Posta
Haber akışına dön

29 Ekim'in Gizli Öznesi: Asırlık Bir Aydınlanmayla Cumhuriyet'in Özgür Kadınları

29 Ekim'in Gizli Öznesi: Asırlık Bir Aydınlanmayla Cumhuriyet'in Özgür Kadınları

1

29 Ekim, yalnızca bir rejim değişkliğini değil Türk kadınının tarih sahnesinde özne olarak yeniden doğuşunu simgeliyor. Cumhuriyet’in ilanıyla yakılan meşale, Anadolu’nun cephelerinden bugün dünya biliminin, sanatının ve sporunun zirvesine uzandı.

2

Beyza Erdoğ[email protected]

29 Ekim 1923 tarihi, Türkiye’nin yönetim yapısını şekillendirirken toplumsal alanda da kapsamlı bir dönüşüm sürecini başlattı. Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadronun "Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir" yaklaşımı doğrultusunda gelişen bu yapı, kadının kamusal ve sosyal hayattaki konumunu yeniden tanımladı.

Bu dönemde kadına sağlanan haklar, sadece hukuki birer düzenleme olmanın ötesinde; Milli Mücadele yıllarında cephe gerisinde ve toplumsal dayanışmada aktif rol üstlenen Anadolu kadınının süreçteki katkısının ve emeğinin yasal zemine taşınması niteliğindeydi.

1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun ile ailede ve toplumda birey statüsü kazanan Türk kadını, 1934 yılında seçme ve seçilme hakkının tanınmasıyla birlikte dönemin birçok Avrupalı hemcinsinden çok daha önce karargâha, meclise ve karar mekanizmalarına adım attı. Ancak Cumhuriyet’in muhakkak ki asıl büyük kazanımlarından biri, kalıpları kıran bir kadın öncüler kuşağı yetiştirmesiydi.

3

İMKÂNSIZI BAŞARAN İLKLER: TABULARI YIKAN ÖNCÜ KADINLAR

Cumhuriyet’in ilk yıllarında harf inkılabı, karma eğitim ve akademi reformlarıyla yetişen kadınlar, toplumsal hayatın her alanında birer meşale gibi parlamaya başladı. Her biri kendi alanında sadece bir meslek icra etmedi; kendilerinden sonra gelecek kuşaklar için aşılamaz görünen duvarları yıktı.

4

SANATIN VE KİMLİĞİN CESUR SESİ: AFİFE JALE

Büyük toplumsal baskılara, yasaklara ve cezalara rağmen sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın tiyatro oyuncusu oldu. Sanatı için verdiği mücadele, bugün Türk tiyatrosunda ve yayıncılığında kadının varlığının en güçlü simgesi kabul ediliyor.

5

ADALET MEKANİZMASINDA KADININ SESİNİ YÜKSELTEN İSİM: SÜREYYA AĞAOĞLU

Türkiye’nin ilk kadın avukatı olarak mahkeme salonlarına adım attığında, adalet mekanizmasındaki eril dili kırdı ve binlerce kadın hukukçunun yolunu açtı. Kadını hayatın her alanında görmemizi sağlayan en önemli isimlerden biri şüphesiz ki Süreyya Ağaoğlu'ydu.

6

TIBBIN VE BİLİMİN ÖNCÜ MEŞALESİ: DR. SAFİYE ALİ

Türkiye’nin ilk kadın tıp doktoru olarak toplumsal sağlık politikalarında, özellikle anne ve çocuk sağlığı alanında çığır açan çalışmalara imza attı; tıp dünyasında kadının uzmanlığını kanıtladı. Bilimde Türk kadınının ağırlığını koymasını sağlayan Dr. Safiye Ali bugün dahi pek çok kadın tıpçıya umut ışığı olmaya devam ediyor.

7

SORBONNE’DAN AKADEMİYE UZANAN İRADE: PROF. DR. REMZİYE HİSAR

Sorbonne Üniversitesi’nden doktora derecesiyle mezun olan ilk Türk kadını sıfatıyla, Cumhuriyet’in bilime verdiği değerin canlı bir timsali oldu ve ülkemizde modern kimya biliminin temellerini attı. Türk kadınının gücünü dünyaya da gösteren Hisar, bilim dünyasında kadınların en önemli idollerinden biri kabul ediliyor.

8

GÖKYÜZÜNDEKİ CUMHURİYET İMZASI: SABİHA GÖKÇEN

Askeri havacılık tarihinin ilk kadın savaş pilotu olarak dünya tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Onun gökyüzündeki varlığı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme iddialarını ve özgüvenini küresel çapta tescilledi.

