ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde Donald Trump'ın düşen kamuoyu desteği, artan yaşam maliyetleri ve göç politikaları seçim gündeminin merkezine yerleşti. Cumhuriyetçiler Kongre'deki çoğunluklarını korumaya çalışırken Demokratlar, Temsilciler Meclisi ve Senato'da kontrolü ele geçirmek için yarışıyor.
ABD'de Ara Seçimlerin Kaderini Belirleyecek Üç Kritik Başlık Ne?

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyasının son aşamasında siyasi tartışmaların odağında yer alıyor. Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ankete göre Trump'ın kamuoyu desteği yüzde 31'e gerileyerek şimdiye kadarki en düşük seviyesine indi.
Trump, Florida, Iowa, Michigan ve Teksas'ta düzenleyeceği mitinglerle destekçilerini sandığa gitmeye teşvik ediyor. Başkan, seçim pusulasında kendi adı bulunmasa da seçmenlerden kendisi adaymış gibi oy kullanmalarını istiyor. Ancak Trump'ın kampanyadaki belirleyici rolü, Cumhuriyetçiler açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Başkanın tabanını harekete geçirme çabası destekçilerin katılımını artırabilirken, Demokrat ve bağımsız seçmenlerin de Cumhuriyetçilere karşı mobilize olmasına neden olabilir.
Demokratlar, Trump'ın hayat pahalılığını düşürme ve savaşları sona erdirme vaatlerini yerine getirmediğini savunuyor. Partinin hedefleri arasında yaşam maliyetlerini azaltmak ve Kongre'de çoğunluğu elde etmesi halinde yönetimi daha sıkı denetlemek bulunuyor.
Hayat pahalılığı seçmenin öncelikli gündemi oldu
Ara seçim kampanyasında seçmenlerin kararını etkileyen en önemli konuların başında ekonomik koşullar geliyor. Reuters/Ipsos anketine katılan kayıtlı seçmenlerin yarısı, oy tercihlerini belirlerken yaşam maliyetini en önemli unsur olarak gösterdi.
Sağlık hizmetleri, benzin, gıda ve konut giderleri de seçmenlerin öncelikli sorunları arasında yer alıyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, ekonomik tartışmaların siyasi kampanyalara daha fazla yansımasına neden oluyor.
ABD'de benzinin ulusal ortalama fiyatı galon başına 4,28 dolara yükseldi. Bu rakam, bir yıl önceki seviyenin 1,20 dolar üzerinde. Dizelin galon başına ortalama fiyatı ise aynı dönemde 2,70 dolar artarak 6,32 dolara çıktı.
Gıda fiyatları son bir yılda yüzde 1,8, konut fiyatları ise yüzde 2,1 yükseldi. Bu gelişmeler, hane halklarının bütçeleri üzerindeki baskıyı artırırken ekonomik politikaları seçim yarışının temel tartışma alanlarından biri haline getiriyor.
Cumhuriyetçilerin öne çıkardığı önemli yasal düzenlemelerden biri vergi indirimlerinin uzatılması oldu. Ancak bu düzenlemeyle Medicaid ve diğer sağlık programlarına yönelik harcamalarda yaklaşık 1 trilyon dolarlık kesinti yapılması da tartışma yarattı. Demokratlar ise geçen yıl süresi dolan ve 24 milyon Amerikalıyı etkileyen sağlık sigortası desteklerinin uzatılması konusunda yaşanan anlaşmazlık üzerinden Cumhuriyetçileri eleştiriyor.
Göç politikaları seçim yarışını sertleştiriyor
Trump yönetiminin göç politikaları, seçim öncesinde Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştiren bir diğer başlık olarak öne çıkıyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığının ön verilerine göre, ülkenin güneybatı sınırında yakalanan göçmenlerin sayısı, eski Başkan Joe Biden dönemine kıyasla yüzde 95 azaldı. Bakanlık ayrıca mali yıl boyunca Sınır Devriyesi tarafından göçmenlerin ülkeye bırakılmadığını bildirdi.
Buna karşın federal göçmenlik görevlilerinin Maine, Minnesota ve Teksas'ta karıştığı ölümcül olaylar tartışmalara yol açtı. Minnesota'da iki ABD vatandaşının hayatını kaybetmesinin ardından Demokrat adaylar arasında göç politikalarına yönelik eleştiriler sertleşti. Bazı adaylar dönemin İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem'in görevden alınmasını, bazıları ise Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) kaldırılmasını savundu.
Göçmenlik politikalarının finansmanı konusunda da iki parti arasında anlaşmazlık yaşandı. Cumhuriyetçiler, ICE ve Sınır Devriyesinin finansmanı için 70 milyar dolarlık bir yasa tasarısını tek taraflı olarak kabul ettirdi. Cumhuriyetçiler Demokratları açık sınır politikasını desteklemekle suçlarken Demokratlar yönetimin uygulamalarına tepki gösteriyor.
Minnesota'yı temsil eden Demokrat Kongre üyesi Ilhan Omar'ın Washington'daki evine federal göçmenlik yetkililerince baskın düzenlenmesi de tartışmaları büyüttü. Reuters'ın aktardığı bilgilere göre, soruşturmanın olası amaçlarından birinin Omar'ın ABD vatandaşlığını iptal ettirmek ve sınır dışı edilmesini sağlamak olabileceği öne sürüldü. Bu iddia, konuya ilişkin bilgi sahibi bir kişiye dayandırıldı.
Kongre'deki çoğunluk mücadelesi belirleyici olacak
Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da sınırlı bir çoğunluğa sahip. Demokratların her iki kanatta da kontrolü ele geçirebilmesi için ayrı ayrı net dört sandalye kazanması gerekiyor.
Seçimlerin sonucu, Trump yönetiminin politikalarını Kongre'de mevcut güç dengesiyle sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecek. Demokratların çoğunluğu elde etmesi halinde yönetim üzerindeki siyasi denetimin artması bekleniyor.
Yarışın sonucunda az sayıdaki kritik seçim bölgesinin belirleyici olması öngörülüyor. Bu nedenle ulusal düzeydeki tartışmaların yanı sıra eyaletlerdeki adayların kampanyaları ve seçmenlerin yerel öncelikleri de önem taşıyor.
Yapay zeka, kürtaj ve dış politika da gündemde
Ekonomi ve göç politikalarının yanı sıra yapay zeka, veri merkezleri, kripto para, kürtaj hakları ve İsrail politikası da bazı seçim bölgelerinde sonuçları etkileyebilecek konular arasında yer alıyor.
Ohio'daki Senato yarışında Demokrat aday Sherrod Brown, Cumhuriyetçi rakibi Jon Husted'i veri merkezlerinin genişlemesi üzerinden eleştiriyor. Kripto para sektörünü destekleyen bir siyasi komitenin Husted'in kampanyası için 46 milyon dolardan fazla harcama yapması da yarışın dikkat çeken gelişmeleri arasında bulunuyor.
Maine'de Demokrat aday Troy Jackson, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins'in geçmişte Yüksek Mahkeme yargıcı Brett Kavanaugh'nun onaylanmasına verdiği desteği gündeme taşıyor. Kürtaj hakkına ilişkin federal korumanın Yüksek Mahkeme tarafından kaldırılmasının ardından konu, eyalet düzeyindeki seçimlerde önemini koruyor.
Michigan'da ise İsrail yanlısı bir siyasi komitenin seçim harcamaları ve adaylara verdiği destek tartışılıyor. Bu gelişmeler, ara seçimlerde ulusal gündemin yanı sıra farklı eyaletlerdeki özel meselelerin de seçmen tercihlerini şekillendirebileceğini gösteriyor.


