Cumhuriyetin 103. yaşını kutladığımız ve onun kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 88. yılında anmaya hazırlandığımız bugünlerde; ilginç siyasal gelişmeler yaşanıyor. Bu ülkenin barışçı ve duyarlı yurttaşları olarak bizlerin de bütün bu gelişmeleri dikkatle izlememiz ve doğru değerlendirmemiz gerekiyor. ABD’de bugün yapılan ara seçimler de büyük önem taşıyor.
‘Acep Nedendir?’

Bir yandan, kendi halklarının onayını bile alamayan Trump, Netanyahu gibi savaş yanlısı liderler yeni hesaplar yapıp yeni planlar hazırlıyorlar. Diğer yandan, Sırbistan ve Brezilya’da otoriter anlayışlar seçimleri kaybediyor. Böylesi karmaşık bir süreçte, emperyalizme karşı başarılmış ulusal kurtuluş mücadelesi ile kurulan bir ülkenin yurttaşları olarak daha dikkatli ve özenli olunması gerektiğini düşünüyoruz.
YEMEN ELLERİ
Günümüzün kuşakları olarak 1. Dünya Savaşı’nda Yemen ellerinde kırdırılmış ve çok canlar kaybetmiş kuşakların devamıyız. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız. Yemen denince yürek tellerimizin titremesi ve belleğimizdebilincimizde ilginç çağrışımlar oluşması, işte bundandır.
Örneğin, adını onurla taşıdığımız dedemiz Mehmet Şakir Örs, Yemen ellerine asker olarak gitmiş. Kendisinden uzun süre haber ve bilgi alınamamış. Ailemizin o dönemdeki mensupları, kendisinin savaşta öldüğünü düşünmüşler. Umudu kesince de vefat ritüellerini yerine getirmişler. Oysa dedemiz savaşta İngilizlere esir düşmüş. Uzun süre sonra serbest kalınca da memleketine dönmüş.
‘GİDEN GELMİYOR’
İşte dedemizin bu ilginç öyküsü gibi, Anadolu nice ilginç insan hikâyeleri ile doludur. Öyle ki dedemiz esarette, İngiliz askerlerden derdini anlatacak kadar İngilizce bile öğrenmiş. Onu küçük yaşlarımdan hayal meyal hatırlıyorum. Keşke o ilginç anılarını bizzat kendisinden dinleyip yazabilme olanağı bulabilseydim diye de hep düşünürüm.
“Giden gelmiyor” diyerek dönemin zorlu koşullarına vurgu yapan Yemen türküsü, ailemizde de işte böyle acılara dokunur: “Havada bulut yok, bu ne dumandır? / Mahlede ölüm yok, bu ne figandır? / Şu Yemen elleri ne de yamandır / Anu Yemen’dir gülü çemendir / Giden gelmiyor acep nedendir?”
MEKKE ANLAŞMASI
Bütün bunları anımsayıp düşünmemize ve yazıya dökmemize, Mekke Anlaşması’nın bugün TBMM gündemine gelmesi neden oldu. Yemen ellerinden ve oralara asker gönderilmesinden yine söz açılması, doğrusu bizi derinden yaraladı! Çünkü aynı ismi taşıdığımız rahmetli dedemizin ve aile büyüklerimizin geçmişte yaşadıkları acılar, günümüzde de yaşanmasın istiyoruz.
Bizi en çok yaralayan da CHP’nin butlancı yönetiminin Mekke Anlaşması’na destek ve onay vermesi oldu. “Yurtta barış, dünyada barış” şiarının yaratıcısı olan bir liderin kurduğu partinin görünürdeki yöneticileri, nasıl böyle bir tavır alabilir? Ayrıca iktidarın seçim planına destek vereceklerini şimdiden ilan etmeleri de butlanın siyaset pratiğinde ne anlama geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
TRUMP’IN JANDARMASI MIYIZ?
Aslında çok zor ve zorlu bir coğrafyada bulunuyoruz. Uluslararası emperyal güçlerin bin bir hesap yaptığı ve saldırılar düzenleyip savaşlar çıkardığı bir dönemde, her zamankinden çok daha dikkatli olunması gerekiyor. Emperyalizmin oyunlarına gelinmemelidir.
“Yedi düvel”e karşı mücadele ile kurulmuş Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladığımız bugünlerde; yaşananları ve yaşanacakları, akılcı, gerçekçi biçimde değerlendirmek gerekiyor. Emperyalizmin ve Trump’gillerin jandarmalığına soyunmamalıyız. Onların Ortadoğu’daki çıkarlarına ve hesaplarına alet olmamalıyız.
BARIŞÇI DIŞ POLİTİKA
Oyunları ve hesapları bozmanın yolu, barışçı bir dış politikadan geçmektedir. Türkiye’nin tarafı olmadığı savaşlara ve çekişmelere sürüklenilmemelidir. Ülkemizi yaşanan bir savaşın tarafı haline getirebilecek anlaşmalardan uzak durulmalıdır. Ortadoğu’daki hesaplaşmalardan rol-pay kapma amaçlı sığ beklentilere ve tehlikeli oyunlara girilmemelidir.
Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve köklü geleneğinde barışçı bir dış politika anlayışı vardır. Cumhuriyetin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” özdeyişi bu yaklaşımın en özlü ifadesidir. Bu yaklaşıma koşut olmayan olası gelişmeler, her daim, tıpkı Yemen Türküsü’nde olduğu gibi, “acep nedendir?” diye sorgulanmalıdır.


