Türkiye triko sektörünün katma değer ve kalite anlamında dünya sıralamasında zorlandığı, ancak fiyat rekabetinde başarısız olduğu ifade ediliyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Triko Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Turgay Akşahin, büyük perakende markalarının Türkiye'den çekilmeye başladığını belirtti. Akşahin, bazı markaların üretimlerini tamamen İtalya'ya kaydırdığını, diğerlerinin ise Çin, Bangladeş ve Kuzey Afrika'yı tercih ettiğini söyledi. Türkiye'nin özelliğinin kalmadığını ve fiyatlarının Avrupa'nın önüne geçtiğini vurguladı.

Akşahin, Türkiye'nin hızlı termin avantajını geri kazanmak için harekete geçilmesi gerektiğini belirtti ve sanayicilerin sektöre özel kur düzenlemesi talep ettiğini ifade etti. Ayrıca, Mısır, Cezayir ve Tunus gibi ülkelerin Türkiye için tehdit oluşturduğunu, Portekiz'in çorap ve triko sanayisinde Türk üreticisine rakip haline geldiğini belirtti.

İhracatın azalmasıyla birlikte üretim kapasitelerinin düştüğüne dikkat çeken Akşahin, hazır giyim ve tekstil piyasasının durumunu, bir fabrikada görülen 1 milyon adet üretimden 200-300 bin adetlere düşüş olarak özetledi. Mağaza kiralarının arttığını ve halkın alım gücünün düştüğünü söyleyen Akşahin, birçok firmanın konkordato ilan ettiğini veya üretimden çekildiğini ifade etti.

Ayrıca, Türkiye'deki döviz kuru politikasının ihracata zarar verdiğini belirtti. Akşahin, euronun en az 80 lira olması gerektiğini, kur desteğinin yetersiz kaldığını söyledi. Tekstil ve hazır giyim sektöründe markalaşma sorununa da değinen Akşahin, üreticilerin fason üretim kıskacından kurtulamadığını belirtti. Ekonomik maliyetlerin ve istihdam kaybının devam etmesi durumunda 2026 yılının bir kırılma noktası olacağını ifade etti.

Son olarak, nitelikli personel kaybının sürdüğünü ve yönetici kadroların dağıldığını belirten Akşahin, kolektif bir çalışma kültürü oluşturmanın önemine değindi ve üreticilerin ortak bir ihracat platformu kurabileceğini söyledi.