Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye'nin yeni bir anayasaya neden ihtiyaç duyduğunu ve yeni anayasanın hangi güvenceleri kapsaması gerektiğini AA Analiz için kaleme aldı.

Yeni anayasa tartışmasının olağan gündemin yanı sıra aktüel gündemde de öne çıktığı bir döneme girdik. Daha önce yeni anayasa gündemine ilişkin ayrı ayrı ele aldığımız kimi konulara bir bütün olarak ortaya koymakta fayda var. Bu yazıda, yeni anayasa ile anayasacılık tarihimiz arasındaki ilişki, bir anayasanın öz olarak ne anlama geldiği ve anayasal teminatların ne olması gerektiği değerlendirilmektedir.

2023 ruhuna sahip yeni bir Anayasa

Yeni anayasanın üzerine yapılan tartışmalara bakıldığında, zaman zaman Cumhuriyet döneminin anayasal birikimine vurgular yapıldığı görülüyor. 1921 Anayasası Kurtuluş sürecimiz bakımından, 1924 Anayasası ise Kuruluş sürecimiz açısından misyoner anayasalardır. Darbe ürünü 1961 Anayasası ile halen yürürlükte olan yine darbe ürünü 1982 Anayasası da anayasal tarihe eklenmiştir. Tüm bu metinler, olumlu yanlarının yanı sıra özellikle batıcılıktan etkilenen ve darbecilikten kaynaklanan olumsuz yönleriyle birlikte anayasacılık tarihimizde önemli bir yer tutarlar.

Ancak Cumhuriyet’in yüzüncü yılı tamamlanmışken ülkemizin layık olduğu sivil, demokratik, özgürlükçü, kapsayıcı yeni anayasanın temel referanslarının ve ruhunun, devamlılığı sağlayan kurucu ilkeler hariç, bu anayasal birikimimizden çıkmayacağının da altını çizmek gerekir. Savaş koşullarında kabul edilen veya tek parti düzenine çerçeve oluşturan anayasalardan kurucu ilkeleri korumak dışında yeni anayasa için belirleyici seviyede esinlenmek hem mümkün değildir hem de uygun değildir.

Yeni anayasa da elbette bu kurucu ilkeler ile kazanımları esas almalı ve güçlendirmelidir. Kurucu ilkelerimiz ve kazanımlarımız milletin birliğini sağlamış, halkımızın gücünü artırmıştır. Yeni anayasa, tüm kurucu ilkeleri ve kazanımları muhafaza eden, sistemsel uyumu ve iç tutarlılığı sağlayan, çağa uygun haklar ve özgürlükler çerçevesinde yeni kazanımlar getiren bir içeriğe sahip olması beklenir.

Sonuç olarak, yeni anayasanın ruhu ne 1921 ne 1924’tür. Yeni anayasa 2023 ruhuna sahip olmalıdır ve Cumhuriyetimizin yüzüncü yılının timsali olarak görülmelidir. 2053 ve 2071 vizyonlarımıza uygun olarak geleceği de kucaklayan bir felsefeyle hazırlanmalıdır.

Bir güvenceler sistemi olarak Anayasa

Anayasa, devletin yapısını ve işleyişini, vatandaşın haklarını, özgürlüklerini ve ödevlerini düzenleyen esas ya da üst kanundur. Fonksiyonel açıdan anayasa, bir güvenceler (teminatlar) sistemidir. Anayasa, güvenceler oluşturmanın yanı sıra aynı zamanda icrai yapılara ve süreçlere çerçeve çizen, ödev ve sorumluluk yükleyen bir düzen oluşturur.

Bir ülkenin küresel sistem içinde hukuken nasıl konumlandığı anayasal ilkelerle belirlenir. Türkiye’de yeni anayasa, her şeyden önce daha güçlü bir güvence sistemi için bir ihtiyaçtır. Çünkü mevcut anayasa, hiçbir konuda tam güvence sağlayan bir norm düzenine sahip değildir.

Yeni anayasada güvenceler yukarıda sıralanan temel ilkeler üzerine inşa edilmeli ve güçlü bir güvenceler sistemi kurulmalıdır. Türkiye’nin milli kimliğini, coğrafi bütünlüğünü ve siyasi birliğini her yönüyle koruyacak güçlü bir yeni anayasal çerçeveye kavuşmamız artık bir mecburiyettir.