Cem Dizdar - Fanatik

Fenerbahçe açısından, 'Liderliğe ramak kala maçının ilk yarısı böyle mi olmalıydı?' diyecekler için tedirgin edici bir oyun, ürkütücü sayılacak istatistikler vardı. 'Gol beklentisi' yarım gole yaklaşamamış, 'büyük şans' bulamamış, o çok sevilen şut istatistiğinde isabet (8/2) sağlanamamıştı. Elde tuttuğu topu verimliliğe dönüştürme sıkıntıları bilinen Fenerbahçe, 'mahir bilinen' oyuncularını da maça sokamadığından devre onlar açısından 'boş geçti'!

İkinci devre başında Mithat Pala'dan başlayıp Fenerbahçe orta saha savunmasını topla enine geçen Loide Augusto'nun yönünü değiştirdiği top gol olunca Domenico Tedesco takımının zaten var olan handikapları su yüzüne bir kez daha çıktı. Golün ardından Fenerbahçe iyice dağılmış, baştan beri sükunetle oynayan Rize ise iyiden iyiye maça değilse de pozisyonlara hakim olmaya başlamıştı. Derken... Komplo teorilerine can suyu verecek süreçler birbirini kovaladı. Önce Samet Akaydın ikinci sarı karttan atıldı. Hemen ardından VAR'dan penaltı geldi! O andan sonra futbol adı verilen oyun ülkenin verili gerçeği açısından çoğu zaman olduğu gibi sahada değil de zihinde, dilde, medyada tartışılan oyuna bir kez daha dönüşmüş oldu.

5 dakika sonra 4 pas sonucu Anthony Musaba'nın asistinde boş kaleye Kerem Aktürkoğlu golü gelince de bir gün sonranın tartışmaları iyice büyüdü. Lakin, futbol adlı güzel oyun tüm olası komplo teorilerini bir kez daha çökertti! Anlamsız Fenerbahçe hataları bir günlüğüne olsa da liderlik mutluluğunu taraftarlarının elinden aldı. Ve bu maç da gösterdi ki, bu haldeki takımlarla bu köprünün altından daha çok su akacak!

Uğur Meleke - Hürriyet

Rizespor son 10 günde Samsun ve Gaziantep'i sahaya iyi yayılarak, üreterek, iyi futbol oynayarak mağlup etmişti. Mithat-Loide ile sağ çizgiyi çok iyi kullanmışlar, kornerlerde çalışılmış setler denemişler ve özellikle Laci'nin yaratıcılığını ön plana çıkarmışlardı. Kadıköy'e de (bir değişiklik dışında) aynı 11 ve aynı oyun anlayışıyla çıktılar. 11'e 11 oynadıkları sürece oyundan hiç kopmadılar, önde baskı yaptılar ve Fenerbahçe'yi birçok kez uzun topa zorladılar.

Fenerbahçe Rize'nin hücum presi karşısında bocaladı, ilk devrede tam 28 kez geriden uzun oynadı. 16'sı başarısızdı. Ayrıca merkezi iyi kapatan Rize'ye karşı ilk yarıda kenar ortalarında 17'de 2 başarı sağlayabildiler. Bu noktada özellikle şu notu düşmeliyim: Fenerbahçe'de dün duran topların başına geçen Kerem bu kötü istatistiğin mimarı. Tehlikeli bölgeden iki frikiği orta olarak direkt auta yolladı. Fenerbahçe'de duran topları Talisca'nın (ya da sağlıklı olduğunda Asensio'nun) kullanması verimli olan.

Talisca dün belki duran toplarda manşette değildi ama yine de kader adamı olmaya çok yaklaşmıştı. 70'te Cherif çıkıp Talisca santrfor rolüne geçtikten sonra 10 dakika içinde önce Samet'i attırdı, ardından penaltıyı kazandı ve 2-1 öne geçirdi takımını. Ancak Ederson ve Çağlar'ın büyük hataları karşısında çaresiz kaldı Talisca.

Belki dünkü neticeyle direkt ilintili bulmayanlar olabilir ancak enteresan bir detaya değinmeden geçemeyeceğim burada. Sarı lacivertlilerin gole ihtiyacı olmasına, İlk 45 dakikayı 0-0 bitirip, 80'e kadar da 1-0 mağlup oynamalarına rağmen Tedesco, Oğuz'u 90+6'ya kadar sokmayı düşünmedi. Kulübede Musaba-Oğuz dışında ofansif oyuncusu yok. Gole ihtiyacı olduğu bir maçta Levent ve İsmail'i oyuna dahil etti, ancak Oğuz'u yine bekletti.

