Nihayet ana kameranın karşısından televizyon aracılığıyla 'eğlenceyi evlere taşıyan' bir tribün. Coşkulu, eğlenceli bir maç başlangıcı Kocaeli'nde... Gelin görün ki, ilerleyen dakikalarda, sahaya 'küfürsüzlük' pankartıyla çıkan futbolcuları tekzip edercesine bir süre küfreden de onlar oldu! Başlangıçla birlikte ciddi etki koyamasa da topu öne taşımaya gayret eden Kocaeli ve 40'a kadar bırakın rakip ceza sahasını görmeyi rakip sahaya geçmeyen Fenerbahçe...

Biz bir şeyler olacak diye bekleyip dururken gol değil 'gol beklentisi' bile yaratamadı iki takım. Spiker Erdem Bitik 'filme efekt katmak' için anlatıyı elinden geldiğince süslemeye çalışsa bile onun çabası da bir yere kadardı elbette! Derken... Talisca'nın vurmasının beklendiği yerden bu kez Asensio denedi ve köşeyi buldu.

İkinci yarıya da atak görünümlü girdi Kocaeli. Hatta 55'te Petkovic ile gole de yaklaştı ama kaledeki Ederson'du. 60'ta Tedesco ortadan başlayıp öne doğru takımı şöyle bir söktü, ki çıkanlar arasındaki En-Nesyri'nin bu oyun anlayışıyla bırakın etkiyi, topu görmesi mümkün değildi! Bu andan sonra Fenerbahçe takım olarak savunma dörtlüsüne iyice yaklaştı, hatta yapıştı. Yeni giren Kerem dışındaki tüm oyuncular, Talisca dahil, bir süre savunma önü pozisyonu aldı! Tedesco'nun öne gönderdiği iki hızlıyla savunmadan çıkış arayacağı belliydi ama ev sahibi çözümü bulamadı.

Savunmada sakin kalıp hatasız oynayan Fenerbahçe fazla pozisyon üretmediği hatta '1 gol beklentisi'ne ulaşamadığı maçı '2 gol' ile bitirdi. Evet, Kocaeli kaybetti ama takımın mücadelesi bir maç sonu alkışı hak ediyordu. Keşke tribün takımı sonraki maçlara taze duygularla taşıyabilseydi...

Dün Fenerbahçe özellikle 2-0'a kadar reaktif bir performans sergiledi. Nene'nin golüne kadar Kocaeli %58'le topla oynadı. Şutlarda 9-8, kornerlerde 6-3, rakip ceza alanında topla buluşmada 13-10 üstündü. Ancak istatistiklerle anlatılmayacak türden fark yaratan bir adam vardı sahada.

Bundan yaklaşık 20 yıl önce global bir spor markasının meşhur bir sloganı vardı: "Ronaldinho + 10" diye. Zira Ronaldinho öyle büyüktü, öyle farklı bir futbolcuydu ki, Barcelona'yı veya Brezilya Milli Takımı'nı öyle tanımlamak tuhaf durmuyordu.

Şu anda Fenerbahçe'yi de "Asensio + 10" olarak tanımlasak çok da eksik kalmaz bence. Bazen sahada öyle ekstra işler yapıyor ki, diğer 21 futbolcu bir yana, o bir yana diyorsunuz içinizden. Özellikle dünkü gibi sıkışan maçları tek bir aksiyonuyla çözüyor, herkes birbiriyle aynı gözükürken sadece o sürüden ayrışıyor.

Dün akşam özellikle ilk yarıda merkeze sıkışmış, iki kalede de çok fazla aksiyonun olmadığı, kör dövüşünden öteye nadiren geçen bir maçı çözdü tek bir sihirli saniyeyle. Asensio sadece Fenerbahçe'nin değil, ligin de en özel oyuncularından.

Kocaelispor maça fırtına gibi başladı. Hem merkezi hem de kanatları iyi kapatınca oyun üstünlüğünü uzun bir süre elinde tuttu. Bu dönemde Fenerbahçe'nin yüksek enerjiyle karşılık verdiğini söylemek gerek. Öyle bir orta saha kavgası vardı ki... Bu kavgadan fazlaca pozisyon çıkma ihtimali yoktu. Artık ilk yarıdan gol çıkmaz dediğimiz anda El Matador çıktı sahneye. Uzaktan öyle bir füze gönderdi ki kalede iki kaleci olsa çıkaramaz. Etkisiz başladığı karşılaşmada dengeleri bozdu. Hakem çok kötü yönetim gösterdi. Top ilk yarıda sadece 22 dakika oyunda kalmış. Bu hakikaten rezalet. Fenerbahçe ligin topu en çabuk kazanan takımı durumda. Ancak dün tam tersi oldu. Tabi bunda Edson Alverez'in erken sarı kart görmesinin de etkisi vardı. 70. dakikadan kulübesi güçlü olan Fenerbahçe oyun üstünlüğünü aldı. Kocaeli ekibini eforlu oyunu pillerinin erken tükenmesine sebep oldu. Zor deplasmandan galip dönmek önemliydi. Şimdi sıra geciken transferleri bitirmek. En-Nesyri ve Duran gidecek gibi görünüyor. Oraya a sınıfı bir santrfor şart.