Haber Global
Haber akışına dön

ABD Askeri Gitmiyor, Barrack'ın Çıkışının Perde Arkası!

ABD Askeri Gitmiyor, Barrack'ın Çıkışının Perde Arkası!

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, "Osmanlı gitti, İngilizler gitti, biz gitmiyoruz" açıklaması, Washington'ın Orta Doğu'daki yeni güvenlik stratejisini gündeme taşıdı. Ancak Barrack'ın Mısır'ın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Savunma Anlaşması'na katılmamasını İsrail ve Yunanistan'la ilişkilerine bağlaması, Ankara açısından daha önemli bir jeopolitik tartışmanın kapısını araladı.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın 29 Ekim'de Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen CNN Global Perspectives toplantısındaki açıklamaları, Washington'ın Orta Doğu'ya ilişkin yaklaşımını yeniden tartışmaya açtı. Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgedeki güvenlik düzeninin ardından İngilizlerin geldiğini hatırlatan Barrack, ABD'nin ise bölgeden ayrılmayacağını söyledi. Amerikan yönetiminin artık bütün güvenlik sorumluluğunu tek başına üstlenmeyeceğini de belirten Barrack, bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Analistler ise bu açıklamaları, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri ve diplomatik etkisini korumak, bölgenin güvenliğinde ise müttefiklerine daha fazla sorumluluk vermek istediği şeklinde yorumluyor.

MISIR NEDEN DIŞARIDA?

Barrack'ın Türkiye açısından en dikkat çekici açıklaması ise Mısır hakkında oldu. ABD'li diplomat, Kahire'nin Mekke Savunma Anlaşması dışında kalmasını İsrail'le mevcut anlaşmasına ve Yunanistan'la güvenlik iş birliğine bağladı. Asıl dikkat çekici gelişme ise Mısır'ın son haftalardaki diplomatik ve askeri adımlarında görülüyor. Kahire yönetimi, 22 Eylül'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile savunma bakanları düzeyinde ortak açıklama imzaladı. Metinde Doğu Akdeniz'deki doğal gaz sahalarının, enerji altyapısının ve deniz ulaşım hatlarının korunması için askeri koordinasyonun güçlendirilmesi öngörüldü. Üç ülke, ortak tehditlere karşı hızlı hareket etme kabiliyetlerinin artırılmasında da uzlaştı.

ATİNA İLE HİZALANMA

Daha somut gelişme ise 26 Ekim'de yaşandı. Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Avrupa Birliği, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına karşı Birleşmiş Milletler'de ortak tutum aldı. Açıklamada anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğu savunuldu. Ankara ise bu itirazları reddederek deniz yetki alanlarına ilişkin politikasını savundu. Böylece Mısır, Türkiye ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini geliştirirken Doğu Akdeniz'in en tartışmalı başlıklarından birinde Yunanistan'la aynı pozisyonda yer aldı. Stratejistlere Barrack'ın Mısır'ın güvenlik bağlantılarına yaptığı vurgu, bu gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde ayrı bir önem kazanıyor.

SURİYE'DEKİ HASSAS DENGE

ABD'li diplomat, Ankara Büyükelçiliği görevinin yanı sıra Suriye ve Irak dosyalarını da yürütüyor. Türkiye açısından Suriye'nin toprak bütünlüğü, sınır güvenliği ve terör örgütü PKK/YPG bağlantılı yapıların geleceği temel başlıklar arasında bulunuyor. Uzmanlara göre SDG’nin Suriye yönetimine entegrasyon süreci önemli bir aşamaya ulaşsa da bölgedeki güvenlik sorunları henüz çözülmüş değil. Dürzi bölgelerinin geleceği ve İsrail’in bölgedeki politikaları belirsizliğini koruyor. Türkiye açısından en önemli konu ise Suriye’nin yeniden farklı güçlerin kontrolündeki bölgelere ayrılmasının önlenmesi.

PETROLDE ALTERNATİF ROTA

Barrack’ın adı, güvenlik ve diplomasi başlıklarının yanı sıra enerji projeleriyle de gündemde. Irak petrolünü Suriye üzerinden Akdeniz’e taşımayı hedefleyen yaklaşık 15 milyar dolarlık Kerkük-Banyas boru hattı projesinde, Barrack’ın geçmişte iş yaptığı yatırımcı Ziad Ghandour’un yönettiği TI Capital de yer alıyor. Uzmanlara göre projenin hayata geçmesi, Türkiye üzerinden geçen petrol hatlarına alternatif oluşturabilir. Bu durum, Ankara’nın bölgesel enerji taşımacılığındaki konumu ve Kalkınma Yolu Projesi açısından da önem taşıyor.

"İSTİKRAR SAĞLAMAZ"

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise Barrack’ın son açıklamalarına ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor: “Barrack’ın açıklamaları, ABD’nin Orta Doğu’dan çekilmek gibi bir niyetinin olmadığını gösteriyor. Washington bir yandan bölgedeki askeri ve siyasi etkisini korumak isterken diğer yandan güvenliğin maliyetini müttefiklerine yüklemeye çalışıyor. Ancak kararları ABD’nin verdiği, bedelini bölge ülkelerinin ödediği bir düzenin uzun vadede istikrar sağlaması mümkün değil. Türkiye’nin de bu süreçte kendi güvenlik ve enerji çıkarlarını ön planda tutması gerekiyor.”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
haberglobal.com