“Beni de içeri atsınlar.” Bir baba, aylar içinde ikinci kez tutuklanan oğlunun ardından söylüyor bunu. Dışarıda içerinin yakını olmanın ağırlığı sesine yansıyor.
‘Geçecek’

Haber şu: Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine ifade vermek üzere kendi iradesiyle gittiği Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınan BirGün muhabiri İsmail Arı, çıkarıldığı hâkimlikçe tutuklandı.
İsmail elbette içeriden daha güçlü çıkacak. Ama işte o zamana kadar en sevdikleri de ayrı bir hapislik süreci yaşayacak. Bu nedenle, İsmail’in eşini ve babasını aradım. Yorgun bir sesle anlatmaya başladı eşi Dila Arı: “İfade vermek hayatımızda günlük bir rutindi. İsmail son zamanlarda bana söylemiyordu bile. Endişelenmemi de istemiyordu. O gün de bahsetmedi, gün içinde konuşmamızda her zamanki yoğunluğundan bahsetti. Sonra birden avukatı aradı ve ‘İsmail gözaltında’ dedi.”
Dila tutuklama beklemiyordu, öyle ya daha haziran ayında cezaevinden çıkmıştı İsmail Arı: “Şaşkınlık içerisinde gazeteye gittim. Nispeten daha rahattık. Hiç normal değil ama, en fazla adli kontrol verilir diye düşünüyorduk. Kesinlikle beklemiyordum tutuklama.
Savcı İsmail’i tanıyordu, daha önce de ifadelerini almıştı. İsmail kendi ayağıyla ifade vermeye gitmişti. Buna rağmen, ifade bittikten kısa bir süre sonra tutuklama talep edildi. O andan sonra, iş bambaşka bir hale doğru gitti bizim için.”
Daha evliliğinin ikinci yılında hayat arkadaşının iki kez tutuklandığını gören bir eşti Dila: “Avukatların ellerini yana açıp ‘Tutuklandı’ demesiyle öğrendim. Mahkeme çıkışında İsmail büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Ve evet biz şu an öfkeli değil, çok bıkkınız. Sarıldık; üzülme, dedi bana. Geçecek, dedi. Seni seviyorum; kendine iyi bak, dedi. Böyle vedalaştık.”
Ve baba Veli Arı... Emekli olmasına rağmen çocuklarının geleceği için çalışan bir emekçi. İsyan içindeydi sesi: “Bu ülkede tırnak ucu kadar adalet yok. Hırsızlar dışarıda, benim oğlum suçsuz yere içeride. Doğruları söyleyeni dokuz köyden kovarlar, diye bir söz var; onu yaşıyor benim oğlum. Oğlumun bir suçu yok. Boşuna mı okuttum bu çocuğu? Bu ülkeye faydalı olsun diye okuttuk. Ama sonuçta dönüp dolaşıp iki kez genç yaşında cezaevine giriyor.
Bu dünyanın üstü varsa altı da var; beni de içeri atsınlar. Vallahi hepimiz çok kötüyüz.”
Bir eşin vedalaşırken kurduğu “Geçecek” sözü ve bir babanın gözyaşındaki isyan... Cezaevi avluları sadece özgürlüğü değil, sevdiklerin ortak edilen hapisliğini de saklar. Ama işte o şiirdeki gibi sorarsam; bedel de zindan da hasret de hep bize mi düşer usta?