Tabii ki Oğuz'un antrenman performansını ya da hocasının ona bakış açısını bilmiyorum, ancak şöyle bir istatistiği var genç futbolcunun: Ligin ikinci yarısında toplam sadece 33 dakika süre aldı. Ligde-Avrupa'da ilk 11 oynadığı tek maçta, Nottingham Forest deplasmanında iki golün de üretiminde başroldeydi üstelik.

Ömer Üründül - Sabah

Fenerbahçe, 10 kişilik Kasımpaşa karşısında son saniyede yediği beraberlik golünden sonra dün gece de 10 kişilik Rizespor'dan aynı şekilde yine son saniyede gelen beraberlik golüyle makus talihini yenemedi. Oyunun geneline baktığımız zaman Fenerbahçe'nin böyle kritik maçta ortaya koyduğu futbol tam bir felaketti. 80. dakikadaki penaltıyla kadar Fenerbahçe'nin akılda kalan tek pozisyonu devre sonunda Kerem'in çaprazdan şutunu kalecinin kurtarışıydı. Neden Fenerbahçe böylesine kötü oynadı? Bunun en önemli nedeni tabi ki Tedesco? Senin santrforunda oynayan Cherif iyi niyetli olup koşsa da çok önemli temel eksikleri var. Eldeki kanat forvetleri de rakip alan geride kapanıp daralttığı zaman oyuna etki edemiyorlar. Çok şeyler beklenen Talisca da fiziki yetersizlikten ne çalım atabiliyor ne de defans yapıyor. Tedesco kötü oyunda ikinci yarıda değişikliğe gidiyor, takım mağlup durumda, iki değişiklikten biri bek Levent. Ondan sonra İsmail gibi hırslı ve savaşçıyı 70. dakikada düşünüyor. Bu şartlarda Fenerbahçe pozisyonsuz maçta penaltıdan beraberliği buluyor. Sonra da Fenerbahçe tek organize atakta arka direkte Kerem ile öne geçiyor. Takımın ne kadar önemli saha içi sıkıntılarını olduğuna bir örnek de uzatma bölümü. Orada topa sahip olarak kendi kontrolünde maçı bitiremiyorsun. Son saniyedeki şok golde ise Ederson gibi bir kalecinin yaptığı hata affedilecek gibi değildi. Sonuçta eline geçen her fırsatı değerlendiremeyen Fenerbahçe, bütün ümitlerini kaybetti.

Gürcan Bilgiç - Fotomaç

Takımı şampiyon yapması için alınanların, dün gece veya sezon boyunca yaptıkları hataların bedelini ödüyor Fenerbahçe. Üstelik kendi sahasında öne geçtiği maçlarda kaybettiği puanlarla, son saniyelerdeki acemiliklerle veya kritik anlardaki hatalarla, eline aldığı sezon finalini yine "ikram listesi"ne soktular. Rizespor sezondaki en fazla sarı kartı gördüğü maçı oynadı. Üstüne kırmızı ile de eksik kaldı. 65'e geldiklerinde nefesleri ve güçleri de kalmadı. Bu mücadeleyi aşmak, sakin kalmak, her şeyin ötesinde Galatasaray finaline cezalı olmadan gitmek zorundaydı Fenerbahçe takımı. İlk yarıda öne oynadılar ama duran toplarda da, final paslarında da yeteneksiz kaldılar. Rizespor ikinci yarı başında öne geçtiğinde yeni bir plan ve akıl lazımdı. Tedesco, İsmail ile orta sahada kalabalıklaştı, Musaba ile de bire biri istedi. İki hamle de sonuç verdi; top Fenerbahçe'de kaldı, Musaba ikinci golün asistini yaptı. Talisca'nın sert markajda kaybolması, sürprizlere kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Kazanılan penaltıda da O vardı, geceyi bayram yerine çeviren golün hazırlanışında da. Eksik rakip, uzatmaların son saniyeleri, coşkulu tribünlerle, planlar bir hafta sonrası için yapılırken, Fenerbahçe'nin klasik defans sarsaklığı devreye girdi. Geriye çekildiler, gereksiz faülü yaptılar, çok rahat alması gereken topta Ederson kendi oyuncusuna çarptı, Çağlar da alnına gelen topu kendi kalesine attı. Korku hikayesi gibi... Elbette başını öne eğmeden bekleyeceksin. Fenerbahçe'nin rahat şampiyon olduğu sezon yok zaten. Bir an önce toparlanıp, derbiye odaklanmaları gerekiyor. Eğer dün VAR devreye girip, Fenerbahçe için "penaltı" çağrısı yapmışsa, bütün takımlar hakemden medet ummadan, hak etmek zorunda.