Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi açıklarında meydana gelen 5.0 büyüklüğündeki deprem, İstanbul ve çevre illerde endişeye neden olurken, uzmanlardan gelen uyarılar tartışmaları yeniden alevlendirdi. 23 Nisan'daki 6.2 büyüklüğündeki sarsıntının ardından açıklamalarıyla sıkça gündeme gelen Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Silivri açıklarından başlayıp Tekirdağ açıklarına uzanan fay segmentinde 6.2 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli bulunduğunu ifade etti. Üşümezsoy, 200 kilometrelik fay hattının sadece 10 kilometrelik kısmının kırıldığını, geriye kalan 190 kilometrelik bölümün ise kırılma riski taşıdığını vurguladı.
Deprem Bilimci Prof. Dr. Şükrü Ersoy ise son sarsıntının öncü deprem olmadığını belirtirken, Silivri Çukuru'nda 6.2 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli bulunduğunu da ifade etti.
Prof. Dr. Tüysüz, "Geçmişte 7'nin üzerinde, hatta 8'e yaklaşan depremler üretmiş bir faydan söz ediyoruz. Marmara Bölgesi, 17 Ağustos'tan bu yana geriliyor." dedi.
Dr. Ramazan Demirtaş ise Marmara Ereğlisi açıklarında yaşanan son depremin, 23 Nisan'daki 6.2 büyüklüğündeki sarsıntının batısında meydana geldiğine dikkat çekti. Demirtaş, 23 Nisan'daki depremin 'Orta Marmara Segmentinde', bugünkü depremin ise 'Batı Marmara Segmentinde' meydana geldiğini belirtti. Bu nedenle, kırılmanın aynı fay hattının devamı olmadığı için artçı olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını vurguladı.
Enerji birikimi açısından da bilgi veren Demirtaş, "Orta Marmara segmenti, 5 Mayıs 1766'da 7'nin üzerinde bir deprem üretti. Yaklaşık 3 ay sonra, Ağustos 1766'da ise Batı Marmara segmenti yine 7'nin üzerinde bir depremle sarsıldı. Her iki segmentte de son büyük depremlerin üzerinden yaklaşık 259 yıl geçmiş durumda. Ortalama deprem tekrarlanma aralığı 250-280 yıl arasında kabul edildiğinden, her iki segment için de önemli bir 'sismik boşluk' ve enerji birikimi bulunuyor." dedi.
Prof. Dr. Tüysüz, depremin ana fayı etkilemeyeceğini belirtirken, "Bizim büyük deprem beklediğimiz fay, 'doğrultu atımlı' dediğimiz, yani iki kenarı birbirine göre yanal hareket eden önemli bir fay. Bugün olan deprem ise bu sisteme paralel, onunla biraz hafif de açılı, hatta 'normal fay' dediğimiz, bir tarafı aşağı düşen bir tarafı yükselen bir fay türü. O nedenle de ana fayın çok etkileneceğini zannetmiyorum" ifadelerini kullandı.
Deprem özellikle Silivri, Tekirdağ, Marmara Ereğlisi ve bilhassa zayıf zeminler üzerindeki yapılarda daha fazla hissedildi. Şu ana kadar 50'ye yakın küçük çaplı artçı sarsıntı da kaydedildi.
Prof. Dr. Tüysüz, depremin 6-7 km derinlikte olduğu için şiddetli hissedildiğini belirtirken, İstanbul'da 1 milyon 200 bin bina bulunduğunu ve yaklaşık 700 bin binanın depreme hazır olmadığını vurguladı. Tüysüz, "Binalarımız hazır olmadığı gibi, toplum olarak da, kişi olarak da depreme çoğumuz hazır değiliz. Bu depremde, 5'lik bir depremde yaşanan paniğe baktığımız zaman, hazır olmadığımız gerçeği çok açık bir biçimde ortaya çıkıyor ve görülüyor." dedi.




