BirGün
Haber akışına dön

Yol Kazası Değil Rejimin Kendisi

Yol Kazası Değil Rejimin Kendisi

HABER MERKEZİ

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Kadıköy Şubesi, gazeteciler Timur Soykan ve Bahadır Özgür’ün konuşmacı olduğu “Neden patladı, kim kazandı, kim kaybetti? Fon krizinden rejim krizine doğru” başlıklı söyleşi gerçekleştirdi.

Fonlara ilişkin soruşturmaların ve krizin siyasal boyutunun ele alındığı söyleşide ilk olarak söz alan Timur Soykan, yaşananları “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük skandalı” olarak nitelendirdi.

Skandalı önceki yolsuzluklardan ayıran özelliğin küçük yatırımcıya kurulan tuzak olduğunu belirten Soykan, şunları söyledi:

“Daha önce ihaleler ve rüşvet üzerinden, halkın alın teriyle var ettiği kaynakları hepimizden birlikte çalıyorlardı. Bu kez belirli kişileri bir tuzağa düşürdüler. Küçük yatırımcının parasını siyasetçi, bürokrat ve AKP çevresinde yuvalanmış, ‘iş insanı’ görünümündeki çete mensupları birlikte soydu. 20 milyar dolarlık bir vurgundan söz ediyoruz ve borsaya verilen toplam zarar, 6 Şubat depremlerinin yarattığı zararın çok üzerinde. Bunun hesabını vermemek için gazetecileri seri biçimde hapsediyorlar, T24’ü kapatıyorlar, Halk TV’ye kayyum atıyorlar, 2 bine yakın hesaba erişimi engellediler.”

DEVLET PROJESİ

Yolsuzluk rejiminin yeni bir eşiği aştığını vurgulayan Soykan, “Eskiden ‘Rüşvetin belgesi mi olur’ lafındaki gibi izleri gizleyecek çarklar kurmuşlardı. Bu kez umurlarında olmadı, her şeyin izi Borsa İstanbul’da, SPK’de, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda duruyor. Bu vurgunu devlet eliyle yaptıkları ve kayıtlar kendi ellerinde olduğu için ifşa olmayacağını düşündüler” dedi.

İktidarın ilk stratejisinin “Ne kadarını örtebiliriz?” sorusu, ikincisinin ise Erdoğan’ı bu işin dışında tutmak olduğunu söyleyen Soykan, “Bu noktada ‘Erdoğan çok öfkelendi, kimsenin gözünün yaşına bakmayacak’ diye altı tamamen boş bir söylem oluşturdular. Rejimin ana karakterinin bir soygun düzeni olduğunun gözler önüne serilmesini engellemeye çalışıyorlar, çünkü bu onların sonunu getiriyor” ifadelerini kullandı.

Karşı karşıya olunan yapının bir “devlet projesi” olduğunu belirten Soykan, örnekler sıraladı: “Tera’nın Sarayla ve AKP ile bağlantılı olduğu, yüzde 16 binlere çıkan şişirme değerlerin ancak bu rejimle açıklanabileceği uzun süredir konuşuluyordu. Anadolu Ajansı ve Sabah, Emre Tezmen ve Tera’nın propagandasını yaptı, sosyal medyada bu fonları eleştirene saldıran devasa bir trol ağı vardı. MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, Tera’daki hisse şişirmesine ilişkin açıklamaları nedeniyle gözaltına alındı. Kazım Garipoğlu iddianamesinde yasa dışı bahis parasının Tera’ya aktarıldığı süreçler yer almasına rağmen orası soruşturulmadı. Mehmet Şimşek’in Kasım 2025’te bu fonlardaki manipülasyonu bildiklerine dair açıklaması var, buna rağmen vurgun zirveye kadar sürdü. BDDK ise vurgun yapacağı belli olan şirketlere banka lisansı verdi.”

NEREYE GİTTİ?

Soruşturmanın da örtme amacıyla yürütüldüğünü söyleyen Soykan, şöyle konuştu:

“Adalet Bakanı Akın Gürlek, 440 kişinin 1-16 Eylül arasında 401 milyar liralık vurgun yaptığını açıkladı. Bunun yalnızca 2 milyar lirası Fatma Betül Sayan Kaya’ya ait, buna rağmen onu bile koruyorlar. Tera Portföy’ün Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel önce yalnızca yurt dışı çıkış yasağıyla bırakıldı; ona AKP Genel Merkezi’nde birlikte çalıştığı Sayan Kaya’yı bile sormuyorlar. ‘141 kişilik liste açıklayacağız’ dediler, 85 kişi çıktı. 56 kişinin akıbetine yanıt alamıyorsunuz. 440 kişilik listeyi hâlâ açıklamıyorlar. Sayan Kaya, Hayati Yazıcı, Nihat Zeybekci, hepsi AKP Genel Merkezi’nde Erdoğan’la aynı masada oturan isimler ve kimse bu paraların kaynağını sormuyor.”

Vurgunun aynı zamanda dünyanın en büyük kara para aklama faaliyetlerinden biri olduğunu belirten Soykan, yapılması gerekenin rejimin karakterini deşifre etmek, konuyu gündemde tutmak ve muhalefetin tüm kesimleriyle bir birlik siyaseti örmek olduğunu vurgulayarak “Türkiye, önümüzdeki 1,5 yılda sonraki 100 yılı belirleyecek kritik bir sürecin eşiğinde” dedi.

KİM PATLATTI?

