Cem Dizdar - FanatikGol olmasına rağmen gol beklentisinin düşük kaldığı bir ilk devre izledik. Golde, sağ önden başlayıp, ardından geriye doğru gezdirilen 14 pasın ardından yine sağa döndürülen hücumda Paul Onachu'ya kafa golü attıran Trabzon takımı, birkaç pozisyonda yine de o olgunluğu gösteremedi. Galatasaray savunması dağınıktı. Trabzonspor pas konusunda biraz daha olgun davranabilse, golü bilmem ama "gol beklentisi" pekala yükselebilirdi. Yine de topla daha çok haşır neşir olan Galatasaray en azından topu daha çok elinde tuttuğu için pozisyon vermemiş oldu.

Maç başındaki gole ikinci devre başında 12 paslı bir Wilfred Singo golüyle yanıt veren Galatasaray, maçı dengeye getirmiş gibi oldu. Lakin tek pasla Chibuike Nwaiwu Trabzonspor'un ikinci kafa golünü atınca, yoluna girmiş gibi olan Galatasaray işleri yeniden rayından çıktı! Topu ele aldı ya da Trabzonspor savunmayı öncellediyse de Okan Buruk takımı tüm değişikliklere rağmen maça hakim olamadı. Fatih Tekke'nin hücum/savunma planı tutunca "maç seçen" Trabzonspor taraftarı da sona doğru tribünde olduğunu hatırladı. Bu galibiyetle Domenico Tedesco'yu haklı çıkarıp liderliğe yapışan Trabzonspor, bu galibiyetle bu akşamki maçı da dolayısıyla ligin bundan sonrasının da "belirleyicisi" oldu.

Uğur Meleke - HürriyetDün Trabzon'da temposuyla, heyecanıyla, gelgitleriyle eğlenceli bir derbi izledik hep birlikte. Trabzon'un dörtlü ana omurgasının üçü, Batagov-Oulai ve Muci eksiklerdi ancak sahada son derece adanmış bir 11 vardı. Ben müsabaka öncesi Ozan-Folcarelli ikilisinin Torreira-Lemina'ya karşı yumuşak kalabileceğini düşünmüştüm ama yanıldım. Ozan iyi bir performans gösterdi ve Oulai gibi kilit bir oyuncunun eksikliğinden söz etmiyoruz bugün hiçbirimiz.

Maçın galibi Trabzonspor'da Onuachu, Nwaiwu, Augusto, Ozan gibi birçok iyi vardı ancak özellikle ilk devre performansıyla Pina'yı ayrı bir yere koymak lazım. 23 yaşındaki sağ bek ilk devrede öyle bir futbol oynadı ki bence kendi takımını galibiyete, Galatasaray'ı da çok zor bir deplasmana geldiğine inandıran oydu. Her bindirmesinde Jakobs-Lang ikilisini zor durumlara düşürdü, Onuachu'ya golü attırdı. Nwakaeme'ye net bir fırsat hazırladı ve maçın kırılma anlarını yaratan isim oldu bence.

Trabzon Meunier'yi aniden kaybetti, Malheiro'yu buldu. Malheiro'yu aniden kaybetti, Pina'yı getirdi. Gerçekten Trabzonspor bir 'sağ bek transfer okulu' açsa yeridir herhalde! Bu kadar sorunlu bir pozisyona bu kadar iyi futbolcular bulmaları müthiş.

Bülent Timurlenk - SabahTrabzonspor'un oyunu savunurken iki adamı Batagov ve hücumdaki ekstra silahı Muçi'nin yokluğunda yerlerine forma giyenler maçın kaderini belirleyecekti. G.Saray'da Osimhen, Sara ve Sane'nin yokluğunda şans bulanlar da aynı misyona sahipti. 4-2-4 gibi görünen cüretkâr bir 11 ile sahaya çıkan Fatih Tekke, tribünleri arkasına alıp golü bulup rakibi erken dağıtmayı planlıyordu. Öyle yaptı, golü de buldu. G.Saray, Juve deplasmanında olduğu gibi ilk yarıda her noktasından dağıldı gitti. Hücumda Barış dışında mücadele gücü olmayan 9 camdan adam vardı sahada? Ev sahibi ilk yarıda farkı üçe de çıkartabilirdi. Okan Buruk'un iyi oynamasa da -sakatlığı yoksa- Torreira'yı oyundan alıp, celladına aşık mahkum gibi Yunus'a sarılması garip elbette.