9

SİYASAL TEMSİLDE KÖYLÜ KADININ SESİ: SATI ÇIRPAN (SATİ KADIN)

1935 seçimlerinde TBMM’ye giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olarak, Anadolu kadınının siyasetin ve devlet yönetiminin tam merkezinde yer alabileceğinin simgesi haline geldi. Atatürk’ün “İşte mebus olacak kadın.” dediği Satı Çırpan, geleneksel toplumsal yapının hakim olduğu bir dönemde köye yaptığı katkıları, İstiklal Harbi sırasındaki erzak temini seferberliği ve kendi köyünde muhtar seçilmesi ile de Türk kadınının en başarılı temsillerinden biri olarak kabul edildi.

10

Türkan Saylan, Dilhan Eryurt, Halide Edip Adıvar, Halet Çambel... Daha ismi saymakla bitmeyen nice Türk kadını başarıları ile cumhuriyetin ilk yıllarından beri ülkemizi aydınlığa ve hep daha ileriye taşımaya devam etti.

11

İKİNCİ YÜZYILDA KÜRESEL İMZA: BİLİMDEN SPORA ASIRLIK MİRAS

29 Ekim 1923’te dikilen o ilk fidanlar, bugün dalları sınırları aşan devasa bir çınara dönüştü. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken Türk kadını, artık sadece ulusal sınırlar içinde değil, küresel ölçekte bilime, teknolojiye, sanata ve spora yön veriyor.

12

BİLİMİN SINIRLARINI ZORLAYAN CUMHURİYET KADINLARI

Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyesi olan fizik mühendisi Prof. Dr. Canan Dağdeviren; giyilebilir tıbbi teknolojiler, giyilebilir kalp pili ve kanser teşhisini kolaylaştıran buluşlarıyla dünya tıp literatürünü şekillendiriyor.

Prof. Dr. Özlem Türeci ise BioNTech’in kurucu ortaklarından biri olarak geliştirdikleri mRNA teknolojisiyle sadece küresel pandeminin seyrini değiştirmekle kalmadı, kanser araştırmalarında da insanlık tarihine yön vermeye devam ediyor.

13

Prof. Dr. Feryal Özel, NASA bünyesindeki çalışmaları ve Karadelik Görüntüleme (EHT) projesindeki liderlik rolleriyle astrofizik dünyasının en saygın isimleri arasında yer alıyor.

14

SPORDA İRADENİN VE DİSİPLİNİN SİMGESİ: "FİLENİN SULTANLARI"

Cumhuriyet’in kadına sunduğu fırsat eşitliği ve özgür hareket alanının en somut örneklerinden biri de spor sahalarında yaşanıyor. A Milli Kadın Voleybol Takımı (Filenin Sultanları), kazandıkları Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonluklarıyla sadece sportif bir başarıya imza atmadı; Türk kadınının azmini, kolektif gücünü ve cesaretini tüm dünyaya ilan etti.

15

Bireysel branşlarda; olimpiyat tarihimizin ilk kadın madalyasını kazanan judocu Hülya Şenyurt’tan, boksta ringin zirvesine çıkıp bayrağımızı dalgalandıran olimpiyat şampiyonu Busenaz Sürmeneli ile gümüş madalyalı Buse Naz Çakıroğlu’na, dünya ve Avrupa minderlerinin taçsız kraliçesi güreşçi Yasemin Adar Yiğit’ten, tekvandoda dünya şampiyonlukları sığdıran İrem Yaman ve Nafia Kuş Aydın’a kadar elde edilen şampiyonluklar, bu tarihsel yürüyüşün en güçlü halkalarını oluşturuyor.

16

GELECEĞİ AYDINLATAN SÖNMEYEN MEŞALE

29 Ekim, geçmişte yaşanıp kapanmış bir takvim yaprağı veya sadece takvimsel bir anma günü değildir. Kadının toplumsal, siyasal ve entelektüel alandaki varlığını her gün yeniden üreten canlı, dinamik bir ideadır.

Safiye Ali’lerin cesareti, Afife Jale’lerin tutkusu, Sabiha Gökçen’lerin kararlılığı; bugün laboratuvarlarda, uzay araştırmalarında, olimpiyat kürsülerinde, yönetim kurullarında ve sanat atölyelerinde yaşamaya devam ediyor. Cumhuriyet kadını, 100 yılı aşan köklü mirasından aldığı ilham ve sarsılmaz iradeyle yalnızca Türkiye’nin değil, çağdaş dünyanın geleceğini yazmayı sürdürüyor.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
posta.com.tr