Bülent Timurlenk - Sabah
Transfer döneminin kapanmasıyla birlikte Galatasaray'da odak noktasının tamamen saha içine kayması, teknik heyet ve futbolcular için büyük bir avantaj oldu. Lemina ve Sane'nin yokluğunda Barış Alper Yılmaz'ın sağ kanattaki performansı ve Torreira'nın 6 numara pozisyonundaki pas trafiği kilit rol oynarken, sarı-kırmızılılar maça oldukça baskılı başladı. Lang'ın asisti ve Barış'ın golüyle öne geçen takım, ilk yarım saati kontrolünde tutsa da ikili mücadelelerde 27'ye 16 geride kalınması ve kalede görülen tehlikeler, skor 1-0'ken Rizespor'u oyunun içinde tuttu. Ali Sowe'un ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golü ise Galatasaray için maçın kırılma noktası ve ciddi bir uyarı oldu. Bu uyarı sonrası oyundaki ciddiyetini artıran Galatasaray, Yunus Akgün'ün kariyerindeki ilk kafa golüyle rahatlayarak Rizespor'un direncini tamamen kırdı. Osimhen'in golü, Icardi ve Lang'ın direkten dönen topları, 19 hücum girişimi ve kaleci Uğurcan'ın kritik kurtarışları, sahadaki oyunun ne kadar tek taraflı hale geldiğini özetledi. Spor kamuoyundaki klasikleşmiş tabirlerin ötesinde, dün akşam Okan Buruk'un elindeki zengin kulübe ve saha içi rotasyonuna bakıldığında; her bölgede alternatifi olan, fiziksel ve teknik açıdan "derin" bir Galatasaray'ın gövde gösterisi yaptığı net bir şekilde görüldü.
Uğur Meleke - Hürriyet
Bundan yaklaşık üç hafta önce, Galatasaray hiçbir anında öne geçemediği ve oldukça zorlandığı Gaziantep maçında sadece 2 değişiklik yapabilmişti: Kazımcan ve Ahmed. Zira Okan Buruk'un kulübesinde skoru değiştirme ihtimali olduğunu düşündüğü başka oyuncusu yoktu. Hatta takvimi bir ay geriye sararsak, Süper Kupa finalinde Fenerbahçe'ye karşı 2-0 geriye düşen Galatasaray'ın kulübesindeki ofansif oyuncular şunlardan ibaretti: Ahmed, Yusuf ve genç Ada Yüzgeç... Zaten Okan Buruk da bunların içinden sadece Ahmed'i sokmuştu oyuna. Sarı kırmızılılar 2025-26 ilk devresini oldukça sığ bir kadroyla tamamladılar ancak ikinci yarıya sayısal olarak daha geniş bir listeyle giriyorlar. Dün Galatasaray'ın 21 kişilik kadrosunda 5 yeni transfer (Lang, Asprilla, Nhaga, Boey ve Armando) vardı. Hatta sakatlıktan dönüp kupada ve ligde dakika alan Singo'yu da sayarsak 6 kişi eklendi Buruk'un rotasyonuna. Önündeki yoğun 40 günde üç cephede 10 maç oynayacak Galatasaray. Bunların ikisinin Juventus, birinin Beşiktaş, ikisinin Alanya, birinin Başakşehir, birinin de Göztepe olduğu düşünülürse Buruk'un transfere ihtiyacı olduğu netti zaten. Dün bu yenilerden biri, Noa Lang ilk 11'de başladı. Barış ve Osimhen'e birer gol attırdı, iyi bir şutu da direkte patladı. İkinci maçında da oldukça istekli ve hareketliydi Hollandalı kanat oyuncusu. Yenilerden bir diğeri, Sacha Boey de dün 15 dakika aldı. Onun Galatasaray'a katılımının dolaylı bir iç transfere yol açacağı, Sallai'nin daha farklı pozisyonlarda kullanılabileceği ortada. Tabii ki Sallai'nin on numarada ya da sol-sağ açıkta görev alabildiğini biliyoruz. Ancak ben, Sallai'nin pekala sekiz numara oynayabilecek özelliklere de sahip olduğunu düşünüyorum. Buruk'un ihtiyaç halinde onu Torreira'nın yanında da denemesi gerektiği kanaatindeyim.
Levent Tüzemen - Fotomaç
Galatasaray'da yeni transferler sadece kaliteli bir kadro derinliği yaratmakla kalmadı, aynı zamanda takıma müthiş bir hava getirdi. Eğer Okan Buruk bu zengin kadroyu sezon başında kurabilmiş olsaydı, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde ilk 8 arasında yer alması kesinlikle işten bile değildi. Kulübeye bakıldığında Icardi, İlkay, Asprilla, Singo, Boey, Nhaga ve Eren gibi isimlerin yanı sıra cezalı Lemina ve sakat Sane de eklendiğinde ortaya çıkan potansiyel gerçekten etkileyici. Bu derinlik Okan hocanın elini fazlasıyla güçlendirirken, artık mazeret üretme şansını da ortadan kaldırıyor; çünkü her bölgenin artık net iki alternatifi bulunuyor. Rizespor maçında Galatasaray, zaman zaman sarsılsa da oyunun kontrolünü elinde tutarak pozisyon zenginliği yaşadı. Özellikle dört isim performansıyla fark yarattı: Özel hocasıyla çalışan Sara maç boyu enerjisini kaybetmeyerek iki ceza sahası arasında mekik dokudu; Torreira, Lemina'nın yokluğunda orta sahanın dinamosu olup savunmayı rahatlattı; gecenin yıldızı Jakobs, hatasız oyunu ve çabukluğuyla Rize ataklarını kesip hücuma destek verdi; Osimhen ise yeterli pas alamamasına rağmen koşularıyla savunmayı yıpratıp mükemmel bir golle klasını konuşturdu. Final paslarında doğru tercihler yapılmış olsaydı, bu kaliteli oyun çok daha farklı bir skorla taçlanabilirdi.




