayınca Fenerbahçe sahaya daha bir güvenli yayılmaya başladı. İkinci devrenin başındaki gol ve artan rüzgarı da arkasına alan Fenerbahçe hem "güvenlik ayarını" hem de "fırsat kollama modunu" açtı. Dolayısıyla tempoyu iyice düşürüp rakiplerinin yükseltmesine de izin vermeyecek biçimde top çevresinde çoğalıp durdular. 65'te de aradıkları fırsatı Levent Mercan'la buldularsa da biraz rüzgar biraz yağmur ama fazlasıyla hücuma yerleşememe sorunları nedeniyle golü atamadılar.

Uğur Meleke - Hürriyet

Dün 25. dakikada, yani Guendouzi golü gelmeden hemen önce istatistiklere bakıyordum. İlk 25 dakikada Sane sadece bir kez (o da kendi yarı alanında etkisiz bir anda) topla buluşmuştu. Yunus da 3 kez topla buluşmuş ve ikisini kaybetmişti. Yani koca 25 dakikada, Yunus ve Sane toplam 2 pas yapmışlardı isabetli. Bu tablonun bence 3 temel sebebi var: Tedesco'nun takımı fiziksel olarak Galatasaray'dan çok daha hazırdı dün. Sarı-kırmızılıların ikinci-üçüncü bölge bağlantısını tamamen kesti İtalyan Hoca. Rüzgarlı havada geriden daha gerçekçi çıkan taraf Fenerbahçe'ydi. Ederson'un 60-70 metrelik isabetli pasları çok fark yarattı. Tedesco geldiği günden beri çok adil yönetiyor kadrosunu. Dün de bir başyapıt sergiledi Galatasaray karşısında. Eğer Mourinho hala görevde olsaydı, büyük bir ihtimalle İsmail'in, Levent'in veya Talisca'nın seviyeleri bu olmayacaktı.

Güntekin Onay - Hürriyet

Galatasaray ön alan baskısıyla başlayıp Fenerbahçe yarı alanına yerleşerek başlamak istese de bunu yapamadı. Basit top kayıpları ve Fenerbahçe'nin yardımlaşmalı kompakt alan savunması Galatasaray'ın istediği pas trafiğinin oluşmasını engelledi. İlk 45 dakikada iki takımın da basit top kayıpları, pas hataları ve sık sık duran oyun maçın ritm kazanmasını engelledi. Fenerbahçe sol kanattan Kerem ile etkili oldu ancak gerek Musaba'yı gerekse de Jhon Duran'ı gol bölgesinde topla buluşturamadı. Galatasaray'da ise sol bek Eren Elmalı çok aksadı. Barış Alper Yılmaz ve Leroy Sane de alan bulamadıkları için etkisiz bir oyun ortaya koydular. Yeni transfer Matteo Guendouzi'nin cepheden düzgün bir vuruşla köşeyi bulması pozisyonsuz geçen maçta Fenerbahçe'yi öne geçirdi. 1-0'ın moraliyle de sarı-lacivertliler devrenin sonuna kadar Galatasaray'a oranla daha olumlu ve organize bir görüntü ortaya koydu. İkinci yarının başında Oosterwolde'nin duran toptan gelen şık golüyle maçın rengi nert bir şekilde belli oldu. Resmen olmasa da fiilen Fenerbahçe 2-0 ile birlikte maçı kopardığı mesajını taraflı tarafsız herkese verdi. Çünkü dün akşamki Galatasaray'ın asla geri dönecek bir gücü yoktu. Rakip kalede tek bir pozisyon dahi üretemeyen Okan Buruk'un takımı Torreira çıkıp, Lemina da stopere geçince orta sahada iyice zayıfladı. Sane yerine kurtarıcı olarak Ahmed Kutucu giriyorsa; sol bek pozisyonunda Eren sağ bekde Sallai ve santrforda haraketsiz, güçsüz İcardi oynuyorsa Galatasaray'ın bu seviyede böylesine istekli ve diri Fenerbahçe'yi yenmesi zaten beklenemezdi.

Ercan Taner - Sözcü

Fenerbahçe'nin orta alan presi, takım savunmasına olumlu etki etmişti. Sane, Yunus ve Icardi ilk devre sıfırdılar. Okan Buruk, Sara'yı oyuna alırken, Sanchez'i çıkarıp Lemina'yı stoper bölgesine çekmişti. Amaç orta alan ritmini yükseltmekti. Bu gerçekleşemedi çünkü Asensio'nun kornerinde Oosterwolde unutulmuştu. Hollandalı topa iyi vurunca maç iyice Fenerbahçe'nin kontrolüne geçti. Galatasaray riskleri alarak atak oynamaya çalışıyordu. Başka çare yoktu. Torreira-İlkay değişikliğiyle Okan Buruk bir hamle daha yapmıştı. Amacı rakip yarı sahada set hücumu organize etmekti. O bunları düşünürken, Fenerbahçe dünyaları kaçırıyordu. Süper Kupa'daki derbinin sonunda şöyle bir gerçek ortaya çıktı: Lig yarışında psikolojik üstünlük Fenerbahçe'ye geçti.