Televizyon haberciliğine uzanan kariyer yolculuğunuzda farklı yayın kuruluşlarında önemli deneyimler edindiniz. Bugün geriye dönüp baktığınızda, mesleki bakış açınızı en çok şekillendiren dönüm noktaları neler oldu?

Mesleki anlamda beni en çok geliştiren şey farklı sahalarda, farklı insanlarla ve farklı şartlarda çalışmak oldu. Özellikle kriz ve sıcak haber deneyimleri, habere sadece ekranda gördüğümüz kısmıyla değil, arka planıyla da bakmayı öğretti. Zaman içerisinde şunu öğrendim; iyi muhabir sadece kameranın karşısına geçip anlatan kişi değil, sahada doğru soruyu sorabilen, doğru bilgiye ulaşabilen ve yaşananları izleyiciye en anlaşılır şekilde aktarabilen kişi.

Kahramanmaraş depremleri, Hamas–İsrail savaşını ve Suriye’deki tarihi gelişmeleri sahada takip ettiniz. Böylesine kritik olayların merkezinde görev yapmak hem habercilik reflekslerinizi hem de olaylara bakışınızı nasıl etkiledi?

Böyle olayları sahada takip etmek insana hem gazetecilik hem de hayat açısından çok şey öğretiyor. Deprem bölgesinde insanların yaşadığı acıya, savaş bölgelerinde ise çatışmaların insanlar üzerindeki etkisine doğrudan tanıklık ettim. Bu tür zamanlarda haberin sadece bir görüntüden veya başlıktan ibaret olmadığını daha iyi anlıyorsunuz. Yaşananları aktarırken hem hızlı hem de çok daha dikkatli olmanız gerekiyor. Bu deneyimler bana olaylara mümkün olduğunca sakin, objektif ve insan odaklı bakmayı öğretti.

Sıcak haberlerin peşinde koşan bir televizyon habercisi olarak, hızla gelişen olaylarda doğru bilgiyi teyit edip izleyiciye güvenilir şekilde aktarmanın en büyük zorlukları neler oluyor?

En büyük zorluk hız ile doğruluk arasındaki dengeyi kurabilmek. Sıcak haberde herkes ilk bilgiyi vermek istiyor ama teyit edilmemiş bir bilgiyi ilk veren olmanın çok da anlamı yok. Benim için önemli olan, mümkün olduğunca farklı kaynaklardan bilgiyi doğrulamak ve sahadan gelen bilgiyi kontrol etmek. Bazen birkaç dakika geç kalmak, yanlış bir bilgiyi milyonlarca kişiye ulaştırmaktan çok daha değerli.

2025 yılından bu yana Haber Global bünyesinde görev yapıyorsunuz. Bu süreçte kurumun yayın anlayışı ve ekip çalışması, televizyon haberciliği yaklaşımınıza nasıl katkı sağladı?

Haber Global’de çalışmak, ekip çalışmasının televizyon haberciliğinde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmemi sağladı. Bir haberin ekrana gelmesi sadece muhabirin yaptığı bir iş değil. Kameramandan editöre, yönetmenden haber merkezine kadar birçok kişinin ortak emeği var. Bu süreç içerisinde hem hız hem de haberin niteliği konusunda kendimi geliştirme fırsatı buldum. Özellikle sıcak haberlerde sahadaki muhabirle haber merkezinin aynı anda hareket edebilmesi çok önemli.

Televizyon haberciliği alanında kariyer hedefleyen gençlere, özellikle saha muhabirliği konusunda hangi tavsiyelerde bulunursunuz? Bu meslekte başarılı olabilmek için sizce hangi nitelikler öne çıkıyor?

Genç meslektaşlarıma öncelikle sahadan korkmamalarını tavsiye ederim. Saha muhabirliği masa başında öğrenilecek bir meslek değil. Yaşayarak, gözlemleyerek ve zaman zaman hata yaparak öğreniyorsunuz. Meraklı olmak, iyi soru sormak, insanlarla doğru iletişim kurabilmek ve zor anlarda sakin kalabilmek çok önemli.

Bir de mümkün olduğunca çok insan tanımalarını öneririm. Çünkü gazetecilikte tanıdığınız her insan, farklı bir bilgiye, farklı bir bakış açısına ve bazen hiç beklemediğiniz bir habere açılan bir kapı olabilir. Her insanın ayrı bir hikâyesi, ayrı bir çevresi ve size katacağı farklı bir şey var. Bu yüzden insan tanımak, sadece sosyal anlamda değil, mesleki anlamda da gazetecinin en büyük kazanımlarından biri.
Bütün bunların yanında teknolojiyi ve sosyal medyayı takip etmek de artık gazeteciliğin önemli bir parçası. Ama bence hepsinden önemlisi güvenilir olmak. Çünkü bir muhabirin sahip olduğu en değerli şey, izleyicisinin ve meslektaşlarının ona duyduğu güven.