Söyleşide ikinci olarak söz alan Bahadır Özgür, konuşmasına “Bu skandalı biz ya da muhalefet ortaya çıkarmadıysa nasıl patladı?” sorusuyla başladı. Finansal sistemin rejim inşasındaki rolünün yeterince tartışılmadığını belirten Özgür, Kastelli ve Banker Bako skandallarından 90’ların banka soygunlarına uzanan süreçte finansal sistemdeki her değişimin bir rejim değişimine eşlik ettiğini hatırlattı.

AKP döneminde rejimin finansmanının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden kamu ihalelerine, oradan da kara paraya uzanan aşamalardan geçtiğini belirten Özgür, 2023 sonrasını şöyle anlattı: “2023’te dört beş portföy şirketi kuruldu. Bunlar bizim hayatımızın çok dışında olduğu için çok izleyemedik. Halka arzlar organize edildi. SPK, BDDK, Merkez Bankası, Borsa İstanbul yönetimi, Takasbank, bütün buralara yeni bürokratlar atandı ve bu bürokratların hepsi birbiriyle ilişkili. Yani bir sistem kuruldu, çok büyük bir sistem ve 2023’ten sonra fonlarla makineyi işletmeye başladılar. Oradan para yaratıp o parayı bu fonlar ve ortakları üzerinden dağıtmak, bu iki yılda muazzam boyutlara geldi. Bu, işler bir yerde yozlaştı da böyle bir sonuç çıktı değil, bir yol kazası değil. Kural dışı çalışan insanların yarattığı sonuçlar değil, bu zaten sistemin kendisiydi. Mükemmel işliyordu; çok para yaratılıyor ve dağıtılıyordu. Çok para olduğu için de bu iş büyüdü, borsa simsarı, bürokrat ve siyasetçi oligarşisi oluştu. Finansal sistem bunların eline geçti, bankalar bile ses çıkaramadı. Bütün finansal sistem bunların işleyişi üzerine oturdu ve bu iş patladı.”

Elektronik ödeme kuruluşlarına, Kapalıçarşı ve Laleli’deki şirketlere el konulmasının ardından bu paraların nereye gittiğini soran Özgür, “Finansal sistem Türkiye’de kara parayla beslenir” dedi.

Türkiye’de halkın rota değişikliklerine her dönem direndiğini belirten Özgür, 1977’de 1 Mayıs katliamının ardından halkın CHP’ye, 1989’da SHP’ye yöneldiğini hatırlattı. Özgür, dünyada en çok seçimin yapıldığı yıl olan 2024’te tek sürprizin Türkiye’deki yerel seçimlerden çıktığını söyledi ve konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bağlarsak, Tera finansal sistemde yaşanan bir rejim krizidir. Rejimin finans kaynakları artık dünya konjonktüründe sürdürülemez hale geldi. ABD’den ‘Sen çözemiyorsan ben seni patlatırım’ diye bir uyarı geldi, ‘Siz bunu çözün’ dendi. O laf denildikten sonra bu iş patladı. Şimdi bu işin enkazı bize kaldı. Bu enkazı temizlemek, siyaset bağlantılarını bulmak kolay değil. Buna karşı bir toplumsal mücadele örgütlemek de kolay değil, çünkü çok rejim içi bir şey. Ama çok fazla insanı mağdur ettiği için onu alıyorlar, bunu tutukluyorlar; kafalarına göre bir çözüm bulana kadar biraz kaosla götürmeye çalışıyorlar.”


RIZA ÜRETEMEDİKÇE BASKI ARTIYOR

Ankara TAKSAV’da düzenlenen "Yeni Dünyada Yönelimler, Eğilimler, Yollar Tartışmaları" etkinliğinde Seyhan Erdoğdu, İbrahim Varlı, Galip Yalman ve Hayri Kozanoğlu yer aldı.

Etkinlikte "Toplumsal Muhalefet, Direniş ve Yeniden İnşa" başlığı altında konuşan Galip Yalman, kapitalizmin alternatif yaratamadığı ölçüde neoliberalizmi yeni mekanizmalarla sürdürdüğünü vurguladı. Yaşanan sürecin iyi tahlil edilmesi gerektiğini belirten Yalman, “Biz 1980’den beri aslında otoriter bir devlet biçimi içinde yaşıyoruz. Emek dünyasının baskılandığı, sermaye lehine düzenlemelerin yapıldığı ama sermayenin farklı kesimleri arasında çeşitli çıkar çatışmalarının olduğu bu koşullarda birleşik muhalefet mücadelesinin nasıl verileceği ve hangi asgari müştereklerde buluşulacağı üzerinde durmak gerekir” ifadelerini kullandı

Hayri Kozanoğlu ise kapitalizmin küresel ve yapısal bir kriz içinde olduğunu belirterek solun mücadele zeminini sınıf sömürüsü, emperyalizm, ekolojik kriz ve demokrasi eksenleri üzerinden kurması gerektiğini dile getirdi. Kozanoğlu, gelir dağılımı bozuldukça talep yetersizliği doğduğunu, kamu zayıfladıkça emperyalist müdahalelere başvurulduğunu ve rıza üretilemediğinde baskıcı rejimlerin öne çıktığını söyledi.

FON KRİZİ OYLARI DÜŞÜRDÜ

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, fon krizinin partisinin oy oranlarına etkisine ilişkin dikkat çeken bir iddiada bulundu. Tayyar, Saray’a sunulduğunu öne sürdüğü özel bir ankette AKP’nin oy kaybının yüzde 6 civarında gösterildiğini belirtti. Benzer iddialar başka anketlere de yansıdı.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net