Nihal Candan ve kız kardeşi Bahar, fark edilmek için her şeyi yaptılar. Yarışmalara katıldılar, yetmedi, öne çıkmak için de her yolu denediler. Olağanüstü pahalı otel süitlerinde yaşamlarıyla dikkat çekmeye çalıştılar. Nihal’in ölüm döşeğindeki kıyafeti bile o hayatın ve hedeflerin manifestosu gibiydi. Genç kızlara ve erkeklere ders olur mu? Sanmam. Çünkü başka zamanlar yaşıyoruz. Varlığınızın ancak lüks bir çanta ya da cömert bir Dubai seyahati ile onaylanacağı bir dönemdeyiz. Nihal gibi genç kadınlar üzerinden para kazanıp, arkasını dönen Acun Ilıcalı’ya denk gelebilirsiniz. Sistem alır ve sizi çiğner.

Semra Sezer’i hatırlıyor musunuz? En önemli davetlere bile mütevazı kıyafetlerle katılırdı. Şimdi sosyal medyada evlilik teklifleri, kına geceleri ve baby showerlar ile bir hayat yaşıyoruz. Nihal Candan bir prototipti o dünyada. Cezaevi günlerinde, “orada yok olmak istiyorsunuz” demişti. Hayatla tek bağınız lüks nesneler ise başka ne beklenebilir ki? Nihal, yaşamı ve ölümüyle bize o dünyaya dair çok şey anlatarak gitti.

James Webb Uzay Teleskobu ise dünyaya dair bambaşka şeyler anlatıyor. Evrenin sırlarının henüz çözülemeyeceğini düşünerek üzülüyorum. Bu gezegende merak ettiğim, heyecanlandığım hiçbir şey kalmadı. İnsanoğlunun bu akıl almaz başarısının her adımını takip ediyorum. Ancak burada, burnumuzun ucunu göremiyoruz. Putin, “Üçüncü Dünya Savaşı ihtimali artıyor” dedi. İktidar sahipleri, “geride bir şey bırakmayalım” dercesine, her şeyi yakalım demiş gibi görünüyor.

Erdoğan, sağlıklı yaşam konusunda sırlarını açıklarken Emine Hanım’ın, “şiir gibi yaşıyoruz” demesi dikkat çekici. Yoksullar o zaman da yoksuldu, atanamayan gençler evlerine mahkumdu. Bebekleri bombalayıp zeytin ağaçlarını yok ediyoruz. Her şey sadece bir selfie uğruna. Nihal, güle güle!