Hüseyin VATANSEVER

Beton ve harçta bağlayıcı madde olarak dünya çapında kullanılan önemli bir inşaat malzemesi olan çimento, su, taş ve çakıl gibi iri agregalarla karıştırıldığında beton elde ediliyor. İnşaatlarda en yaygın kullanılan malzeme olan betonun kullanım alanları arasında bina temelleri, barajlar gibi büyük yapılar bulunuyor.

Ayrıca çimento, çelikle birleştirildiğinde binaların yük taşıyıcı yapısal elemanları arasında yer alıyor. Diğer taraftan hazır beton da günümüzde küresel boyutta inşaat endüstrisinde önemli bir yere sahip. Örneğin, ABD’de 2024 yılında kullanılan çimentonun yaklaşık yüzde 73’ü hazır beton karışımları için kullanıldı.

Küresel boyutta çimento üretimi 1990'lı yıllardan bu yana dikkate değer artış gösterdi. Uluslararası boyutta 2024 yılında önde gelen çimento üreticileri arasında Çin, Hindistan, Vietnam, ABD ve Türkiye yer aldı. Bu ülkelerin tümü, 2010 seviyelerine kıyasla çimento üretiminde artış kaydetti. 2024 yılında Türkiye’deki çimento üretimi 82 milyon ton ile yüksek bir seviyede gerçekleşti. Bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 1 artışa tekabül eden bu yeni üretim miktarı ile Türkiye, 2024 yılında dünyanın en büyük beşinci çimento üretim hacmine sahip ülke oldu.

Türkiye tek başına AB üretiminin yarısını gerçekleştiriyor

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) verilerine göre Türkiye hazır beton sektörü, 2024 yılında gerçekleştirilen 130 milyon metreküp üretim ile Avrupa’nın en büyük üreticisi konumunda yer aldı. Buna ilave, 2023 verilerine göre Türkiye tek başına yılda 119 milyon metreküp beton üretirken, ikinci sıradaki Almanya 42.3 milyon metreküp üretimi gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde tüm AB ülkelerinin hazır beton üretimi toplamda 239 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.

Bir başka deyişle, Türkiye’deki üretimin AB’deki üretimin yarısına denk geldiğini söylemek mümkün. Türkiye’nin hazır beton sektörü, 200 milyar liralık ciro ve 45 bin kişilik doğrudan istihdam kapasitesiyle ülke ekonomisi ve inşaat sektörü açısından kritik bir konuma sahip. THBB’nin yayımladığı Eylül 2025’e ait Hazır Beton Endeksi sonuçlarına göre inşaat sektöründe faaliyetlerin toparlanma eğiliminde olduğu görülüyor.

Temmuz ayında Hazır Beton Endeksi’nde zirve yaşandığı belirtildi. Ardından gelen ağustos ayında eşik değerin altına gerileyen Faaliyet Endeksi’nin eylülde yatay seyrini sürdürdüğü gözlenirken, endekslerin geçen yıla göre daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte endekslerin hâlâ arzulanan düzeye erişmediği gözlemlenirken, bu tablo; sektörün toparlanma potansiyelinin sürdüğü ancak kırılganlıkların devam ettiğinin görüldüğü şeklinde yorumlanıyor.

Yeşil dönüşümü sağlamak için yatırım yapılması gerekiyor

Kısa vadede çimento ve hazır beton talebini belirleyecek üç ana dinamik öne çıkıyor. Bunlardan ilkini özellikle deprem bölgesindeki yeniden inşa süreci oluşturuyor. Beraberinde gerçekleşecek kentsel dönüşüm projelerindeki hızlanma ve kamu kaynaklı altyapı yatırımlarının sektöre olumlu yansıması bekleniyor. Bu başlıklar, özellikle iç talepteki dalgalanmaları dengeleyen en güçlü unsur olarak görülüyor. Çünkü deprem bölgesinde ve büyük şehirlerde yüksek beton talebinin önümüzdeki 10 yıl boyunca devam edeceği tahmin ediliyor. Orta ve uzun vadede ise sektörün geleceğini; finansman koşulları, konut arzını şekillendirecek düzenlemeler ve düşük karbonlu üretime yapılacak yatırımlar belirleyecek.

Üretim sürecindeki enerji yoğunluğu nedeniyle, çimento endüstrisi karbondioksit ($CO_2$) emisyonlarının en büyük kaynakları arasında gösteriliyor. 2023 yılında, küresel çimento endüstrisinin 2.4 milyar tona eş değer karbondioksit saldığı tahmin ediliyor. Ayrıca son yirmi yılda birçok ülkede çimento üretiminden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarında artış eğilimi görüldü.

Özellikle sanayileşen ülkelerde çimento üretiminden kaynaklanan emisyonlar önemli ölçüde artarken, çimento sektörünün çevresel etkileri önümüzdeki yıllarda acil bir sorun olmaya devam edecek. Avrupa’nın en büyük hazır beton üreticisi konumunu 2009 yılından bu yana koruyan Türkiye’nin bu gücü yalnızca büyüklükten değil, aynı zamanda bilgi, teknoloji ve denetim altyapısından kaynaklanıyor. Düşük karbonlu üretim ve yeşil dönüşümü hayata geçirmek ise günümüzde sektör için yeni bir meydan okuma olarak görülebilir. Sektör için bu anlamda yeniden yapılanmak bir zorunluluk halini aldı.

“Dönüşmezsen rekabet edemezsin” dönemi yaklaşıyor

Türkiye ekonomisinin en kritik yapı taşlarından çimento ve hazır beton sektörleri, son iki yıldır sert bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bir yanda enerji fiyatlarından kaynaklanan maliyet baskısı, diğer yanda iç pazarda dalgalı giden talep… Buna bir de küresel karbon düzenlemelerinin yarattığı ek yükler eklenince sektör, yeni bir denge arayışının tam ortasında. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM) Türkiye’de çimento sektörünü en doğrudan etkileyen dış faktörlerden başlıcasını oluşturuyor.

Çimentonun karbon yoğun bir ürün olması nedeniyle düşük karbonlu üretime geçiş, artık bir tercih değil, ihracat pazarlarında kalmak için zorunluluk. Sektörün gündeminde klinker oranının azaltılması, atıktan türetilmiş yakıt kullanımının artırılması, atık ısı geri kazanım sistemleri ve düşük karbonlu çimento türlerinin yaygınlaştırılması yer alıyor. Hazır beton üreticileri ise geri dönüştürülmüş agrega ve su yönetimi uygulamalarını daha fazla öne çıkarıyor.