Kısa vadeli dış borç tam 243,3 milyar dolar oldu.
243 Milyar Dolar Borç Var; Asıl Risk Kurda

Ama asıl mesele borcun büyüklüğü değil.
Asıl mesele bu borcun hangi faizle ve hangi kurdan çevrileceği.
Çünkü bu 243 milyar doların büyük kısmı yeni borçla çevrilecek.
Bankalar borçlarını sendikasyonlarla yenileyecek.
Şirketler dış borç bulmaya çalışacak.
Ticari borçlar yeniden döndürülecek.
Zaten bu yapılamazsa işleri çok zor olacak.
Bakın;
Borcun yaklaşık 112 milyar doları bankalara,
83 milyar doları şirketlere ait.
Geri kalanın önemli bölümü ise kamu ve Merkez Bankası tarafında; bir kısmı da banka dışı finans kuruluşlarında.
Ve borç çevrilebilse bile artık dünyada para ucuz değil.
ABD’de uzun vadeli faizler yüzde 5’in üzerinde.
Dolayısıyla bu faizlerle Türkiye’nin dolar cinsi borçlanma maliyeti yüzde 7–8 bandına tırmanıyor.
Yani para bulunsa bile bedeli çok ağır oluyor.
Şöyle söyleyeyim;
Geçmişte yüzde 4 faizle alınmış 10 milyar dolarlık bir borcun yıllık faizi 400 milyon dolar iken,
bugün aynı borcu yüzde 7 faizle çevirdiğinizde faiz yükü 700 milyon dolara çıkıyor.
Sadece faiz farkı 300 milyon dolar yani.
Üstelik tek sorun bu da değil.
Asıl tehlike kurda.
Reel sektörün 83 milyar dolarlık dış borcu olduğunu bir kez daha hatırlatayım ve olası bir kur hareketinde bu borç tam bir kâbus haline gelecek.
Özellikle geliri TL, borcu dolar ya da euro olan şirketler patır patır dökülecek.
Dolar yüzde 10 yükseldiğinde bile borç yükü kabaca yüzde 10 artan şirketin,
kur ikiye katlarsa borcu ne olur, hesabını siz yapın.
Üstelik aynı anda bu şirketlerin ithal hammadde ve enerji maliyetleri de artacak.
Yani olası kur şoku şirketlerin hem borcunu hem giderini katlayacak.
Kâr düşecek,
nakit akışı bozulacak,
şirket banka ve piyasa borçlarını ödeyemez hâle gelecek.
Bu durum takipteki kredi artışını da tetikleyecek.
Bankaların verdiği kredilerin kalitesi bozulacak.
Aynı zamanda banka bilançoları da bozulacak.
Durumu gören bankalar kredi verme konusunda daha isteksiz olacak.
Kredi bulamayan şirketler ise ayakta kalamayacak.
İşte bu nedenle kur şoku sadece şirketi değil,
hem bankaları hem de piyasadaki diğer aktörleri vuracak.
Üstelik bankaların da dış yükümlülükleri var.
Hem de tam 112,8 milyar dolar.
Banka alacaklarını tahsil edemezse bu borcu nasıl kapatacak?
Evet, bugün bankalar ve şirketler vadesi gelen dış borçlarını çevirebiliyor.
Ama olası kur şokunda,
işleri daha da zorlaşacak.
“İyi de kur şoku kaçınılmaz mı?” diyenler olabilir.
Şimdilik kaçınılıyor ama unutmayın;
Türkiye’nin döviz ihtiyacı sadece dış borçtan ibaret değil.
Ağustos itibarıyla 12 aylık cari açık 42,1 milyar dolara geldi.
Yani dış borçla birlikte toplam dış finansman ihtiyacı neredeyse 300 milyar dolara dayandı.
Üstelik cari açık üzerindeki baskı da devam ediyor.
Bu da döviz ihtiyacını artırıyor.
Al sana kur riskinin altyapısı.
Borç büyük.
Faiz yüksek.
Cari açık yüksek.
Enerji pahalı.
Ve bütün bunların ortak ihtiyacı aynı:
Döviz.
Şimdilik dış borçlar yenileniyor.
Ama 243 milyar doların sadece yüzde 10’u yenilenemezse yaklaşık 24,3 milyar dolarlık açık demek.
Yüzde 20’de bu rakam 48,7 milyar dolara,
yüzde 30’da ise yaklaşık 73 milyar dolara çıkıyor.
İşte o noktada devreye Merkez Bankası rezervleri giriyor.
Çünkü bankalar ve şirketler ihtiyaç duydukları dövizi dışarıdan bulamazsa;
sorun dönüp Merkez Bankası’nın önüne geliyor.
Kur yükselirse bunun faturası da sadece döviz borcu olanlara çıkmıyor.
İthal girdi pahalanıyor.
Enerji maliyeti yükseliyor.
Enflasyon yeniden baskı altına giriyor.
Merkez Bankası’nın faiz indirme alanı daralıyor.
Yani 243 milyar dolarlık dış borç;
kur, enflasyon, faiz, şirket bilançosu ve banka bilançosunu aynı anda ilgilendiren bir risk hâline geliyor.
Ve Türkiye aynı anda hem büyük bir dış borç stokunu çevirmek hem de cari açığı finanse etmek zorunda.
O yüzden benim sorduğum iki soru var:
Bir “Bu borcu kaça çevireceğiz?”
ve;
İki “Bu kadar döviz ihtiyacı varken kuru nasıl tutacağız?”
Çünkü sorun borcu çevirmekten çıkıp kur şokuna dönüşürse;
mesele artık sadece doların kaç lira olduğu değil,
o doların yükselirken şirketleri, bankaları ve en sonunda bütün ekonomiyi nasıl vuracağı olacak.


