Anadolu Ajansı
Haber akışına dön

ABD'deki Ara Seçimlerin Ardından Gözler Ekonomi Ve Ticaret Politikalarına Çevrildi

ABD'deki Ara Seçimlerin Ardından Gözler Ekonomi Ve Ticaret Politikalarına Çevrildi

ABD'de ara seçimlerde Demokratların, Temsilciler Meclisi ve Senatoda çoğunluğu kazanmasının ardından dünyanın en büyük ekonomisinin maliye ve ticaret politikalarının geleceği uluslararası yatırımcıların gündeminde öne çıkıyor.

AA muhabirlerinin Alman varlık yönetim şirketi DWS'nin ara seçimler öncesinde yayımladığı araştırmadan derlediği bilgilere göre, Kongre'deki siyasi dengelerin değişmesinin finansal piyasalara etkisinde kamu harcamaları, bütçe politikaları, gümrük tarifeleri, tahvil faizleri ve şirketlerin yatırım kararlarına ilişkin beklentiler önem taşıyor.

Demokratların, Kongrenin her iki kanadında çoğunluğu elde etmesiyle ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin görev süresinin kalan iki yılında yasama ve bütçe süreçlerinde Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki müzakerelerin öneminin artması bekleniyor.

DWS'nin yayımladığı "ABD Ara Seçimleri: Yatırımcıların Sorması Gereken 10 Soru" başlıklı araştırmada, seçim sonuçlarının finansal piyasalara etkisini değerlendirirken yalnızca Kongredeki siyasi dağılıma değil, yatırımcıların önceden fiyatladığı beklentiler ile ortaya çıkan sonuçlar arasındaki farklılıklara odaklanılması gerektiği belirtildi.

Araştırmaya göre, seçim sonuçlarının piyasalara etkisinde siyasi gelişmelerin ekonomik büyüme, enflasyon, şirket kazançları, faiz oranları ve risk primlerine ilişkin beklentileri ne ölçüde değiştirdiği önem taşıyor.

DWS, geçmiş seçim dönemlerinde siyasi sonuçların doğru tahmin edilmesinin finansal piyasaların yönünün de doğru öngörüleceği anlamına gelmediğine dikkati çekti.

Bu kapsamda, 2016 ABD başkanlık seçimlerinin ardından piyasalarda başlangıçta görülen düşüşün, yatırımcıların kurumlar vergisinde indirim beklentilerine odaklanmasıyla kısa sürede tersine döndüğü hatırlatıldı.

Araştırmada, Beyaz Saray ile Kongrenin farklı siyasi partilerin kontrolünde olmasının büyük ölçekli ekonomik düzenlemelerin yasalaşmasını zorlaştırabileceği ancak bunun kamu maliyesinde kendiliğinden disiplin sağlanacağı anlamına gelmediği vurgulandı.

DWS'ye göre, Kongrede siyasi ayrışmanın artması yeni mali programların kabul edilmesini güçleştirebilirken mevcut federal harcamaların önemli bölümü devam edebilir.

Kamu borcuna ilişkin faiz giderlerinin birikmeyi sürdürmesi ve yıllık bütçe müzakerelerinde mevcut harcama taahhütlerinin korunması, uzun vadeli borç sorunlarının çözümünü zorlaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Araştırmada, Kongrenin yıllık harcama yasaları üzerinde anlaşmak zorunda olduğu, bu nedenle siyasi ayrışmanın federal hükümetin finansmanına ilişkin anlaşmazlıklara ve kamu kurumlarının faaliyetlerinin geçici olarak durmasına yol açabilecek riskleri ortadan kaldırmadığı belirtildi.

Bu durumun, ABD Hazine tahvillerini değerlendiren yatırımcılar açısından gelecekteki bütçe açıkları, kamu borçlanması ve borçlanma maliyetlerine ilişkin beklentileri önemli hale getirdiği kaydedildi.

ABD borsalarında geçmiş seçimlerin ardından toparlanmalar görüldü

DWS'nin geçmiş ara seçim dönemlerini incelediği araştırmada, ABD hisse senedi piyasalarının seçimlerden önce genellikle zayıflama eğilimi gösterdiği, seçimlerin ardından ise toparlanmalar yaşandığı ifade edildi.

Araştırmada, ABD ara seçimlerinin ardından yatırımcıların takip etmesi gereken ekonomik başlıklar arasında gümrük tarifeleri, maliye politikaları ve şirketlerin faaliyetlerini etkileyen düzenlemeler de yer aldı.

DWS'ye göre, siyasi gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde, seçim sonuçlarının gelecekteki ekonomi politikalarını ve şirketlerin kazanç beklentilerini ne ölçüde değiştirebileceğinin dikkate alınması gerekiyor.

Araştırmada, siyasi gelişmelerin geniş piyasa endeksleri üzerinde sınırlı etki oluşturduğu durumlarda bile belirli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin maliyetleri ve karlılık beklentileri üzerinde daha belirgin sonuçlar doğurabileceğine işaret edildi.

Bu kapsamda, gümrük tarifeleri ve düzenleyici politikalara ilişkin olası değişikliklerin şirketlerin gelecekteki kazançları ve yatırımcıların risk değerlendirmeleri açısından önem taşıdığı belirtildi.

Araştırmada, ABD'deki seçimlerin ekonomik sonuçları açısından yapay zeka altyapısı ve veri merkezi yatırımlarının da önemli bir başlık oluşturduğu kaydedildi.

DWS'ye göre, yapay zeka yatırımlarına yönelik kararlar yalnızca federal yönetimin politikalarından etkilenmiyor.