G.Saray kötü oynarken de tabelayı çevirecek golü buldu. 45-55 arasındaki oyun, Trabzon'un da oyunu sahasında kabul etmesinin ardından momentumu sarıkırmızılı ekibe veriyordu ki ligin en çok duran toptan gol atan takımından ikinciyi de yemeyi de başardılar. Milli ara sonrası vidaları gevşemiş takımını bu derbiye motive edemeyen, bir büyük maçta daha krize girdiğinde çözüm üretemeyen Okan Buruk, "Osimhen sayesinde kazanıyor" diyenlere bir anti-tez yazmalı? G.Saray'da Singo ve Barış dışında kenardan gelenler de dahil takım tanınmaz haldeydi? Demek ki çok fazla prim kazanmışlar düne kadar? Fatih Tekke'ye tebrikler. Eksik kadrosunu çelik kıvamında hazırlamış 6 puanlık maça. Sonuna kadar hak edip kazandı Trabzonspor? Okan Buruk, 3 şampiyonlukla çizdiği 'doymuş adam' portresinin üzerini karalamak istiyorsa önünde Göztepe deplasmanı var.

Levent Tüzemen - SabahGalatasaray'ın yediği 2 gol, kalitesine hiç yakışmadı. Sanchez'in kafa ile ıskaladığı topu Onuachu gol yaptı. Abdülkerim'in gereksiz yere yaptığı faulde, Nwakame'nin ortasında Nwaiwu kafayla golü attı. Sanchez Kolombiya'nın, Abdülkerim Milli Takım'ın stoperi. Bu sezon, bu ikili bu hataları sık sık yaptı. Fatih Tekke, Galatasaray'ı mükemmel analiz etmiş olacak ki, Trabzon'u çok akıllı oynattı. Topu rakibe bıraktılar, mükemmel alan savunması yaptılar, kazandıkları toplarla da çok çabuk hızlı hücuma çıktılar. Okan Buruk'un ilk 11'i tamamen duygusallık üzerine kuluydu. Eli sarılı Lang etkisiz oynadı. Jakobs milli takımdan bitik dönmüş. Torreira ilk kez çok fazla top kaybı yaptı.

Galatasaray'ı Barış, Singo ve Lemina ayakta tutmaya çalıştı. Maç öncesi yapılan eleştiriler maalesef Uğurcan'ı olumsuz etkilemiş. Bedenen sahadaydı ama ruhen yoktu. Okan hoca, bu analizi yapıp keşke Günay'la başlasaydı. Ayrıca değişiklik yapmak için ilk yarının bitmesini beklemek büyük hata. Sallai, sezon başından bu yana Galatasaray'ın en istikrarlı oyuncusu. Kulübede oturması hataydı. Okan hoca ona kanatta görev vermeyerek büyük hata yaptı. Icardi tercihi de maalesef verimli olmadı. Arjantinli yıldız, sözleşme için baskı yapacağına, şapkasını önüne koyup "Ben ne yapacağım?" diye düşünmeli. Sonuçta Trabzonspor haklı bir galibiyet aldı ve zirvede kartların yeniden dağılmasını sağladı.

Olcay Çakır - FanatikTrabzon'da kazanan sadece bir takım değildi. Bu maçı taktik tahtasına sığdırmaya çalışırsanız eksik okursunuz. Çünkü sahada üç ayrı üstünlük vardı: zihin, plan ve bireysel sadakat. Şehir bu maça hazırlandı değil, bu maçı yaşadı. Oyuncular ilk düdükten itibaren paniksiz, öz güvenli ve organizasyon disiplinini hiç kaybetmeden oynadı. Beraberlik golünü yediklerinde bile telaş yoktu. Bu, sıradan bir motivasyon değil; kolektif bir psikolojik üstünlüktü. Teknik ekip ise rakibi durdurmaya değil, rakibin güçlü olduğu alanları işlevsizleştirmeye odaklandı. Oyun ritmi Trabzonspor'un elindeydi. Savunma gömülmedi, doğru parselasyonla kompakt kaldı. Kazanılan her top hücum değerine dönüştü. Hücumda ezber bozuldu. Genişlik beklerle kuruldu, kenar oyuncuları iç koridoru kullandı. Rakip savunma yatayda dağıldı, ceza sahası tehdidi arttı. Bu, rastgele bir tercih değil; bilinçli bir rol dağılımıydı. Bireysel performanslarda ise yıldız parıltısından çok, rol sadakati öne çıktı. Oyuncular sistemin görünmeyen kolonları gibi davrandı. Bugün sahada bir takım değil; inanan bir teknik ekip, disiplinli bir oyuncu grubu ve oyunu tribünden başlatan bir şehir kazandı. Bazı günler futbol, bir şehrin kolektif iradesine dönüşür. Dün gece olan tam olarak buydu.