Cem Dizdar - Fanatik
Skor dışında önceki akşam Seyrantepe'de oynanan maçın ilk yarısını andıran bir ilk yarı izledik Kadıköy'de. İki takım arasındaki en belirgin fark topla daha az haşır neşir olan Aston Villa'nın çalıştığını gösterdiği düzende ısrar etmesiydi. Sete yerleşip az sayıda da olsa Fenerbahçe savunmasını pasla genişletme denemelerinde ısrar ettiler. Ancak golü de setten değil uzun bir ters top sonucu buldular. Beri yandan da topla daha çok oynayan Fenerbahçe'ye hücum kurgulayacak alan bırakmama konusunda özenliydiler. Fenerbahçe'nin görünen temel planı ise Kerem Aktürkoğlu'nu defansın arkasına kaçırmaksa da bunu başaramadılar. Devre boyu maça Fenerbahçe lehine yüksek gayret koyan İsmail Yüksek'e biraz Marco Asensio biraz da Dorgeles Nene katkı verdi, o kadar. Özellikle ikinci yarıda İsmail'den bir zamanların Unai Emery Valencia'sındaki Mehmet Topal'dan çeşitlemeler izledik.
Ancak Villa ikinci devreye yoğun baskıyla girdi. Üst üste iki kez attılar, atacaklar sınırına kadar yaklaştılar. Devamında ise gol şansı yaratamadılarsa da otomatikleşmiş hücum organizasyonlarıyla tehdidi adım adım yükselttiler. Anderson Talisca'nın oyuna dahil olmasının ardından değişen oyun yapısı iki takım için de fırsatlar yarattıysa da daha görünür hücumlar hep Villa'dan geldi. Fenerbahçe gayret etmedi mi? Etti, fırsatlar da buldu ama bizim lig ile Premier Lig farkı, Fenerbahçe'nin Domeneco Tedesco ile henüz yolun başında oluşu gibi etmenler sonucu belirleyen başlıca faktörlerdi.
Uğur Meleke - Hürriyet
Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi'nde ilk 8 bileti alıp direkt terfi edeceğini düşünüyordum ancak Zagreb, Plzen, Ferencvaros puan kayıpları sarı-lacivertlileri geride bıraktı. Nice ve Stuttgart'ı yenip oralarda puan kaybı yaşamak acı verici gerçekten. Dün Kadıköy'de ağırlanan Aston Villa, Nottingham Forest'la beraber bu turnuvanın en değerli iki takımından biri. Bence 100 milyonluk bir oyuncu olan Rogers'la, Watkins'le, Tielemans'la dün savunmadan hücuma özellikle ilk devrede çok hızlı geçtiler. Ancak ikinci yarıda dünün yıldızı Mert'le, İsmail'le, Talisca'yla üretilen önemli fırsatlar var. Kerem'in bir golü de ofsayta takıldı. Sarı lacivertlilerin ikinci devredeki yoğun çabası maalesef yetmedi puana. Fenerbahçe'nin son maç gününde Bükreş deplasmanında gerekeni yapıp, ligi iyi bir pozisyonda bitirmesi artık umudumuz.
Ömer Üründül - Sabah
Tedesco'nun 56. dakikada yaptığı 2 değişikliğe kadar Fenerbahçe adeta sahada hiçbir varlık gösteremedi. Tabi ki Aston Villa güçlü bir Premier Lig takımı. Maçın da doğal olarak favorisiydi. Ama F.Bahçe'nin de kendi seyircisi önünde bir reaksiyon göstermesi lazım. Neden toplam 55 dakika maç kötü gitti? Öncelikli nedenler; sakatlıktan sonra hazır olmayan Semedo'nun bir de ters ayakla sol bek oynayınca pasif kalması ve Nene'nin sahada yokları oynamasıydı. Tabi ki rakip maçı domine ediyordu, skor avantajını da buldular. Talisca oyuna girdikten hemen sonra çok net bir pozisyon buldu ama ısınmadığından etkili vuramayıp kaleciyi geçemedi. Talisca arka arkaya 3 defa topla buluşup pas yerine gereksiz şutlar atmayı tercih etti. 3 şutu da adeta geri pas gibiydi. Bir tane de Kerem kaçırdı. Filelere giden bir top da ofsayt kararıyla iptal edildi. Rakibin değerlendiremediği 2 fırsat ve kaleci Ederson'un bir önemli kurtarışı vardı. F.Bahçe'de esas sorun şu; günümüz futbolunda üretkenlik için kanat forvetlerinin adam eksiltmesi ve devamlılığı lazım. Nene ile Kerem çalım atarak bir kişi dahi eksiltemediler. Bu durumda santrforlardan da fazla bir şey beklemek mümkün olmuyor. Duran zaten dengesiz girişlerle hep yerde. Takımın en iyisi İsmail'di. Zor maçlarda hırsı ve gücü ile ön plana o çıkıyor. Skriniar kalitesiyle bağdaşmayan gereksiz kart görerek cezalı duruma düştü. İyi ki VAR devreye girmedi!