Eyalet ve yerel yönetimlerin veri merkezi projelerine ilişkin planlama, altyapı bağlantıları ve izin süreçlerindeki yetkileri, teknoloji şirketlerinin yatırım kararlarında doğrudan rol oynuyor.

Araştırmada, yerel yönetimlerin veri merkezi projelerine ilişkin izin süreçlerini sıkılaştırmasının veya yatırımcılardan altyapı maliyetlerine daha fazla katkı talep etmesinin şirketlerin karlılık beklentilerini etkileyebileceği belirtildi.

Buna karşılık, yapay zekanın ekonominin genelinde verimlilik artışı sağlaması durumunda bu etkinin uzun vadede hisse senedi değerlemeleri açısından daha önemli hale gelebileceği ifade edildi.

DWS'nin araştırmasında, ABD ara seçimlerinin tahvil piyasalarına etkisinin değerlendirilmesinde ekonomik büyüme, enflasyon, kamu borçlanması ve faiz oranlarına ilişkin beklentilerin birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

Seçimlerin ardından kredi piyasalarında yaşanan hareketlerin siyasi sonuçlardan ziyade içinde bulunulan ekonomik döngü ve daha geniş makroekonomik gelişmelerle ilişkili olduğu kaydedildi.

Bu kapsamda, 2010'daki parasal genişleme, 2014'teki petrol fiyatı şoku ve ABD Merkez Bankasının (Fed) 2018'deki parasal sıkılaştırma süreci örnek gösterildi.

DWS'nin değerlendirmesinde, siyasi belirsizliklerin uzun vadeli tahvillerde yatırımcıların talep ettiği risk primlerini etkileyebileceği ancak bu etkilerin seçim gecesinden ziyade zaman içinde ortaya çıkabileceği ifade edildi.

Araştırmada, seçim sonuçlarının finansal piyasalar üzerindeki etkisini değerlendirirken siyasi gelişmelerden çok büyüme, enflasyon, şirket kazançları ve faiz beklentilerindeki değişimlere odaklanılması gerektiği vurgulandı.

"Bütçe, vergi düzenlemeleri ve kamu harcamaları artık Beyaz Saray ile Kongre arasında daha yoğun pazarlıklara konu olacak"

Konuya ilişkin AA muhabirlerine değerlendirmede bulunan Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanmasının Trump'ın ikinci dönemindeki karar alma sürecini değiştirdiğini belirtti.

Al, şunları kaydetti:

"Bütçe, vergi düzenlemeleri ve kamu harcamaları artık Beyaz Saray ile Kongre arasında daha yoğun pazarlıklara konu olacak. Demokratlar, gümrük tarifelerinin tüketici fiyatlarına etkisini, enerji şirketlerinin kazançlarını ve İran savaşının maliyetini gündeme taşıyacak. Seçmenin tepkisini anlamak için enerji piyasasına bakmak gerekiyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa, Amerikan doğal gazına yöneldi. Ardından ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları, Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatın aksaması ve enerji fiyatlarındaki sıçrama geldi.

Amerikan enerji şirketlerinin ihracat gelirleri yükselirken vatandaş daha pahalı benzin, motorin ve ulaştırma hizmetleriyle karşılaştı. Ham petrol üretimindeki güç, rafineri kapasitesi ve küresel fiyatlama nedeniyle tüketiciye ucuz akaryakıt olarak yansımadı."

Bu tablonun, Trump'ın dış politika tercihlerini Amerikan hane halkı açısından doğrudan bir geçim meselesine dönüştürdüğünü belirten Al, "Yeni Kongre, savaş harcamalarını denetlerken ticaret ve vergi politikalarında da başkanın hareket alanını daraltacak." şeklinde konuştu.

Al, Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamalarının partiler arası ortak çıkarların bulunduğu başlıklardan biri olmayı sürdüreceğini vurguladı.

2027'de piyasaların temel gündeminin Washington'daki siyasi çekişmenin bütçe, enflasyon ve yatırım kararlarına etkisi olacağını belirten Al, Kongrenin yeni harcamaları ve vergi düzenlemelerini sınırlamasının büyüme beklentilerini, doları ve tahvil getirilerini etkileyebileceğini açıkladı.

Bütçe anlaşmazlıklarının Amerikan kamu borcunun finansmanına ilişkin risk algısını artırabileceğini kaydeden Al, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Faizlerin yönünde enerji fiyatları belirleyici bir rol oynayacak. Hürmüz'deki aksamanın sürmesi petrol ve taşımacılık maliyetlerini yüksek tutarak enflasyonu besleyecek. Bu ortam, Fed'in faiz indirimlerini geciktirebilir. Enerji arzının toparlanması ise enflasyon baskısını azaltarak para politikasını rahatlatabilir.

Uluslararası yatırımlarda farklı sektörler farklı sonuçlarla karşılaşacak. Amerikan LNG ihracatçıları Avrupa talebinden yararlanırken enerji yoğun sanayiler yüksek maliyetlerle uğraşacak. Çin ile teknoloji rekabeti, yarı iletken ve kritik mineral yatırımlarını şekillendirecek. Avrupa'nın Amerikan enerjisine bağımlılığı ticari ilişkilerin önemini artıracak."

Al, Türkiye açısından petrol ve doğal gaz faturasının cari açık ve enflasyonla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, "ABD tahvil faizleriyle doların seyri de sermaye akımlarını etkileyecek. Bu yüzden 2027'nin kritik sorusu, Amerikan şirketlerinin küresel kazançlarıyla vatandaşların ekonomik refahı arasındaki açığın nasıl yönetileceği olacak." açıklamasında bulundu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
aa.com.tr