Tuğçe ÇELİK
“Gerçekliği Anlatmak İçin Gerçeküstü Öğeler Kullanıyoruz”

- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında Ferit Karahan’ın “Cinlerin Düğünü” ve Emre Kavuk’un “Selma” filmleri gösterildi. Özcan Deniz’in yönettiği “Son Yemek” ise gala gösterimiyle seyirci karşısına çıktı. Gösterimlerin ardından aile içi çatışmalar, kadınların toplumsal rolleri, sosyal medyanın etkileri ve sinema sektörünün koşulları tartışıldı.
‘GERÇEKLİK O KADAR SERT Kİ’
Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan “Cinlerin Düğünü”, uzak bir Anadolu köyünde yıllar sonra bir araya gelen dört kardeşin geçmişleriyle yüzleşmesini konu alıyor.
Yönetmen Ferit Karahan, filmin çıkış noktasını “Kendi karanlığıyla yüzleşemeyen insan, kendi kaderini aşabilir mi?” sorusuyla açıkladı. Önceki filmleri gibi bu yapımın da kişisel hafızasından beslendiğini belirten Karahan, “Hafızaya benzer çalışan bir kaos yaratmak istedim. Bütün film, insanı bir kâbus olarak yakalasın istedim” dedi.
Karahan, anlatısında gerçeküstü öğelere yer vermesini ise “Yaşadığımız coğrafyada gerçeklik o kadar sert ki gerçeküstü öğeler katmadan anlatamıyoruz gerçekliği” sözleriyle açıkladı.
Filmde Ceren karakterini canlandıran Demet Özdemir, kadınların aile içinde üstlenmek zorunda bırakıldığı sorumluluklara dikkat çekti. Annesinin ölümünün ardından henüz çocukken ailenin bakım yükünü üstlenen Ceren’in yaşadıklarını anlatan Özdemir, “Kadınların yaşadığı sıkıntılar, verdikleri var olma mücadelesi bir coğrafyayla ilgili değil” dedi. Karakterinin kabullenişinin zamanla direnişe dönüştüğünü belirten oyuncu, “Benim için Ceren müthiş bir direniş örneği” ifadelerini kullandı.
SOSYAL MEDYADA SUÇ VE SEYİRCİLİK
Emre Kavuk’un yönettiği “Selma”, oyunculuk kariyerinde istediği başarıya ulaşamayan Neslihan’ın, internet fenomeni arkadaşlarıyla para kazanmak amacıyla Alzheimer hastası Selma’nın yaşamını gizlice yayımlamasını anlatıyor.
Senarist Mehmet Kavuk, karakterleri yalnızca suçlu olarak göstermeyi tercih etmediklerini belirterek sosyal medyanın tanınma arzusunu ve linç kültürünü besleyen yapısına dikkat çekti.
Senarist Ferat Emen ise filmin temel sorusunu, “Ben izlediğim suçun ne kadar ortağıyım?” sözleriyle açıkladı. Emen, sosyal medyanın suç, ahlak ve hukuk kavramlarının sınırlarını değiştirdiğini savundu.
Oyuncu Nilsu Yılmaz, insanların görünür olma isteğini sorguladıklarını belirtirken Öykü Güven, “Herkes, hayatının yaşandığını onaylattırmak istiyor. Ama sosyal medya aynı zamanda yalnızlaştıran bir şey” dedi.
‘SİNEMA DAHA ÖZGÜR BİR ALAN’
Festivalde Özcan Deniz’in yönettiği ve Öykü Karayel ile başrolünü paylaştığı “Son Yemek” filminin galası da yapıldı. Gösterimin ardından Deniz, Karayel, Helin Kandemir ve Esra Ruşan seyircilerle buluştu.
Hem yönetmenlik hem oyunculuk yapmanın zorluklarını anlatan Deniz, televizyon projelerinde artık yer almak istemediğini açıkladı.
Deniz, “Hayatımdan artık televizyonu çıkarttım, diyebilirim; televizyon olmayacak” diyerek sektördeki içerik üretim koşullarını eleştirdi. Televizyonda istenilen içeriklerin üretilmesinin giderek zorlaştığını belirten Deniz, “Sinema daha özgür bir alan” dedi. Televizyondaki üretim anlayışında ticari koşulların ve seyirci taleplerinin de belirleyici olduğunu ifade etti.



