Dün Bükreş'te de özellikle ikinci devrede Zagreb ve Plzen'e benzer bir grilik vardı sahada. Domenico Tedesco birkaç taze oyuncuyla enerjiyi değiştirsin diye bekliyorsun ama kulübede de Asensio-Oğuz dışında alternatif yok! Brezilyalı kaleci Ederson kritik anlarda kritik kurtarışlar yapmasa Fenerbahçe puansız dönebilirdi Bükreş'ten. Fenerbahçe'de Ederson dışında günün düşük enerjisini yükseltmeye çalışan bir başka oyuncu da Nesyri idi. Özellikle ilk bir saat çok istekliydi, birkaç net pozisyona girdi ama iki kritik ofsayta takıldı.
Fenerbahçe, dün gece 2 puan kaybettiği maçta genel görüntüsüyle çok kötü bir sınav verdi. Kapasitesi sınırlı FCSB, topu Fenerbahçe'ye bırakarak oynadı. İlk 25 dakika oyunun tek hâkimiydi. Yüzde 66'lık topa sahip olma oranı vardı ama ciddi bir üretkenlik yoktu. Korner atışında İsmail Yüksek güzel bir kafa golüne imza attı. Ancak 25 ila 50. dakikalar arasında Fenerbahçe geçiş oyunlarından rakibe 6 pozisyon verdi. 5'ini Ederson kurtardı. 50'den sonra yine Fenerbahçe oyunu domine ediyor ama net pozisyonlara yine FCSB giriyordu. Ederson 6. kurtarışını da yaptı ama 7'inci de pes etti. Buna rağmen son dakikada 1 gole daha engel oldu. Sonuçta Fenerbahçe, kaybettiği 2 puanla daha zor rakiplerle eşleşti.
Gelelim genel gözlemlerime? Kerem, 2 pozisyona girdi ve kaçırdı, onun dışında sahada yok. Bir tane çalım atamayan kanat forveti olur mu? Soldan kanat bindirmelerini ters ayaklı Mert Müldür yaptı. Semedo fizik olarak çok yetersiz. Nene ikinci sınıf bir kanat forveti. En-Nesyri çok istekliydi, çapraz koşular da yaptı. Bir tane geldi, vurdu ancak kaleci kurtardı. Fred idare ediyor, sorumluluk alacak güce sahip değil. İsmail çok takdir ettiğim bir oyuncu ama hala profesyonelliği öğrenemedi. Takım önde, güzel bir gol atmışsın, gereksiz bir sarı kart gördü. Devre sonunda da net ikinci sarı kartlık hareketi yaptı, hakem atladı. Talisca oynadığı sürece yürüdü. Tedesco'nun, İsmail çıktıktan sonra niye üçlü defansa döndüğüne anlam veremedim. Sonuç; Fenerbahçe'yi gelecek için hiç iyi bulmadım.
Rakibi gözüne kestirmek başka, küçümsemek başka. Rumenler cezayı kesecek öyle pozisyonlar buldular ki, serinin en kötü takımı bir anda maçı 'hedef' haline getirme isteği yakaladı. 30'a kadar tüm kontrolü elinde tuttu Fenerbahçe. Topa hakimlerdi ama pozisyonu bulmak için ekstra pasları üretemiyorlardı. Nene'nin ortasında En Nesyri'nin vuruşu dolu doluydu. Kaleci kurtardı. Kornerde gol geldi ve maçı bitirdiler kendi adlarına. Sonrasında yukarda belirttiğimiz bölüm geldi. Ederson kurtardı, kurtardı ve kurtardı. Tabii gözler Nesyri'ye yoğunlaştı. 'Gitti - döndü' derken, sahada her şeyini vermeye çalışıyordu. Bir ara orta saha bile oynadı, geçişte rakibi kovaladı, Talisca'ya da alan boşalttı. Maçın değişimi İsmail'in kartı sonrasında 'frenle' oynamaya başlaması oldu. Oosterwolde, eleme maçlarına ceza taşımamak adına kimseye dokunamıyordu bile. Skriniar'ın olmadığı merkezde 'sarsaklık' pimi çekilmiş bombasıydı Fenerbahçe'nin. İşin içine 'acemilik, korku, güvensizlik' artık adına ne derseniz girince en basit hareketleri yapamaz, pasları veremez hale geldiler. Üstlerine oyuncu koşunca elleri ve ayakları birbirine dolaşmaya başladı. Mert Müldür klasik hatasını yapıp, adamını kontrol etmiyor, Kerem ne yaptığını bilmiyor, Talisca elini taşın altına koymuyor... Sadece Fred ve En Nesyri var çabanın içinde. Hiç bahaneleri yok. Eksiklerden de bahsetmesinler. Lig grubunun en perişan takımına teslim oldular. Alsınlar bu utanç dakikalarını yeni sözleşme istediklerinde oyunculara seyrettirsinler.





