TARİH, 28 Mayıs 1897. İstanbul Boğazı’nın en güzel semtlerinden Yeniköy’ün Panayia Mahallesi’nde Nikolaos ve Sevasti Mumcis, kızları Carolina’yı Paşabahçeli bakkal Antonios Angelidis ile evlendirmek üzere papaz ve muhtar huzurunda bir sözleşme hazırlatır.
129 Yıl Sonra Açılan Çeyiz Sandığı

Senette yetmiş Osmanlı lirasının yanı sıra on iki havlu, on iki keten masa örtüsü, üç yünlü elbise, bir kürk, bir ayna ve bir sandık kayıt altına alınır.
Carolina’nın yeni hayatının, kuracağı yuvanın garantisidir bu sözleşme ve çeyiz sandığı. Peki bir çeyiz sandığı, içine bin bir emekle ve özenle konulan eşyadan mı ibarettir. Ya evlenecek genç kızın korkuları, endişeleri, umutları... Onlar da sığar mı o küçücük sandığa?
Sözleşmenin yapılmasından, çeyiz sandığının hazırlanmasından tam 129 yıl sonra aynı mahalledeki Panayia Rum Ortodoks Kilisesi’nin bahçesinde bir tiyatro oyununda sandık tekrar ortaya çıktı ve bütün bu sorulara cevap arandı.
İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında prömiyeri yapılan ‘Bir Çeyiz Sözleşmesi’, seyirciyi 129 yıl öncesinin Yeniköy’üne götürdü.
Elif Özge Maltepe’nin yazdığı, Murat Daltaban’ın yönettiği oyun, Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi’nin bahçesinde ilk kez sahnelendi.
Orhan Türker’in arşiv çalışmasından hareketle kaleme alınan oyun, bir evlilik törenini değil, evliliğin maddi ve toplumsal koşullarını kayıt altına alan belgeyi sahneye taşıyor. Çeyiz üzerinden mülkiyet, emek, korku ve kadınların toplumsal konumu sorgulanıyor.
Oyunun en dikkat çekici özelliklerinden biri, sahnelendiği mekânla kurduğu ilişki. II. Mahmud’un fermanıyla kurulmuş Yeniköy Panayia Kilisesi, yalnızca bir gösteri alanı değil, anlatılan hikâyenin tarihsel tanığı olarak da oyunun parçasına dönüştü.
Paşabahçeli bakkal Antonios Angelidis’in kürek çekerek geldiği Yeniköy’deki Panayia Kilisesi’nin bahçesinde yapılan sözleşmenin şahitleri ve düğünün davetlileri bu kaz seyircilerdi.
Geleneksel bir düğün canlandırması yerine, geçmişten bugüne ulaşan bir belgenin okunması ve yorumlanması üzerine kurulan yapımda seyirci, bir törenin davetlisi olmaktan çok geçmişin tanığı oldu. Kilisenin taş duvarları, mekânın akustiği ve insan sesi, sahnelemenin temel unsurları arasında yer aldı.
Gizem Güçlü, Metin Akdülger, Pınar Yıldırım, Selin Tâli ve Tan Temel’in rol aldığı oyunun hareket tasarımını Tan Temel, sahne ve kostüm tasarımını Deniz Göl, ışık tasarımını Cem Yılmazer, ses tasarımını Okan Temizarabacı üstleniyor. Yapımın tarihsel kaynakça çalışmasında ise Tanaş Angelidis’in imzası bulunuyor.
‘Bir Çeyiz Sözleşmesi’, bir aileye ait sıradan görünen bir evlilik belgesinden yola çıkarak İstanbul’un çok kültürlü geçmişine, toplumsal ilişkilerine ve yazılı belgelerde saklı kalmış insan hikâyelerine ışık tutuyor.
Metnin mekanla ilişkisi oyunun etkisini oldukça artırmış. Geçmiş ve bugünün iç içe geçtiği oyunun sahnelendiği salonun duvarında asılı bir tablo bile kendiliğinden bunun kanıtı gibi duruyordu. Bir masa başında oturmuş yemek yiyen insanların tasvir edildiği tablo sanki düğünden kalmış bir görüntü gibiydi.
TÜRKİYE’DEN DÜNYAYA YENİ BİR SES
TÜRKİYE’deki kültür hayatı için sevindirici bir haber, Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğinde Özyeğin Filarmoni Orkestrası’nın kurulması. Fiba Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Hüsnü Özyeğin’in öncülüğünde hayata geçirilen Özyeğin Filarmoni Orkestrası, ailenin 40 yıllık sosyal yatırım birikimini kültür sanat alanına taşıyor. Kuruluşla ilgili açıklamasında Hüsnü Özyeğin, “Dilerim ki orkestramızın sesi geniş kitlelere ulaşır ve gelecek kuşaklar için kalıcı bir mirasa dönüşür” diyor. Orkestranın sanat yönetmenliğini üstlenen Fazıl Say ise hedeflerini “Özyeğin Filarmoni Orkestrası ile hedefimiz, ‘Türkiye’den dünyaya bir ses’ olmak” sözleriyle özetliyor.
Fazıl Say, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye ve Avrupa’dan müzisyenleri bir araya getirecek Özyeğin Filarmoni Orkestrası’nın hedeflerini anlattı. Genç bestecilere ve orkestra şeflerine de alan açmak istediklerini belirten Say, farklı kuşaklardan sanatçıların ortak bir müzik tutkusu etrafında buluşmasının önemine dikkat çekti.
Türkiye ve Avrupa’dan müzisyenleri bir araya getiren 80 kişilik Özyeğin Filarmoni Orkestrası’nın hedefleri arasında Türkiye ve Avrupa turneleri, Türk bestecilerin eserlerinin kaydedileceği albüm çalışmaları bulunuyor. Özyeğin Üniversitesi’nde düzenlenecek konserler, açık provalar, ustalık sınıfları ve söyleşilerle klasik müziğin gençlerle buluşturulması amaçlanıyor. Kurum ayrıca eğitim, burs ve gelişim programlarıyla genç müzisyenleri desteklemeyi planlıyor.
İLK KONSER 9 KASIM’DA
Özyeğin Filarmoni Orkestrası, ilk konserini 9 Kasım’da saat 20.30’da İstanbul Lütfi Kırdar’da verecek. Davetiyeli olarak gerçekleştirilecek konseri Tianyi Lu yönetecek. Fazıl Say’ın solist, Hande Küden’in başkemancı olarak yer alacağı programda Beethoven’ın Egmont Uvertürü ile Say’ın Mother Earth Piyano Konçertosu seslendirilecek.
Orkestra, 26 Aralık’ta Volkswagen Arena’da düzenlenecek ‘İstanbul’un Sesleri’ konseriyle sezon programını sürdürecek. 2026-2027 sezonunda toplam yedi konser planlanıyor.




